Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/7341 E. 2023/12264 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/7341
- Karar No
- 2023/12264
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/509 E., 2021/235 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen yaşlılık aylığı bağlanması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2318 gün SSK (4a) primi ve işe başlangıcının 1972 yılı olduğunu, aynı zamanda davacının Tarım Bağ-Kur'dan dolayı 6 yıl 9 ay 23 gün hizmeti bulunduğunu, davacının 06.01.2011 tarihinde yaptığı emeklilik talebinin reddedildiğini, davacının emekliliğe hak kazandığını, Kurumun bu durumu göz ardı ederek davacıya 8 yıl daha prim ödemesi gerektiğini söylediğini belirterek, davacının talep tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sigortalı sicil numarasının 5501007777297 ve işe başladığı tarihin 1972 yılı olduğunu, davacının 7801166457 numarası ile Bağ-Kur'a kaydının olduğunu, giriş kaydının 01.03.2003 ve terk tarihinin 30.11.2006 olduğunu, yine 2006/12 tarihinde sigortalılığının başladığını fakat 01.11.2007 tarihinde Bağ-Kur'a tescil yapıldığını ve Bağ-Kur terkini 24.11.2010 tarihinde yaptığını, bu tarihler arasında kişinin isteğe bağlı ve 506 sayılı Kanun'a göre çalışmalarının olduğunu, bu süre zarfında kişi Bağ-Kur'lu gözüktüğünden ve Bağ-Kur'lu olmanın şartlarını taşıdığından kişinin bu süre içerisinde ki sigortalılık sürelerinin kanun gereği iptal edildiğini, son 7 yılda fiili olarak en az 1260 günlük sigortalılık hizmeti bulunmadığından ve Bağ-Kur hizmetinin sigortalı çalışmalarını kestiğinden Bağ-Kur hizmetinden sonra 1260 gün yerine 245 günlük hizmet süresi olduğundan davacının emeklilik talebinin rededildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2014 tarihli ve 2012/233-2014/755 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 19.06.2017 tarihli ve 2015/5854 - 2017/5168 sayılı ilamında; Tarım Bağ-Kur sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden araştırma yapıldıktan sonra 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece 14.05.2018 tarihli ve 2017/554-2018/303 sayılı kararla; davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 20.03.2019 tarihli ve 2018/4539-2019/2581 sayılı ilamında; "... bozma sonrası, davalı Kurum tarafından gönderilen 08.12.2017 tarihli hizmet döküm cetveli nazarında, Kurumun, 4/1-a kapsamındaki hizmetlerine üstünlük tanıdığı ve 4/1-b kapsamında davacıyı tarım sigortalı saymadığına işaret edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de; söz konusu hüküm eksik araştırmaya dayalıdır. Bozma ilamı sonrası her ne kadar davalı Kurum tarafından gönderilen hizmet döküm cetveli dikkate alınarak karar verilmiş ise de; davalı Kurum tarafından gönderilen bu belgenin bilgi amaçlı olduğu, Kurumun söz konusu uyuşmazlığa ilişkin süreleri tam olarak kabul edip etmediği ile kabul etmiş ise hangi sigortalılık kapsamında saydığı hususlarının, ayrıntılı ve açık bir şekilde davalı Kurumdan sorulmadığı belirgin olmakla, belirtilen hususlar davalı Kurumdan sorulmalı, uyuşmazlığın devam etmesi durumunda, hizmet çakışması hususu bir önceki bozma ilamımızda belirtilen şekilde incelenip, tahsise esas sürelerin açık ve net bir şekilde belirlenmesi suretiyle tahsis şartları irdelenip sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. C.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "Davanın, 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Bozma ilamı sonrasında davacının hizmet cetveli celp edilmiş, 01.12.2006-05.09.2007 tarihleri arasında 4/1-A kapsamında, 30.11.2007-24.11.2010 tarihleri arasında ise 4/1-B kapsamında sigortalı sayıldığı belirtilmiştir. 15.02.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının 30.11.2007-24.11.2010 tarihleri arasında 4-a sigortasının tam , 4-B sigortasının ise 0 olarak hizmet cetvelinde yer aldığı tespit edilmiş, Ek 63 üncü madde uyarınca değerlendirme yapılmıştır. 4-b sigortalılığının 0 olarak hizmet cetvelinde yer alması, buna karşılık aynı döneme ait 4-A sigortalılığının 30 gün olarak gösterilmesi dikkate alındığında davacının tarım sigortalılığının durdurulduğu, durdurulan sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmediği, tarım sigortalılığının sıfırlandığı anlaşılmıştır. 