Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/4543 E. 2023/1356 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4543
- Karar No
- 2023/1356
- Karar Tarihi
... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3638 E., 2021/157 K. ... KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/51 E., 2019/388 K. Taraflar arasındaki davalı Kurumca yersiz ödeme olduğu iddiası ile tahakkuk ettirilen borcun iptali ile kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, ilişkin karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının 18.07.2008 tarihinde Bağ-Kur kapsamında emekli olduğunu, davacı emekli olduktan sonra intibak yapıldığı gerekçesiyle 7.017,85 TL borç çıkarıltığını, davacının 12.10.2016 tarihli dilekçesi ile borcun yersiz olduğunu, kanuni dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kuruma başvurduğunu, ancak olumsuz cevap verildiğini, oysa 6385 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi gereğince basamak intibakı yapılmayacağını, kurum işlemlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıya kurum nezdinde çıkarılan borcun iptali ve borçlu olmadığının tespiti ile şimdilik yapılan haksız 691,80 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında sonradan fark edilen işlem nedeniyle 5510 Sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi hükümlerine uygun şekilde borç tahakkuk ettirildiğini, buna göre davacı hakkında yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı bir yönünün bulunmadığını belirterek, yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava dilekçesinde, davacının 6385 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinden yararlandırılması istenilmişse de davacının 04.04.2005 tarihli dilekçesinde SSK kapsamında hizmetinin olduğunu ilk basamağının 2 olması yönündeki talebine istinaden 18.07.2008 tarihli hesap ekstresinde basamağının 2. basamağa intibak ettirilmesi karşısında eldeki davaya 6385 sayılı Kanun'un uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Somut olayda davacının 04.05.2005 tarihli dilekçesine istinaden basamak intibakı yapıldığı ve basamak intibakının davacının lehine olduğu ve 6385 sayılı Kanunun uygulanmaması gerektiği tespit edilmiştir. Davacının 5480 gün SSK hizmet süresine göre, Bağ-Kur tescil basamağının 9 olarak kabul edilmesi gerektiğinin, davacının basamak intibakı sonucu tescil basamağının 9 olarak kabul edilmesi sonucu yapılandırılan prim borcu ile daha önce yapılandırma yaparak ödediği prim tutarı arasında fark olmadığı kabul edilerek ve davacının 01.01.2000 tarihindeki basamağı 10 olarak kabul edilerek, Yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda bilirkişi incelemesi sonucunda davacının hesaplanan yaşlılık aylığının aylık başlangıç tarihi itibariyle ek ödeme hariç 721,80 TL olarak hesaplandığı, davacının davalı kuruma borçlu olmadığı ve aylık başlangıç tarihinden dava tarihi olan 27.01.2017 tarihine kadar ödenmesi gereken aylıklardan, Kuramca fiilen ay be ay ödenen aylıklar mahsup edildikten sonra toplam 14.369,78 TL fark aylık alacağın hesaplandığı, taleple bağlı kalınarak 691,80 TL’nin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve davanın kabulüne dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, müvekkili kurumda bulunan ... Bağ-Kur numaralı dosyasında yapılan inceleme neticesinde hizmet süresi güncellenerek aylığı yeniden hesaplandığını ve davacı hakkında 7.017,85 TL borç oluşturulduğunu, 691,80 TL'nin aylığından kesildiğini ve 6.326,09 TL borcunun kaldığının tespit edildiğini, Bu noktada davacının maaşından yersiz olarak kesilen bir tutar olmaması sebebiyle davacının müvekkil kurumdan alacaklı olduğu herhangi bir meblağın söz konusu olmadığını, müvekkili kurum tarafından yapılan bu işlemlerin usule ve yasaya uygun olup herhangi bir usulsuz ya da yersiz bir işlem yapılmadığını, Müvekkili kurum tarafından yapılan hesaplamaların usule ve yasaya uygun olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından bu kayıtlar hiç dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacının tescil basamağının başlangıç itibariyle 9.basamak olması gerektiği, 01.10.2000 tarihinde 10.basamağa, 01.10.2001 tarihinde 11.basamağa, 01.10.2002 tarihinde 12.basamağa yükseltilmesi, bu basamakta bekleme süresine göre yeniden prim borcu tahakkuk ettirilmesi