Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/9404 E. 2012/22397 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/9404
Karar No
2012/22397
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :2010/60-2011/231

Davacı, davalı ... bünyesinde 1990-1994 tarihleri arasında aralıksız çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle; davanın kabulüne, davacının 01/09/1990 ile 30/04/1994 tarihleri arasında davalı ... nezninde hizmet akti ile 414,00 TL brüt ve 380,37 TL net aylık ücret ile 1319 gün (3 yıl 7 ay 29 gün) sürekli olarak çalıştığı, çalıştığı bu süre içerisinde kuruma bildirilmeyen 1259 (1319-60) gün hizmetin tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. Maddesidir. Hizmet tespitine yönelik davalarda davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ...’na davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288. (6100 sayılı HMK md. 200) maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.Bu nedenle işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi belgelerle ispatı mümkündür. Ancak 506 sayılı Kanunun 78. maddesine göre, “....günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır.” Eldeki davada, davacının, 24.06.2010 tarihli celsede alınan beyanında Mart 1994 tarihine kadar davalı ...’de çalıştığını bildirmesi karşısında; Mahkemece, 01.09.1990-30.03.1994 tarihleri arasındaki sürenin kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ayrıca, 506 sayılı Yasanın 78. Maddesine göre asgari ücretin altında ücret tespiti mümkün bulunmamasına, ayrı ayrı ve dönemleri belirterek rakam göstermeksizin, yasal asgari ücret tespiti ile yetinilmesi halinde dahi, Kurumun hükmün infazı sırasında resen dönemin asgari ücreti gözetmesinin mümkün olmasına rağmen, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3-) Mahkemece, verilen hükümde, 30.04.1994-31.12.1994 tarihleri arası dönemdeki sürenin reddedildiği; bu durumda, davacının, istemine ve temyiz edenlerin sıfatına göre, hükmün kısmi kabul niteliğinde olduğu anlaşılmakla, avukatla temsil edilen davalı SGK Başkanlığı lehine, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan tarife uyarınca vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. 4-) Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve 2006/1-163 Esas, 2006/76 sayılı kararında da belirtildiği üzere davada, kısmen kabule karar verildiğine göre 6100 sayılı HMK.'nun 312 ve 323. maddelerine uygun şekilde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yargılama giderlerinin tamamının davalılara yükletilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hüküm fıkrasının tamamen silinerek, yerine ; “1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının davalı ... Belediyesi Nezdinde 01.09.1990-30.03.1994 tarihleri arasında yasal asgari ücretle kesintisiz, hizmet akdi ile sigortalı olarak 1259 gün çalıştığının tespitine, 2-Alınması gereken 18,40 TL maktu harçtan peşin alınan 17,15 TL harç düştükten sonra bakiye 1,25 TL harcın davalı SGK Başkanlığı'nın harçtan muaf olması nedeniyle davalı ... Başkanlığından alınmasına, 3-Davacı tarafından yapılan 27,50 TL posta gideri, 30,00 TL tebligat(6 adet) gideri, 150,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 207.50 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranları gözönüne alınarak 186,75 TL’sinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlanın davacı üzerinde bırakılmasına; 4- Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'e göre hesaplanan 1.100,00 TL maktu avukatlık ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine; 5-Kısmen kabul nedeniyle Davalı SGK Başkanlığı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'e göre hesaplanan 1.100,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı SGK Başkanlığına verilmesine,” ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/9404, K. 2012/22397, T. 19.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-9404-e-2012-22397-k-e5ead6e2d787