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca ve 6111 sayılı Kanun uyarınca bilirkişi raporunda değerlendirme yapılmıştır. Davacının sigortalılığının 4-a kapsamında 1972/4 döneminde başladığı görülmüş, çakışan dönem için davacının 4-a sigortalısı sayılması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı çakışan dönem için 4-a kapsamında sigortalı sayılmış, 01.01.2011 tarihi itibariyle 15 yıl 55 yaş 3674 prim gün sayısı ile şartları yerine getirdiği anlaşılmış, bu hali ile davacının emeklilik tahsis talebinde bulunduğu 06.01.2011 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2011 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının tespitine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, "1-Davacının davasının kabulü ile, Davacının emeklilik tahsis talebinde bulunduğu 06.01.2011 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2011 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının tespitine," dair hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; Kurum işleminin yerinde olduğunu, eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çakışan dönemdeki Tarım Bağ-Kur sigortalılık sürelerine 5510 sayılı Kanun'un Geçici 63 ncü maddesinin etkisi ile davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 53, Geçici 63 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Dosya kapsamı incelendiğinde, 01.03.2003 - 30.11.2006, 01.11.2007 - 24.11.2010 tarihleri arasında 6 yıl 9 ay 23 gün Tarım Bağ-Kur sigortalılığı, 1972/4 - 05.09.2007 tarihleri arası 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu, 01.12.2007 - 30.09.2008 tarihleri arası 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı, 03.11.2008 - 23.11.2010 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında zorunlu sigortalılığı bulunan davacının, 01.12.2007 - 23.11.2010 tarihleri arasındaki 506 ve 5510 sayılı Kanun kapsamındaki 4/1-a hizmetleri ile Tarım Bağ-Kur sigortalılık hizmetlerinin çakıştığı, 08.05.2007 tarihinde SSK çalışmalarına göre Bağ-Kur kaydının sonlandırılması için Kuruma başvuran davacının 25.11.2010 tarihinde ise tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurumca, tevkifat kesintileri ve oda kaydı dikkate alınarak davacının, çakışan sürelerde Tarım Bağ-Kur'lu kabul edildiği ve prim borcu çıkarıldığı, davacı adına Kasım 2006, Ekim 2007 ve Aralık 2008 tarihlerinde tevkifatların bulunduğu, yine davacının 01.04.1987 devam şeklinde ziraat odası kaydının bulunduğu, 2003-2006 yılları arası düzenli prim ödemesi bulunan davacının sonraki prim ödemelerinin 15.10.2007 (348,23 TL), 25.12.2008 (139,02 TL), 24.11.2010 (110,00 TL) tarihlerinde olduğu anlaşılmıştır. 2.Dairemiz son bozma kararı sonrası, davacının 01.03.2003-30.11.2006 ve 01.11.2007-30.11.2007 tarihli arası 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu, 03.11.2007-24.11.2010 tarihleri arası 2926 sayılı Kanun kapsamında ise de Geçici 63 üncü madde gereği bu sigortalılığın durdurulmuş olduğu, 01.12.2007-30.09.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalılığının bulunduğu, yine 03.11.2008-23.11.2010 tarihleri arasında kesintili olarak 725 gün 4/1-a kapsamında sigortalılığının bulunduğu, Mahkemece, Kurumun Geçici 63 üncü maddeyi uygulaması, durdurulan süreleri sigortalı günlerden saymaması ile çakışan dönemde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesinde sayılan sigortalılığa üstünlük tanınması gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. 3.Her ne kadar davalı Kurum tarafından 30.11.2007-24.11.2010 tarihleri arasına ilişkin olmak üzere, Geçici 63 üncü madde hükmü uygulanmış ve sigortalılık süreleri durdurulmuş ise de 01.12.2007-30.09.2008 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı ve 03.11.2008-23.11.2010 tarihleri arası 4/1-a sigortalılığa üstünlük tanınıp tanınmayacağı uyuşmazlık konusudur. 4.Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un Geçici 63 üncü maddesi "Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez. Sigortalılıkları durdurulanlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin sigortalılıkları bu maddenin yayım tarihini takip eden ay başı itibarıyla yeniden başlatılır. Ancak, daha sonra sigortalı ya da hak sahipleri tarafından talep edilmesi hâlinde durdurulan sigortalılık sürelerinin tamamı, talep tarihinde 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden borç tutarı hesaplanarak ihya edilir. Hesaplanan borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Tebliğ edilen borç tutarının bu süre içinde tamamen ödenmemesi hâlinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu madde kapsamında ödenmiş olan tutarlar ilgilinin prim ve prime ilişkin borcunun bulunmaması kaydıyla faizsiz olarak iade edilir. İhya edilerek kazanılan hizmet süreleri borcun ödendiği tarihten itibaren geçerli sayılır." hükmüne amir olup buna göre ilgili sigortalılığa ilişkin primlerin süresinde ödenmemesi durumunda söz konusu sigortalılığın durdurulacağı ve durdurulan bu sürelerin sigortalılık süresinden sayılmayacağı belirgindir. 5.Belirtilen bu açıklamalar karşısında temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle 5510 sayılı Kanun'un Geçici 63 üncü maddesi kapsamında durdurulan sürelerin sigortalılık süresinden sayılmaması nazarında davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.