Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/10514 E. 2023/6437 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/10514
- Karar No
- 2023/6437
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1750 E., 2021/1940 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/109 E., 2019/258 K. Taraflar arasındaki davacının borçlu olduğu gerekçesi ile teşviklerin iptali ve bu nedenle ödenen primlerin iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, davalı Maliye Hazinesi yönünden sıfat yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Sosyal Güvenlik kurumu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurum sisteminde davacı şirkete ait geçmiş dönem borcu olarak 55.862,58 TL’lik borcun görüldüğünü, davalı Kurumdan borcun kaynağının açıklanması istenmesine rağmen ilgili borcun komisyon kararından kaynaklanabileceğinin belirtildiği, ancak net bir cevap verilmediğini, davacı şirketin, kuruma geçmiş dönem borcunun bulunmadığını, sistemde görünen borcun davacı şirketi daha fazla zarara uğratmaması için ihtirazı kayıtla ödendiğini, davalı kuruma 15.12.2016 tarihli dilekçe ile borcun kaynağı konusunda bilgi verilmesini talep edildiği, ancak herhangi bir cevap verilmediğini, ... 13. İdare Mahkemesi’nin 2016/2168 E. sayısı ile dava açıldığını ancak görev yönünden ret kararı verilmesi üzerine süresi içinde eldeki davanın ikame edildiğini ileri sürerek davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun’a eklenmiş Geçici 10 uncu maddesindeki sigorta prim teşvikinden ve 5510 sayılı Kanun kapsamındaki indirimlerden yararlanmaya yönelik, davalı Kurum işlemlerinin hukuka uygun olduğunun tespiti ile SGK tarafından müfettiş raporunun gerekçe gösterilerek engelleyen davalı Kurumun verdiği, hukuka aykırı kararının iptali ile, davacı şirket tarafından davalı kuruma ödenen 55.862,58 TL alacağın yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Maliye Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yararlanma talebinde bulunduğu, 4447 sayılı işsizlik Kanunun geçici 10 uncu maddesi ile getirilen istihdam teşviki ile ilgili usul ve esasların, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirleneceği yine aynı maddede hüküm altına alınan, bu çerçevede Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, 2015/10 sayılı genelgenin ikinci maddesinde, “...bundan böyle aylık prim ve hizmet belgeleri tercih edilen sigorta primine ilişkin kanun numarası seçmek suretiyle düzenleyip teşvikten yararlandıktan sonra, sigorta prim teşvikinin değiştirilmesi yönündeki talepler işleme alınmayacaktır.” İbaresine yer verildiği, dava konusu 4447 sayılı işsizlik Sigortası Kanununa eklenen geçici l0 uncu madde ile getirilen istihdam teşviki ile ilgili kanun maddesinde veya bununla ilgili usul ve esasların hazırlanmasında ve uygulanmasında, davalı idare olan Maliye Bakanlığına verilmiş herhangi bir görev ve sorumluluğun bulunmadığını, dolayısı ile görev tanımı ve yetki kapsamına girmeyen bir konuda davalı Maliye Bakanlığınca herhangi bir işlem tesis edilemeyeceğini ve herhangi bir sorumluluk atfedilemeyeceği savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin 15.12.2016 tarihli 17476346 sayılı dilekçesine istinaden kurum tarafından 02.01.2017 tarihinde cevap verildiğini, davalı kurumca gizli mahiyetteki inceleme soruşturma emri gereğince kurum müfettişlerince yapılan incelemede, Mosip başta olmak üzere yeni işveren İntra ve 3270 CİCS yazılımlarının usulsüz şekilde binlerce kez kullanılmaları suretiyle kurumun ve devletin çok büyük tutarlarda zararlara uğratılarak, işverenlere haksız menfaat sağlandığının tespit edildiği, soruşturma sonucunda, SGK müfettişliğinin yazılı talimatı ile SGM’ye bağlı işyeri olan davacı şirketin de kayıtlarının incelendiği ve usulsüz yapılan işlemlerin, 05.10.2016 tarih ve 001 sayılı komisyon kararı ile iptal edilerek geçmişe dönük borç kaydının oluşturulduğunu, iptali gerçekleştirilen teşviklerin yasal dayanağının 2015/10 sayılı genelge olduğunu savunarak, davanın reddini, 6183 sayılı Kanunun 58 maddesi gereği iadesi istenen kurum alacağının %10’undan aşağı olmamak üzere kurum lehine tazminata karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "....Davacı Şirketin dava konusu dönemlerde 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında prim teşviki kapsamında olduğu ve/fakat ilgili dönemlerde 4447 sayılı Kanun yerine 5510 sayılı Kanunun belirtildiği ve bir başka yasa kapsamında teşvikten yararlandığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Davalı Kurumunda iptal gerekçeleri arasında davacı işyerinin teşvik kapsamında olmadığı yönünde bir dayanak göstermediği görülmektedir. Davalı Kurum davacı şirketin geçmişe dönük prim teşviklerinden faydalanma hakkının 2015/10 sayılı genelge gereği 18.03.2015 tarihi sonrasında mümkün olamayacağını, Kurum memurlarının usulsüz işlemi ile bu teşviklerden yararlandırılmasının mümkün olamayacağını