Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/10338 E. 2026/4322 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/10338
- Karar No
- 2026/4322
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/130 E., 2018/836 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 3 yıl denetim süresi belirlenmesine, karar verildiği ve hükmün, 21.11.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2024/39510 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147497 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147497 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın şüpheliye ifadesinde belirttiği adresinden farklı olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi gereğince tebliğ edilmesi sebebiyle usulüne uygun olmadığı ve bu sebeple şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanındığından bahsedilemeyeceği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 03.05.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2016 tarihli ve 2016/46763 Soruşturma, 2016/2263 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme kararı içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2017 tarihli ve 2016/46763 Soruşturma, 2017/1960 Esas, 2017/1632 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.10.2018 tarihli ve 2017/130 Esas, 2018/836 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 3 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün süresinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun'un 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11.01.2011-6099 S.K./9 uncu mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19.03.2003 - 4829 S.K./11 inci md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılarak, MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, MERNİS adresinin olmadığının tespiti halinde ancak 35. maddeye göre daha önce usûlüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 03.05.2016 tarihli eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 24.05.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin bila tebliğ iadesi üzerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği ancak, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak önceki adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılıp, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre MERNİS adresine tebliğ yapılması gerektiği, MERNİS adresinin olmadığının tespiti halinde anılan Kanun'un 35. maddesine göre daha önce usûlüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği, MERNİS adresi araştırılması yapılmadan ve daha önce usûlüne uygun tebligat yapıldığına ilişkin bir belge de bulunmayan adresine 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre yapılan tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2018 tarihli ve 2017/130 Esas, 2018/836 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.