Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/1023 E. 2026/4370 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1023
Karar No
2026/4370
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/162 E., 2019/893K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin 11.03.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/39844 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.01.2026 tarihli ve KYB-2026/801 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.01.2026 tarihli ve KYB-2026/801 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2019 tarihli ve 2019/162 esas, 2019/893 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği ile, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'u uyarınca öncelikle bilinen son adrese tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 23/07/2018 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş ise de, sanığın soruşturma aşamasında kollukta verdiği ifadesinde bildirdiği ".. Mahallesi .. sokak .. Blok ../.. ../.." adresine normal usulde tebliğ yapılması gerekirken, doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 12.05.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2018 tarihli ve 2018/18197 Soruşturma, 2018/278 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, ancak, şüpheli hakkında, 25.05.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/40531 Soruşturma sayılı dosyasının 2018/18197 Soruşturma sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilerek 17.07.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılıp bu kez 12.05.20 18... .05.2018 tarihli her iki eylem nedeniyle Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 04.01.2019 tarihli ve 2018/18197 Soruşturma, 2019/8 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye tebliğe çıkarılmadığı ve tedbirin infazının kaldığı yerden devamı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2019 tarihli ve 2018/18197 Soruşturma, 2019/1820 Esas, 2019/1438 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 25.12.2019 tarihli ve 2019/162 esas, 2019/893 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 11.03.2020 tarihinde kesinleştirildiği, D. Ancak, Sanığın denetim süresi içinde 13.06.2020 tarihindeişlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/152 Esas, 2022/564 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hüküm açıklanarak, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve 08.09.2022 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştirildiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; kanun yararına bozma istemine konu Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2019 tarihli ve 2019/162 esas, 2019/893 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 13.06.2020 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/152 Esas, 2022/564 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hüküm açıklanarak, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 08.09.2022 tarihinde kesinleştirildiği ve 31.05.2022 tarihli açıklanan hükmün kanun yararına bozma istemine konu edilmediği anlaşılmakla, sanığa gerekçeli kararın usûlüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması ile tebliğ edilmişse tebellüğ belgesinin eklenilmesi, tebliğ edilmemişse sanığa gerekçeli kararın usûlünce tebliğiyle, istinaf edilmemesi halinde Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/152 Esas, 2022/564 Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği gözetilerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2019 tarihli ve 2019/162 Esas, 2019/893 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2026/1023, K. 2026/4370, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2026-1023-e-2026-4370-k-d9a250d29ae1