ileri sürmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumunun 18.03.2015 tarihli ve 2015/10 sayılı Genelgesinde “Bununla birlikte, sigorta primi teşviklerine ilişkin yasal düzenlemelerde yer alan usul ve esasların belirlenmesine ilişkin hükümler dikkate alınarak ilgili bakanlık ve kuruluşların görüşleri alınmak suretiyle konu yeniden değerlendirilmiş olup, bundan böyle aylık prim ve hizmet belgelerini tercih edilen sigorta primi teşvikine ilişkin kanun numarası seçmek suretiyle düzenleyip teşvikten yararlanıldıktan sonra, sigorta primi teşvikinin değiştirilmesi yönündeki talepler işleme alınmayacaktır” denilmiş ise de; söz konusu genelgenin Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası hükmüne aykırı olduğu açıktır. Normlar hiyerarşisinde talimatlar, genelgeler vb. düzenleyici işlemler yönetmeliklerin altında olduğundan, iç genelge ile yönetmelik hükmüne aykırı düzenleme getirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Kanun işverene aynı anda yararlandığı teşviklerden kendisi için en avantajlısını seçme hakkı tanınmıştır. Bu kapsamda işverene yine yönetmelik ile daha önce düzenlediği bildirgelerde düzeltme yaparak en avantajlı teşvikten yararlanabilme hakkı tanınmıştır. Davalı Kurumun Kanun ve yönetmelikte yapılan düzenleme ile işverenlere tanınmış bir hakkı yasa ve yönetmelikte yeni bir düzenleme bulunmaksızın genelge ile ortadan kaldırması veya hakkı sınırlamasının kabulü mümkün görülmemektedir. Bu nedenle davalı Kurumun, davacı şirketin talebi dahi olmadan, dava dosyası kapsamından anlaşılacağı üzere Kurum memurları tarafından düzenlenmiş usulsüz işlemlerle davacı şirketin teşviklerinde yapılan değişikliklerden dolayı, davacı işyerini sorumlu tutarak yararlanmakta olduğu teşviklerin iptali yönündeki işlemin ve teşviklerden yararlanamaması yönündeki kurum işleminin hatalı olduğu, davacı talebinin yerinde olduğu kanaatine varılmakla; Davanın kabulü ile; Esenyurt SGM'nin 02.01.2017 tarih 42182328-202.0101E-2498 sayılı kurum işleminin iptaline, davalı kurum tarafından tahsil edilen 55.862,58 TL'nin 24.10.2016 ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacı tarafa verilmesine, davalı Maliye Bakanlığı hakkında açılan davanın sıfat yokluğu nedeni ile reddine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili, davacı hakkında yasa ve genelgeler gereğince işlem yapılıp davacıya uygun şekilde tebliğ edildiğini, kurum işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını, belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "....istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri gözetilerek davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 bendi uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerin yerinde ve gerekli olduğunu aksi halde teşvik hükümlerinin anlamsız olacağını, şartlarını taşımadığı belirgin olan davacı hakkında kurumca yapılan işleme karşı açılan bu davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirketin prim ödemelerine ilişkin olarak, davalı Kurum bünyesinde dava dışı memurlar tarafından usulsüz şekilde teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve bu durumun kurumca fark edilmesi ile teşviklerin geri alınmasından sonra, davacının borcu olmadı nedeniyle tahakkuk ettirilen fark prim ve buna esas belge isteminden kaynaklanmakta olup, davacı şirketin teşvik hakkının varlığı ile Kurumca yapılan işlemlerin iptalinin gerekip gerekmediği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 4447 sayılı Kanunun geçici 10 ucu maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme Eldeki davada, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17 nci maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır. Değinilen ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise, ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer Kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında bu madde hükümlerinin de irdelenmesi gereklidir. Diğer taraftan ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kurumca yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile maddenin 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvuru üzerine, işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli, ek 17 nci madde hükümlerinin davalı Kurumca uygulanmaması halinde ise, davacı şirket hakkında dava dışı memurların usulsüz eylemlerinin etkilerini gidermek amacıyla yapılan kurum işleminin yerinde olduğu dikkate alınmalı, ne var ki, davacı hakkında tahakkuk ettirilen borcun kaynağı araştırılmalı, dava dışı memurların eylemleri nedeniyle mi yoksa bu usulsüzlük dışında teşvikten faydalandırılmaya ilişkin yasal şartların oluşmaması nedeniyle mi doğduğu hususu da açıklığa kavuşturulduktan sonra davacının 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi hükümlerinde yer alan teşvik şartlarını taşıyıp taşımadığı hususları irdelenmek suretiyle bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.