Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/9140 E. 2022/15053 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/9140
- Karar No
- 2022/15053
- Karar Tarihi
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi No : Dava, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekillerinin istinafı üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince verilen karar davalılar vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi I- İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13.03.2012 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle 1.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili maddi tazminat istemini 30.06.2020 tarihli dilekçesiyle 88.772,01 TL’ye artırmıştır. II- CEVAP: Davalı ... San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın dava dilekçesinde en son ücretini 2.000,00 TL olduğunu iddia ettiğini, ancak bunu kabul etmediklerini, davacı tarafın daha önce ücret alacaklarının tahsili amacıyla ... 1. İş Mahkemesi 2012/561 E. sayılı dosyasında görülen davada en son ücretini 1.200,00 TL beyan ettiğini, işyeri kayıtlarında davacının en son aylık brüt ücretinin 1.000,00 TL olduğunu, 13.03.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasının diğer davalı ...Ş.’ye ait ... yapım işinde meydana geldiğini, müvekkiline atfı kabil bir kusurun bulunmadığını, kazanın oluş tarihi nazara alındığında maddi ve manevi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, haksız taleplere dayalı davanın reddini savunmuştur. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava dilekçesinde davalı olarak müvekkili şirket belirtilmişse de, açıklamalar kısmında dava konusu kazanın “... A.Ş.’ye ait ... ... Bölgesindeki inşaat şantiyesinde iş kazası geçirmiştir.” şeklinde denildiğini, davacının davasını hangi şirkete karşı açtığının belli olmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, iş kazasında müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, davacının kusuru nedeniyle kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin iş güvenliği hususunda tüm önlemleri almış olduğunu, haksız davanın reddini savunmuştur. III- MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; “Davanın kabulüne; 1-88.772,01 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 13/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI: Bölge Adliye Mahkemesince özetle “1-Davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, 2-Alınması gereken 7.430,22 TL istinaf karar harcından, davalı ... tarafından peşin yatırılan 1.858,00 TL'nin mahsubu ile, bakiye 5.572,22 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 7.430,22 TL istinaf karar harcından, davalı ...ş. tarafından peşin yatırılan 1.858,00 TL'nin mahsubu ile, bakiye 5.572,22 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,” karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle: Davacının iniş için kullanılmayan alandan inmeye çalıştığı için kazanın gerçekleştiğini, davacının merdiveni kullanması gerekirken özensiz davrandığını davacının kendisine verilen emniyet kemerini kullanmadığını, davacı kusurunun maddi tazminatın hesabında dikkate alınmadığını, manevi tazminatın tam kabulünün hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle: Davacının işyeri dışında iş yaptığı gözetildiğinde bu işçiyi denetlemesinin beklenemeyeceğini, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin eksiksiz verildiğini, kalıbı tutan alt destek elemanları işçiye söylemeden diğer işçiler tarafından söküldüğünü kusura göre hesabın hatalı yapıldığını, %60 sürekli iş göremezlik oranı bulunmadığı halde pasif devre hesabı yapılmasının hatalı olduğunu davacının geçici iş göremezlik devresine ilişkin tazminat istemi olmadığı halde bu devrenin hesaba katılması hatalıdır manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: A) Davalılar vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede: Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir” HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL, 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL’dir. Somut olayda, 22.06.2021 tarihli Bölge Adliye Mahkemesinin davalıların istinaf isteminin esastan reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararında, davacı lehine 20.000 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alındığında, davacılar lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatların birbirlerinden ve diğer hüküm fıkralarından bağımsız olarak kesinlik incelemesine tabi tutulması gerektiği gözetilerek, temyize konu iş bu manevi tazminat hükmünün Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 78.630,00 TL’lik temyiz (kesinlik) sınırının altında kaldığı anlaşılmakla anılan hükme yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle REDDİNE karar verilmiştir. B) Davalılar vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenleriyle, kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebeplere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2- 6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği” , “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunun 15. Maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” Hükümleri yer almaktadır. Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.” Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacının davalılardan tazminat istemi hususunda teselsül hükümlerine dayanarak tahsil talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince verilen kararda da bu husus gözetilerek davalıların tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedildiği, bu cümleden olarak hüküm ferileri hakkında da kararın niteliğine uygun olarak davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği, böylece Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda da istinaf başvurusu reddolan davalıların tek bir karar ve ilam harcından müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerekirken; davalıların aynı miktardaki karar ve ilam harcından ayrı ayrı sorumluluklarına hükmedilmesi hatalı olmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369.maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da gözetilerek, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır. Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi hükmü bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 22.06.2021 tarih ve 2021/228 E- 2021/995 K sayılı kararının “2 ve 3 nolu” bentlerinin silinerek yerine “2- Davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş olması nedeniyle alınması gereken nispi 7.430,22 TL istinaf karar harcından davalılarca peşin alınan (davalı ... San. A.Ş. tarafından yatırılan 1.858,00 TL ile davalı ...tarafından yatırılan 1.858,00 TL olmak üzere toplam) 3.716,00 TL’nin mahsubu ile bakiye 3.714,22 TL 'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,” rakam ve sözcükleri yazılmak ve devam eden hüküm fıkralarının bu hüküm fıkrasından sonra gelmek üzere teselsül ettirilmek suretiyle, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.