Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/12400 E. 2023/1365 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12400
Karar No
2023/1365
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/49 E., 2022/356 K. KARAR : Ret Taraflar arasında fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile sigortalılık süresinin iptali ve giderek yaşlılık aylığının yersiz olduğu iddiası ile davacı hakkında kurumca tahakkuk ettirilen borç nedeniyle Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı ... adına Av. ....... geldi. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, emekli aylığı alırken maaşının kesildiğini ve borç bildirim yazısı ile toplam 77.009,71 TL alacağın davalı tarafından istendiğini, müvekkilinin ... ünvanlı iş yerinde çalışmasının fiili olmadığının belirtildiğini, ancak müvekkili hakkında C.Başsav.ca yürütülen soruşturma sonunda koğuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin çalışmalarının fiili olduğunu beyanla, kurum işleminin iptaline, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenmeyen aylıkların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, cevap dilekçesinde özetle; SGK denetmeni tarafından hazırlanan raporda sigortalılığı bildirilen ..., ... ve ... in beyanlarının çelişkili olması, işverenin prim ödemesi yapmaması, vergi dairesi bildirimi yapmaması, işverenin kuruma gelmeyerek bilgi vermekten kaçınmasından dolayı bu hususun araştırılması istendiğini, bunun üzerine 27.02.2014 tarihinde rapor hazırlandığını, hazırlanan rapora göre davacının ... ünvanlı işyerindeki çalışmalarının fiili olmadığının tespit edildiğini, çalışmalarının iptal edildiğini, aylık bağlama şartları oluşmadığından aylığın durdurulduğunu, yersiz ödenen aylıklar için borç oluşturulduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, 02.06.2016 tarihli ve 2015/366 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararı ile "...Toplanan delilleri göre, davacı ile iş verenin baba oğul oldukları, iş yerinin 2004 yılı 9. ayında kanun kapsamına alındığı, davacının 2004 yılı 10. ayından itibaren noksansız olarak hizmetinin kuruma bildirildiği, iş yerinde davacı ile birlikte 2 çalışanın daha hizmetinin kuruma bildirildiği ancak iş veren ... tarafından çalışanlarının ad adreslerinin ve telefon numaralarının Sosyal Güvenlik denetmenliğinde ifade verdiği sırada bilinemediği, yine iş yerinden hizmeti bildirilen ... ve ...'in de işverenlerinin telefon numarası ve adresini bilmedikleri belirlenmiştir. vergi Dairesi yoklama fişinde iş veren işçi çalıştırmadığını beyan etmiştir. yine iş yerinden çalışması bildirilenler iş müfettişliğinde ve mahkemede alınan ifadelerinde çelişkili olduğu, gidilen yerler pazara çıkılan gün sayısı ve ücret konularında beyanlarında kısmen farklılıklar bulunduğu anlaşılmıştır. iş verenin ve işçinin karşılıklı olarak birbirlerinin telefon numaraları ve adresleri bilmemeleri kuşkulu bulunmuş ve bildirilen hizmetlerin gerçeği yansıtmadığı ve fiili olmadığı sonucuna varılarak subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk derece Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2015/366 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, 16.12.2019 tarihli ve 2016/17162 Esas, 2019/9886 Karar sayılı kararı ile, "....Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına dair karar verilmiştir. 3.Davacı vekili tarafından 29.01.2021 tarihli dilekçe ile Dairemiz kararında maddi hatanın bulunduğunu belirterek, kararın düzeltilmesi talep edilmesi üzerine, Dairemizin 20.12.2021 tarihli ve 2021/10862 Esas, 2021/16309 Karar sayılı kararı ile maddi hata talebinin kabulüne dair karar verildikten sonra "....Davacı, 2004/10 ile 28.08.2007 dönemleri arasında dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmaları da dikkate alınarak 02.10.2009 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını ancak Kurumun 2015 yılında dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmalarının fiili olmadığı gerekçesi ile çalışmalarını iptal ettiği ve aylığını kesip, yersiz ödenen aylıkları borç kaydettiğini, bu işyerinde geçen çalışmalarının gerçek olduğunu belirterek; aksine Kurum işleminin iptalini istemiştir. Mahkemece, beyanlardaki çelişkiler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmişse de, eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, hizmetleri iptal olunan dava dışı işveren nezdinde 2004/10 ile 28.08.2007 tarihleri arasında geçen çalışmaları da dikkate alınarak 02.10.2009 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumun 27.02.2014 tarihli raporu doğrultusunda, dava dışı işverenin 28.08.2007 tarihinde vergi mükellefiyetini terk ettiği, 2004-2007 yılları arasında işletme defterine hiç kayıt yapılmadığı, ücret ödeme bordrosu bulunmadığı, işçi bildiriminde bulunulmadığı ve sigortalıların çelişkili beyanlarından hizmetlerinin fiili olmadığı gerekçesi ile davacının dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmalarının