Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/18030 E. 2012/20483 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/18030
- Karar No
- 2012/20483
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 500-1548 Davacı, muhtarlık yaptığı 28.03.1989-22.12.1993 ve 26.4.1999 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini talep etmiştir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava konusu somut olayda, davacının, davalı Kurum tarafından 1.1.1985-25.3.1989 tarihleri arasında ve 1.7.2008 ve devam eden 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalılığı ile, 28.3.1989-22.12.1993 tarihleri arasında muhtarlık görevi nedeniyle 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının kabul edildiği, davacının ise, 28.03.1989-22.12.1993 ve 26.4.1999 tarihi itibariyle muhtar olması nedeniyle 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının tespitini istediği; mahkemece, istem gibi, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki belgelerden; davacının 28.3.1989-22.12.1993, 26.4.1999-28.3.2004, 28.3.2004-5.4.2009, 12.5.2009 tarihinde başlayan ve devam eden muhtarlık görevi bulunduğu, sadece, 28.3.1989-22.12.1993 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayıldığı anlaşılmaktadır . 1-Davada uyuşmazlık konusu 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı iken muhtar seçilen davacının 2926 saylı Yasaya tabi sigortalılığın mı, yoksa, 2108 sayılı Yasaya tabi Bağ-Kur sigortalılığının mı, geçerli olacağının tesbitine ilişkindir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının 4. maddesi hükmüne göre; köy ve mahalle muhtarlarından bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayanlar 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu kapsamına alındığı gibi, 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Sağlık Sigortası Kanununun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden itibaren de 5510 sayılı Yasanın 4/1-(b) maddesine göre sigortalı sayılmışlardır. Öte yandan; 5510 sayılı Yasanın geçici 8. maddesinde, bu yasanın 4. maddesine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Yasanın yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescil yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlayacağı öngörülmüştür. Söz konusu düzenleme muhtarları da kapsamaktadır. 5510 sayılı Yasanın 53 maddesine göre; (17/04/2008 kabul tarihli, 08/05/2008 tarih ve 26870 sayılı R.G.de yayımlanan 5754 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değiştirilen 1. ve 4. (ek fıkralar nedeniyle 6. fıkra) fıkra: Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık nedenlerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların aylık bağlanma taleplerinde, en son sigortalı sayıldığı tarihten geriye doğru en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali esas alınır. Bilindiği gibi muhtarlık "kamu görevi" cümlesinden olup, nitelik itibariyle ifa önceliği vardır. Diğer bir anlatımla, kişi muhtar seçildikten sonra sair işini-gücünü bir yana bırakıp (mesaisini) tüm emek ve çalışmalarını öncelikle bu kamu (muhtarlık) görevinin yerine getirilmesine hasredecektir. Bu açıdan muhtarlık görevinin gerektirdiği çalışmaların ön planda tutulması ve zorunlu oluşu karşısında muhtarların, muhtarlık göreviyle ilgili çalışmalarının asıl ve baskın nitelikte, muhtarlık dışındaki sosyal ve ekonomik faaliyetlerinin ise, tali (ikincil) nitelikte kabul edilmesi doğru olur. Zira, 2108 sayılı yasanın 4. maddesi ile köy ve mahalle muhtarları, sırf muhtarlık görevini içeren kamusal çalışmalarının yerine getirilmesi cümlesinden olarak, başkaca hiçbir faaliyetleri olmasa ve bu sebeple de herhangibir (sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmasalar) bile 1479 sayılı yasaya tabi olarak sosyal güvenlik koruması altına alınmışlardır. Öte yandan, 2926 sayılı Yasanın 6. maddesinde yer alan, "Bu kanuna göre sigortalı sayılanlardan... diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten... itibaren sigortalılıkları sora erer" hükmü gözetildiğinde, muhtarlık görevine başlama ile birlikte 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık başlayacak, Tarım Bağ-Kur sigortalılığı da sona ereceğinden, bu durumdakilerin, yani Tarım Bağ-Kur sigortalısı iken muhtar seçilenlerin 2108 sayılıyasanın 4. maddesi gereği olarak 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı kabul edilmeleri mecburiyeti vardır. Aksine, sosyal güvenlik kurumları arasındaki hizmet ve gelir dağılımı dengesizliği nedeniyle, muhtar seçildiğinde hiçbir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayanların, tabir caiz ise, boşta kalanların, (1479 sayılı Yasa kapsamına alınmaları sonucu) 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı iken muhtar seçilenlerden daha önde (avantajlı) duruma gelecekleri, bu durumun ise, Tarım Bağ-Kur sigortalıları aleyhine eşitsizliğe yol açacağı yadsınamaz. O nedenle, sözü edilen 4. maddenin, 2926 sayılı Yasanın 6. maddesiyle birlikte değerlendirilerek, lehe yorumlanması daha doğru bir yaklaşım tarzı olup, anılan yorum tarzı yasanın ruhuna ve amacına uygun olur. Zira, bu gibilerin kendi isteğinin aksine 1479 sayılı Yasa dışında tutulmalarına yol açacak biçimde Tarım Bağ-Kur sigortalılığını sürdürmeye zorlanmaları adil bulunamaz. Kaldı ki, kişinin kendi durumuna en uygun sosyal güvenlik kurumunu seçme hakkını tanımak sosyal güvenlik hukukunun genel ilkelerindendir. Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında ,davacının 28.3.1989-22.12.1993, 26.4.1999-28.3.2004, 28.3.2004- 5.4.2009, 12.5.2009-16.09.2010 tarihleri arasında köy muhtarı olması nedeniyle, mevcut düzenlemeye 1479 ve (01.10.2008 tarihinden itibaren ) 5510 sayılı Yasanın 4/1-(b) maddesine göre sigortalılığın söz konusu olacağı, davanın açıldığı 16.9.2010 tarihine kadar tespite karar verilmesi yerine, tespitine karar verilen süre sonunun gösterilmemiş olması ve 2108 sayılı yasaya üstünlük tanınarak 1.7.2008 tarihinden dava tarihi olan 16.9.2010 kadar davacının tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir karar verilmemek suretiyle çifte sigortalılığa yol açılmış olması ,usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 2-Davacının tescili bulunan 28.3.1989-22.12.1993 dönemine ilişkin talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, anılan dönem yönünden tespite karar verilmiş olması, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6217 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 3’üncü madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hükmün tamamen silinerek yerine ; "1-)Davanın kısmen kabul kısmen reddine; 2-)Davacının "26.04.1999-01.10.2008" 1479 sayılı Yasa kapsamında "1.10.2008-16.9.2010" tarihleri arasında 5510 sayılı Yasanın 4/1-(b) maddesine Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine; 3-)Peşin alınan 17,15 TL maktu harçtan 13.10-TL harcın mahsubu ile bakiye harcın istek halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine; 4- )1.100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; 5-)1.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı Kuruma verilmesine; 6-)73,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranları dikkate alınarak 53.90- TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, " bendlerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.