Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/22068 E. 2012/25877 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/22068
Karar No
2012/25877
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :366-343

Dava, malullük aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalının avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-)1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74’üncü maddesinde; Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26'ncı maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasında “istemle bağlılık” ilkesi egemendir. İnceleme konusu davada, davacı malullük aylığı bağlanmasını istemiş olmasına karşın, taleple bağlılık ilkesi ihlal edilerek yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiş olması; 3-)1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 417’nci maddesinde, kanunen belirtilmiş haller dışında yargılama giderlerinin aleyhinde hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması durumunda ise mahkemece her iki tarafın yargılama gideri ile yükümlü tutulacağı veya bu giderlerin taraflar arasında takdir edilen şekilde bölüştürüleceği, 418’inci maddesinde, davanın esası hakkında yararına hüküm verilmiş olan tarafın davayı isteyerek uzatması veya gereksiz masraf yapması ya da elinde bulunup da karara etkili olan belgeleri anında ve zamanında karşı tarafa bildirmemesi durumlarında yargılama giderlerinin tamamı veya bir bölümüyle mahkûm edilebileceği, 423’üncü maddesinde, vekil ücretinin yargılama giderleri içinde yer aldığı belirtilmiş; 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323’üncü, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326’ncı, “dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 327’nci maddelerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiş olup, 29.05.1957 gün ve 4/16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, avukatlık ücretinin, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden (resen) hükme bağlanacağı açıklanmıştır. Malullük aylığı bağlanmasının hüküm altına alınmasına yönelik davalar yönünden, bu tür davaların tarafları ve niteliğinden hareket edilerek, kısmen haklı çıkma durumunda dahi yargılama giderlerinin tümünden davalının sorumlu tutulacağına ve reddedilen talep yönünden vekil ile temsil olunan davalı yararına avukatlık ücreti belirlenemeyeceğine ilişkin herhangi bir özel yasal düzenleme bulunmadığından, davanın kısmen reddine karar verilmesi durumunda, 1086 sayılı Kanunun 418’inci veya 6100 sayılı Kanunun 327’nci maddesinde açıklanan özel sebep ve koşullar var olmadığı sürece yargılama giderlerinin haklılık paylarına göre taraflar arasında paylaştırılması ve vekil ile temsil edilen davalı yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi zorunludur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve 2006/1-163 Esas, 2006/76 Karar, 28.05.2008 gün ve 2008/10-370 Esas ve 2008/410 Karar numaralı ilamlarında da aynı yaklaşım ve görüş benimsenmiştir. İnceleme konusu davada; istemin kısmen kabulüne karar verilmesine ve anılan maddelerin uygulama koşulları bulunmamasına karşın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, yargılamada vekil ile temsil edilen davalı yararına avukatlık ücreti belirlenmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenleridir. Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun geçici 3’üncü maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç : Hükmün; (1) numaralı bendinde yer alan “yaşlılık" sözcüğü silinerek, yerine, "malullük" sözcüğü yazılmasına, "5" numaralı bent olarak "1200,00 TL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresinin yazılarak hükme eklenmesine ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/22068, K. 2012/25877, T. 17.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-22068-e-2012-25877-k-b3d03eacddc7