Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9757 E. 2026/4373 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/9757
Karar No
2026/4373
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/64 E., 2024/854 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Düşme KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 25.01.2025 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.11.2025 tarihli ve 2025/9954 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.12.2025 tarihli ve KYB-2025/136195 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.12.2025 tarihli ve KYB-2025/136195 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Her ne kadar Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2024 tarihli kararı ile ısrar şartı gerçekleşmediğinden, kamu davasının düşmesine karar verilmiş ise de; Benzer bir olay sebebi ile; Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/11/2021 tarihli ve 2021/15416 esas, 2021/18489 karar sayılı ilâmı ile "Karar duruşmasında .... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda atılı suçtan tutuklu olduğu anlaşılan sanık ....'a .... tarihinde tefhim edilen hükmün yasa yolu bildiriminde CMK'nın 263'ncü maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi nedeniyle” hükmün usulüne uygun tefhim edilmediği, daha sonra kararın 05/01/2018 tarihinde cezaevinde bulunan sanığa 5271 sayılı CMK'nın 35/son maddesi uyarınca kendisine okunup anlatılmadan tebliğ edilmesi nedeniyle tefhim ve tebliğin usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın kesinleşmediği belirlenmekle..." şeklindeki açıklamalar ile, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın cezaevinde bulunan sanığa, yukarıda bahsi geçen şekilde cezaevi aracılığıyla itiraz edebileceği hususu belirtilmek suretiyle tebliğ edilmediği, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediğinden dava şartının gerçekleşmesinin beklenilmesi için kamu davasının durması yerine, yazılı şekilde düşmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 01.03.2022 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 07.02.2023 tarihli ve 2022/3404 Soruşturma, 2023/130 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2024 tarihli ve 2022/3404 Soruşturma, 2024/211 Esas, 2024/179 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19.12.2024 tarihli ve 2024/64 Esas, 2024/854 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." hükmü ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde yer alan "İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun

yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 01.03.2022 tarihli eylem nedeniyle Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.02.2023 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin şüpheliye .. .. Tipi .. Ceza İnfaz Kurumunda okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edildiği ancak 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca erteleme kararının tebliğinde, ceza infaz kurumunda yapılacak tebligata, şüphelinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tutuklu veya hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin açıklamanın eklenmesi gerektiği hususunun gözetilmediği gibi bu hususun anılan Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla 10.02.2023 tarihinde yapılan tebliğ işleminde de belirtilmediği, tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği; Her ne kadar, 01.03.2022 tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.02.2023 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli üzerine açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmediğinden bahisle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının "düşmesine" karar verilmiş ise de; 5721 sayılı CMK'nın 223/1. maddesinde, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında ise, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, açılan kamu davasında yapılan yargılama üzerine kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde “durma kararı” verilerek, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirin infazının sonucunun beklenilmesi, tekrar tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden “düşme” kararı verilmesi ve dosyanın kesin olarak sonuçlandırılması ve davanın esasını çözen "düşme" kararıyla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine, "Karar kesinleştiğinde bir örneğinin, .. Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilerek; Sanığın 01.03.2022 tarihli müsnet eylemi açısından, şayet DAEK verilecek ise, güncel 5271 Sayılı Yasa'ya göre, anılan karara, öğrenmeden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz hakkı bulunduğu belirtilerek ve itirazın son gününde de itiraz başvurusunda bulunulabileceği gözetilerek usulünce kesinleşme işlemleri yapılması amacıyla gereğinin takdir ve ifası için muhtariyette bulunulmasına” karar verilerek hükmün karıştırılması, Kanun'a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2024 tarihli ve 2024/64 Esas, 2024/854 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/9757, K. 2026/4373, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-9757-e-2026-4373-k-0003ad7186dd