ve 18.07.2008 tarihli yapılandırma başvurusuna göre prim borcunun gecikme zammı uygulanmaksızın (kurum hatası nedeniyle) davacıdan tahsil edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Buna göre davacının 01.10.2003 tarihinden terk tarihi olan 31.12.2007 tarihine kadar 12.basamakta olduğu kabul edilerek aylık başlangıç tarihindeki aylığının ek ödeme hariç 721,77 TL olarak hesaplandığı,başlangıç tescil basamağı 9 kabul edildiğinde 01.10.1999-30.09.2000 tarihleri arasında 10.basamakta, 01.10.2000-31.09.2001 tarihleri arasında 11.basamakta, 01.10.2001-30.09.2002 tarihleri arasında 12.basamakta olduğu kabul edilerek yaşlılık aylığı bağlanması halinde ödenen aylıkla ödenmesi gereken aylıkların kurumdan sorulduğu, ayrıca 01.10.1999-30.09.2000 tarihleri arasında 10.basamakta, 01.10.2000-31.09.2001 tarihleri arasında 11.basamakta, 01.10.2001 -30.09.2002 tarihleri arasında 12.basamakta olduğu kabul edilerek 17.08.2008 tarihli yapılandırma talebine göre tespit edilecek yapılandırma ile daha önce yapılandırdığı 16.660,00 TL arasındaki farkların sorulduğu, verilen cevaba göre davacının kuruma borçla olmadığı, belirlenmiş olmakla, mahkemece verilen karar sonuç itibariyle doğrudur. Ancak davacı taraf davasında intibak yapılarak aylığının yeniden belirlenmesini istememiş, intibaktan kaynaklanan fark alacak hesabı istememiş, kurum işleminin iptalini, çıkartılan borcun iptalini ve borçlu olmadıklarının tespiti ile aylığından kesilen 691,80 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davacının kurumdan 14.369,78 TL fark aylık alacağının bulunduğu kabul edilerek fazlaya dair hakları saklı tutularak 691,80 TL alacağa hükmedilmesi suretiyle talebin aşılması suretiyle hüküm kurulması hatalı olmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalar altında kararın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 nci maddesi gereğince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere mahkeme kararının kaldırılması gerekmiş ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hakkında istinaf başvurusunda bulunulan ilk derece mahkemesi kararının yeniden düzelterek esas hakkında hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacının kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacının aylığından kesilen 691,80 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davacının kurum işleminin iptaline ilişkin fazlaya dair talebinin reddine, dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı ... Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde ise vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca yersiz ödeme olduğu iddiası ile tahakkuk ettirilen borcun iptali gerekip gerekmediği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 Sayılı Kanun'un 96 ncı maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır.” denilmekle kurumca yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin esas ve usuller belirlenmiştir. 2.Eldeki davada, 02.07.1973-15.031977 tarihleri arasında kalan dönemde geçen 506 sayılı Kanun kapsamındaki 458 günün dışında, davacının 1479 tescil basamağına esas olacak şekilde intibak yapılabilecek gününün bulunmaması ve davalı Kurumca 458 gün yerine 4580 gün üzerinde işlemlerin yapılmış olduğunun anlaşılması karşısında, bu işlemin düzeltilmesi gerektiği belirgin ise de, davalı Kurumca 2016 yılında yapılan işlem ile dava konusu borç tahakkukunun yapılmasına göre, uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacı hakkında yapılan tüm işlemlerin ve özellikle dava konusu borç tahakkukunun kaynağının belirlenmesi ve bu borcun aylık bağlama esnasında yapılandırma konusu edilen fark primler nedeniyle mi, yoksa davacı hakkında alması gereken aylık ile almış olduğu aylık miktarlarının mukayesesi sonucunda mı doğduğu ve kurumca borç olarak tahakkuk ettirildiği hususunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar tesisi gereklidir. 3.Diğer taraftan, davalı Kurumca 2016 yılında yapılan borç tahakkukunun 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin "b" bendi hükümlerine göre yapılması gerektiğine ilişkin yaklaşım yerinde ise de, davacı hakkında tahakkuk ettirilen borcun miktarı da hesaplanarak belirlenmeli ve davacının menfi tespit istemi hakkında da infaza elverişli bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...