Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/7247 E. 2012/12027 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/7247
- Karar No
- 2012/12027
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :426-233 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanun’un 79’uncu maddesidir. Anılan maddenin 10’uncu fıkrası uyarınca, belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar mahkemeye başvurarak sigortalı hizmetlerini alacakları ilamla tespit ettirebilirler. Öte yandan Anayasa’nın 60’ıncı maddesine göre; “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” 506 sayılı Kanun’un 6 ve 5510 sayılı Kanun’un 92’nci maddelerinde de söz konusu Anayasa kuralına paralel bir düzenleme ile “sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeceği” kuralına yer verilmiştir. Sigortalı, işveren ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında kurulan bu sosyal sigorta ilişkisi bir kamu hukuku ilişkisi olduğu gibi, sigortalı olmanın getirdiği hak ve yükümlülüklerden kaçınılamayacağına ilişkin yukarıda belirtilen kurallar nedeniyle, sigortalı hizmetin tespitine ilişkin davalar kamu düzenine ilişkindir. Hal böyle olunca; bu tür davaların özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunlu olup, hâkim tarafların kanıt ve beyanlarıyla yetinemez, kendiliğinden(re’sen) araştırma yapmak zorundadır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosya kapsamında davalı işveren adına davacıya patlayıcı alma, nakletme ve depolama yetkisi veren 15.09.2004 – 01.04.2005 tarihleri arasında yetki veren Valilik tarafından verilmiş bir belge dışında toplanmış herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle; davacının sigorta sicil dosyası uyuşmazlığa konu dönemdeki tüm işe giriş bildirgelerini içerecek şekilde celbedilmeli, işyerine ilişkin davalı Kurum nezdindeki bilgi ve belgeler getirtilerek söz konusu dönemde hizmet akdine dayanarak davacıyı çalıştırdığı ileri sürülen, bir başka anlatımla “işveren” konumunda yer alan kişi/kişiler doğru olarak belirlenmeli, davalılar dışında işveren bulunduğu anlaşılırsa anılan kişi ya da kişilere karşı dava açması için davacıya uygun süre tanınmalı, açıldığı takdirde davalar birleştirilmeli, davalı şirketin faaliyet durumu ilgili ticaret sicili memurluğundan da sorularak açığa çıkarılmalı, çekişme konusu döneme yönelik olarak yazılı kayıt ve belgelerin varlığı araştırılmalı, bu döneme ait sigorta primleri bordosu ile aylık prim ve hizmet belgelerinin tümü getirtilmeli, anılan bordro ve belgelerde bildirimi yapılan sigortalıların tanık sıfatıyla ifadeleri alınmalı, aynı çevrede faaliyet yürüten veya işverenle iş ilişkisi içinde bulunan işyerlerinin işverenleri veya çalışanları yöntemince saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, belirdiği takdirde tüm tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, toplanan kanıtlar değerlendirildikten sonra çalışmanın varlığı ve süresi konusunda elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.