Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9909 E. 2026/4843 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/9909
- Karar No
- 2026/4843
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/1197 E., 2022/474 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara 56. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 43/1. ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 19.10.2022 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.11.2025 tarihli ve 2024/40005 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/140589 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/140589 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği nazara alındığında;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karara karşı ise itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün gösterilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, dolayısıyla sanık hakkında usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararının bulunmadığı, dolayısıyla tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin infazına da başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. B. 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi "Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir." şeklinde hüküm içermektedir. C. Somut olayda; sanığın, hükmün kurulduğu 21.06.2022 tarihli oturumunda, başka suçtan hükümlü olarak ...Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle, mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı CMK'nın 263/1.maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması ve gerekçeli karar her ne kadar 11.10.2022 tarihinde sanığın çarşıda olduğunu ve aynı konutta oturduğunu beyan eden annesi imzasına tebliğ edilerek kesinleştirilmiş ise de, tebligat tarihinde .. .. Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu anlaşılan sanığa yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle, yasa yolu bildirimi usulüne uygun olmadığından ve gerekçeli karar tebliği usulsüz olduğundan, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. D. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 272. vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.