Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/18132 E. 2012/17231 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/18132
- Karar No
- 2012/17231
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :27-29 Dava, davacının davalı işveren nezdinde 01.02.1987 – 15.08.1988 tarihleri arasında sigortalı gösterilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı ve davalı işveren temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, dava dilekçesinde davalı olarak Hani İlçe Kaymakamlığını göstererek, ... Nezdinde bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında 01.02.1987 – 15.08.1988 tarihleri arasında sigortalı gösterilmeyen çalışmalarının tespitini talep ettiği, dava dilekçesi, davalı olarak ...’na tebliğ edildiği, Hani Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı davaya dahil edilmemesine rağmen gerekçeli kararda Hani Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının davalı olarak gösterildiği anlaşılmıştır. 1- Taraf ehliyeti konusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartlarındandır, davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Öte yandan, taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, Medeni Hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Medeni Kanuna göre belirlenir (HMK m.50, TMK m.8 ve m.48). Buna göre, medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m.8) ve tüzel (TMK m.48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Bu yönde, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 27. maddesine göre ilçede Hükümetin temsilcisi olan kaymakamlık, Devlet tüzel kişiliğine (İçişleri Bakanlığına) bağlı olup, ayrı tüzel kişiliği bulunmadığı için davada taraf ehliyetine sahip değildir. Hal böyle olunca, kaymakamlığa karşı açılacak davaların kaymakamlığın bağlı bulunduğu İçişleri Bakanlığına karşı açılması gerekir. Bu yasal gerekliliğe karşın, kaymakamlığa karşı dava açılırsa; dava, kaymakamlığın taraf ehliyeti (tüzel kişiliği) olmaması nedeniyle reddedilemez. Çünkü davacının amacı Devlet tüzel kişiliğini (İçişleri Bakanlığını) dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruma yöneltmekle, hasımda değil, temsilci de yanılmış olmaktadır. Bu durumda, temsilcide yanılgıya ilişkin yanlışlık düzeltilerek davaya İçişleri Bakanlığına karşı devam edilmesi gerekir. 2-Hani Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı hakkında hüküm kurulmuş ise de yargılama aşamasında davaya dahil edilmeyen Hani Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na davanın yöneltilmesi gerekir. Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde; HMK’nun 124. maddesi gereğince husumetin doğru tarafa yöneltilmesi için davacıya mehil verilerek, İçişleri Bakanlığına ve Hani Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip davaya iştiraklerinin sağlanması, bu davalıların göstereceği deliller de gözetilerek, sonucuna göre karar verilmelidir. O halde, davalı Kurum vekili ve davalı işveren temsilcisinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine, 02.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.