Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/622 E. 2026/4963 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/622
- Karar No
- 2026/4963
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/1081 E., 2023/565 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 43/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay 2 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 15.11.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.12.2025 tarihli ve 2025/12324 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/151935 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I.İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/151935 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesinde, "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir." şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, somut olayda tebligatı yapan görevlinin ikametinde bulunamayan sanığın, ikamette bulunmama sebebini bilmesi muhtemel kimselerden bu hususu sormadığı gibi, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.09.2018 tarihli ve 2016/12791 esas, 2018/8413 karar sayılı ve 3. Hukuk Dairesinin 11.02.2019 tarihli ve 2017/5224 esas, 2019/901 karar sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere, kendisinden sorulan ve kendisine haber bırakılan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat muhatabı bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05.10.2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gözetildiğinde, Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.11.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince, ikametinde bulunmaması üzerine, haber bırakılan komşu ismi belirtilmeksizin 19.12.2019 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de; söz konusu tebligat mazbatasında kendisine bilgi verilen komşunun isim ve imzasının da bulunmadığı, tebligatın doğrudan muhtara bırakıldığı, bu haliyle sanığa yapılan tebligat işleminin geçerli kabul edilemeyeceğinden anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı bulunmadığından kamu davasının durmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II.GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 06.07.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2019 tarihli ve 2019/35160 Soruşturma, 2019/814 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın şüpheliye 19.12.2019 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1.maddesine göre tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin 30.11.2019 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan yürütülen soruşturmanın da 2019/35160 Soruşturma ile birleştirildiği, C. Şüphelinin 23.07.2020 tarihinde yeniden ayn nev'iden suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2020 tarihli ve 2019/35160 Soruşturma, 2020/9519 Esas, 2020/6555 sayılı iddianamesi ile Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın 2020/1081 Esasa kaydedildiği, D. Yine şüpheli hakkında, 30.04.2020 tarihli aynı nev'i suçtan Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2021 tarihli ve 2021/13138 Soruşturma, 2021/4903 Esas, 2021/3538 sayılı iddianamesi ile açılan
kamu davasının, Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/1081 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, E. Yapılan yargılama sonucunda, Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12.10.2023 tarihli ve 2020/1081 Esas, 2023/565 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 43/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay 2 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. F. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılacak tebligatın geçerlilik koşullarının Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinde gösterildiği, anılan maddeye göre "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması" gerektiği, dolayısıyla, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği dikkate alındığında, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği, Somut olayda, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 19.12.2019 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş ise de, tebliğ mazbatasında haber verilen komşu ismi belirtilmediği gibi imzadan imtina ettiği hususunun da yazılmadığı, yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği, erteleme kararı kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, bu durumda ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/4.maddesinde belirtilen dava açılması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;
Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun'la değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi Kanun’a aykırı ise de; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, sanık hakkında; 06.07.2019 tarihli inceleme konusu suç nedeniyle Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.03.2025 tarihli ve 2024/47627 Soruşturma, 2025/395 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınması, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava bulunması halinde incelemeye konu dava ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, sanığın eylemlerinin tek suç, ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III.KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2023 tarihli ve 2020/1081 Esas, 2023/565 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.