iptal edildiği, yapılan işin seyyar satıcılık işi olduğu ve davacının ... ilinin ilçe pazarlarında satış yaptığını iddia ettiği ancak bu pazarlarda davacının çalışmasını bilebilecek kişiler dinlenmeksizin yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; davacının hangi ilçe pazarlarında satış yaptığı tespit edilerek, bu pazar yerlerinde davacının çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilip dinlenmeli ve işyeri sahibi olan ...’in seyyar bakkal olarak çalıştığı belirtildiğinden; ismine kayıtlı olduğu iddia edilen iki araç araştırılmalı davacının da ehliyeti olup olmadığı, ...’e ait araç plakasından nizalı dönemde adına kesilmiş trafik cezası olup olmadığı hususları araşıtırılmalı; öte yandan sigortalılık süreleri iptal olunan ... ve de ...’ün açmış olduğu dava dosyaları dosya arasına celp edilerek, incelenmeli; toplanan tüm deliller değerlendirildikten sonra; çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir." denilerek ilamda yazılı nedenler ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...... 4. İş Mahkemesi'nin 2018/174 Esas sayılı dava dosyası içerisinde yer alan davacı tanık anlatımlarından oğlu ile birlikte seyyar bakkaliye işleri yaptıkları, vergi kayıtlarında bu şekilde geçtiği, işyerinde iki tane işçinin bulunduğu, işçilere aylık 400 ya da 500 TL ücret verdikleri, ayrıca işçilerin ihtiyaçları karşıladıkları, işçilere haftanın 2 günü izin verdikleri şeklinde beyanda bulunduğu, davacının tanık sıfatı ile alınan beyanlarından oğlu ...'e ait işyerinde geçen çalışmalarının oğlunun ehliyeti alamamasından ileri geldiği, oğlunun iki kez ehliyet sınavına girdiği, başarılı olamaması sebebi ile oğluna ait 2 adet aracı ... ile dönüşümlü olarak kullandığı, pazarcılık faaliyetini oğlu ile birlikte yürüttüğü, davacı adına düzenlenmiş bir ücret bordrosu da bulunmadığı, ayrıca ...'in Sosyal Güvenlik müfettişine vermiş olduğu 18.02.2014 tarihli ifadesinde kendisine ait iki adet aracın bulunduğu, 2004-2007 yıllarında bu araçlarlar ile 2 farklı ilçede pazara çıktıklarını, kendisinin çalışanlardan biri ile babasının da diğer çalışan ile ayrı pazara çıktıklarını, babasının sigortalı gösterildiğini ifade etmiş, davacının ve oğlu ...'in ifadeleri gözetildiğinde davacının çalışmasının kendi nam ve hesabına olduğu, hizmet iptaline konu dönemde dava dışı ...'e ait işyeri ile bağımlılık unsuru bulunmadığı anlaşıldığından çalışmasının hizmet akdi kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek sübut bulmayan davanın reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, esasen fiilen semt pazarlarında çalışmalarının gerçekleştiğini, buna göre fiili çalışmayı destekleyecek delillerin de dosya içerisinde mevcut olduğunu ne var ki hatalı olarak davanın kabulü yerine reddine dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile sigortalılık süresinin iptali ve giderek yaşlılık aylığının yersiz olduğu iddiası ile davacı hakkında kurumca tahakkuk ettirilen borcun iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10 uncu maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi uyarınca, 01.10.2008 tarihi öncesi isteme ilişkin davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10 uncu maddesidir. 2. Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamından sonra yapılan araştırmalar ile tüm dosya kapsamı birlikte irdelenecek olursa, davacının iptale konu dönem içerisinde çalıştığını belirttiği pazar yerlerinde 2003-2007 tarihleri arasında işgaliye ödemelerinin varlığı, davacının oğlu ... adına vergi kaydının 12.10.2004 tarihi itibari ile başlaması ve beyanına uygun şekilde davacının sigortalılık kayıtlarına esas esnaf ve vergi kayıtlarının en son 28.07.1994 tarihi itibari ile son bulmuş olması, davacı adına ... ve... plakalı kamyonetlerden iptale konu dönem içerisinde olmak üzere, en erkeni 08.02.2005 ve en geç 07.04.2007 tarihleri dahil olmak üzere 5 adet trafik cezaları kesilmiş olması ile dinlenen tüm tanıkların çelişki göstermeyen beyanlarında davacının oğlunun işveren konumunda, davacının ise çalışan konumunda bulunduğunu, davacının yanında bir çalışan ile ve oğlu ...'in de yanında bir çalışan ile birlikte semt pazarlarında seyyar bakkal olarak çalışmalarının gerçekleştiğini, davacının işveren veya işveren vekili konumunda bulunduğuna ilişkin herhangi bir olgunun bulunmadığı gibi tanıkların aksini belirttikleri dikkate alındığında, davacının iptale konu olan 506 sayılı Kanun kapsamında bildirilen çalışmalarının fiili çalışmaya dayalı olduğu anlaşılmakta olup, buna göre davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde redde dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Davacı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretin davalıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/12400, K. 2023/1365, T. 17.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-12400-e-2023-1365-k-5d0ac96e2942