Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/18994 E. 2012/21811 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/18994
- Karar No
- 2012/21811
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :330-402 Davacı, 21.09.1973-09.08.1982 tarihleri arası yurt dışı çalışma süresini 3201 sayılı Yasaya göre borçlandırılarak, sigorta başlangıcının 01.11.1978 olduğunun tespitini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalı Kurum’un, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 12.12.2009 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasanın 4/I-a madde kapsamında sigortalılığı bulunan 04.07.1957 doğumlu davacı, 11.11.2010 günlü borçlanma talebi ve 21.02.2011 günlü ödemeyle, Almanya’da geçen 21.09.1973-09.08.1982 tarihleri arası ev kadınlığı ile çalışma sürelerinden, 18 yaş durumu dikkate alınarak 03.07.1975-09.08.1982 tarihleri arası 2.557 günlük yurt dışı süresi 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanmıştır. 21.02.2007 ve 14.07.2010 tarihli tercümeli Alman Mercii yazıları ve eki sigortalılık durum listesine göre de davacı, 01.11.1978-30.06.1982 tarihleri arası Almanya’da geçen çalışma sürelerine ait primlerini 25.04.1985 tarihli kararla iade almak suretiyle, bu hizmetlerini tasfiye etmiştir. Davalı Kurum’un, sigorta başlangıcını 3201 sayılı Yasanın 5.madde hükmü çerçevesinde, 12.12.2009 sigortalılık girişinden, borçlanma süresi kadar geriye götürerek belirlemesi üzerine açılan iş bu dava ile davacı; 18 yaşının ikmalinden önceki yurt dışı sürelerinin de borçlanmaya konu yapılması gerektiğinden bahisle, 21.09.1973-09.08.1982 tarihleri arası yurt dışı sürelerin tamamının 3201 sayılı Yasaya göre borçlandırılarak, sigorta başlangıcının yurt dışı çalışma başlangıcı olan 01.11.1978 olduğunun tespitini istemiştir. Mahkeme, 3201 sayılı Yasanın 1.maddesi uyarınca, 18 yaşın ikmalinden önceki yurt dışı sürelerin borçlandırılmasının mümkün olmadığından hareketle, 03.07.1975-09.08.1982 tarihleri arası yurt dışı sürelerin borçlandırılmasına dair kurum işlemlerinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığına; ayrıca 01.11.1978-30.06.1982 tarihleri Almanya çalışmalarına ilişkin primlerin, 25.04.1985 tarihli kararla iade alınmak suretiyle tasfiye edilmiş olunması nedeniyle de, sigorta başlangıcının 01.11.1978 olarak kabul edilemeyeceğinin tespitine, denilmek suretiyle kısmen kabul gibi bir hüküm tesis etmiştir. Gerçektende 3201 sayılı Yasanın 1.maddesi uyarınca, 18 yaşın ikmalinden önceki Türk Vatandaşlığında geçen yurt dışı sürelerinin, anılan yasa kapsamında borçlanılması mümkün olmadığından, anılan düzenlemeye uygun bulunan 03.07.1975-09.08.1982 tarihleri arası yurt dışı sürelerinin borçlandırılmasına dair kurum işlemi yerindedir. Öte yandan, Almanya’da geçen 01.11.1978-30.06.1982 tarihleri arasındaki çalışma sürelerine ait primlerin 25.04.1985 tarihli kararla davacıya iade edilerek, söz konusu hizmetler tasfiye edilmiş ise de; anılan tasfiye durumu, anılan yurt dışı sürelerinin 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlandırılarak sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesine engel değildir. Ancak, Almanya’daki sigortalı hizmetlerin tasfiye edilmesiyle birlikte artık her iki ülke mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık süresi kalmadığından Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uygulama yeri kalmamıştır. Dolayısıyla somut olayda, Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine göre, rant sigortasına giriş tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcına esas alınabilmesi mümkün değildir.(Yargıtay HGK, 2002/10-21 Esas 2002/70 Karar) Bu halde sigorta başlangıcı, 3201 sayılı Yasanın 5.maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim davaya konu uyuşmazlıkta; Mahkemece, yukarıda bahsedilen maddi ve hukuki olgulara paralel bir yaklaşımla, davacı isteminin, reddi gerekçelendirildiği; giderek, kısmen kabule konu yapılabilecek bir davacı isteminin de bulunmadığı dikkate alınarak, davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul şeklinde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: 1-Hükmün 1 no’lu bendinin tamamen silinerek, yerine, “Davanın reddine” sözlerinin yazılmasına, 2-Hükmün davacı lehine vekalet ücretini düzenleyen 3 no’lu bendinin silinerek hüküm fıkrasından çıkarılmasına, 3-Hükmün yargılama giderine ilişkin 5 no’lu bendinin tamamen silinerek, yerine, “Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına” sözlerinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.