Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9854 E. 2026/4817 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/9854
- Karar No
- 2026/4817
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/363., 2025/142 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca durmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 13.03.2025 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.11.2025 tarihli ve 2025/15047 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/143845 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/143845 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Benzer bir olay sebebiyle, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17/03/2022 tarihli ve 2021/18627 esas, 2022/3394 karar sayılı ilâmında yer alan, "... Somut olayda, Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 05/06/2017 tarihinde muhatabın işte olduğunu beyan eden aynı konutta oturan yakını imzasına tebliğ edilerek 13/06/2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu nedenle kararın doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılmasının usulsüz olduğu, ancak; doğrudan MERNİS adresine çıkarılan tebligatın Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre değil muhatabın işte olduğunu beyan eden aynı konutta oturan yakını imzasına tebliğ edilmesi karşısında tebligatın geçerli olduğu anlaşıldığından (1) numaralı kanun yararına bozma düşüncesi yerinde görülmemiştir." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21.03.2019 tarihli ve 2019/3026 soruşturma, 2019/160 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresi olan ''.. Mahallesi .. Sokak No:../.. ../..'' adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ yapılmasına ilişkin şerh düşülerek tebliğe çıkartıldığı, ancak doğrudan Mernis adresine çıkarılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 21/2. maddesine göre değil, muhatabın çarşıda olduğunu beyan eden aynı konutta oturan kızı imzasına tebliğ edildiğinden anılan tebligatın usulüne uygun olduğunun anlaşılması karşısında, mahkemesince yazılı şekilde tebligatın usulsüz olduğundan bahisle kamu davasının durmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 14.01.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2019 tarihli ve 2019/3026 Soruşturma, 2019/160 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, itiraz mercii, itiraz süresi ve sürenin başlangıcının doğru şekilde gösterildiği, kararın şüpheliye 05.04.2019 tarihinde tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranarak 14.05.2020 tarihinde infazın tamamlandığı, B. Şüphelinin 25.04.20 21... .09.2022 tarihlerinde aynı nev'iden suçları işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 17.11.2022 tarihli ve 2019/3026 Soruşturma, 2022/9376 Esas, 2022/5835 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 04.02.2025 tarihli ve 2022/363 Esas, 2025/142 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle CMK'nın 223/8-2. cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
D. Dosya kapsamına göre; Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesince, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23. maddesinin 1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği şeklindeki düzenleme, 7201 sayılı Kanun'un "Aynı Konutta Oturan Kişilere veya Hizmetçiye Tebligat" başlıklı 16. maddesinde yer alan "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, Somut olayda; kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılması usulsüz ise de, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre değil, 7201 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca, şüphelinin "işte olduğunu, adreste devamlı beraber yaşadığını" beyan eden kızı ...imzasına tebliğ edildiği, tebligata MERNİS şerhi düşülmüş ise de, tebliğin 7201 sayılı Kanun'un 16. maddesine uygun şekilde yapılması karşısında, yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu anlaşıldığından, mahkemece yargılamaya devam olunarak esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "kamu davasının durmasına" karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2025 tarihli ve 2022/363 Esas, 2025/142 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.