Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2024/785 E. 2025/8259 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2024/785
Karar No
2025/8259
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/101 E., 2022/763 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1., ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 24.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2023 tarihli ve 2023/26609 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve KYB-2024/1786 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve KYB-2024/1786 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2015 tarihli ve 2014/754 esas, 2015/317 sayılı kararı ile sanık hakkında 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmiş ise de, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesinde yer alan, "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanık hakkında Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/12/2013 tarihli ve 2013/1038 esas, 2013/1365 sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulandığı gözetilerek, somut olayda mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre zorunlu olarak verilmeyip, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca takdiren verilmiş bir karar olduğunun kabul edilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, 1-Sanığın yokluğunda verilen Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2015 tarihli ve 2014/754 esas, 2015/317 sayılı kararının, Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla 13/07/2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35/3. maddesinde yer alan, “İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2015 tarihli kararının tebliği tarihinde cezaevinde bulunan sanığa, 5271 sayılı Kanun'un 35/3. maddesine uygun olarak “okunup anlatılmak suretiyle” tebliğ edilmesi gerekirken, “teslim edilmek” suretiyle yapılan tebligatın usulsüz olduğu, hükümlünün başka bir suretle karardan haberdar olduğuna ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı gibi dosya kapsamından da bu yönde bir tespit yapılamadığı cihetle, tebligat işleminin usule aykırı olması karşısında, esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2- Kabule göre de, Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/06/2022 tarihli ve 2022/5156 esas, 2022/15007 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04/10/2018 tarihli ve 2017/8-952 esas, 2018/403 sayılı kararında da açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de, bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/11/2012 tarihli ve 2012/458 esas, 2012/950 karar sayılı hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesinin alındığı tarih olduğu bu suretle 19/02/2007 tarihli sorgusuna göre, 5237 sayılı Kanunun 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekmiştir..." şeklindeki açıklamalar ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı süresinin anılan Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu nazara alındığında, Somut olayda, kovuşturma aşamasında sanığın savunmasının alındığı 23/10/2013 tarihinde son kez kesilmesi sebebiyle yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleştiği 14/03/2014 tarihi ile sanığın tedavi denetimli serbestlik tedbirini ihlâl etmesi nedeniyle denetimli serbestlik müdürlüğünce dosyasının kapatıldığı 25/06/2014 tarihleri arasında (2 ay 11 gün) durduğu, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yukarıda izah edildiği üzere usulüne uygun kesinleşmemesi sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihi ile sanığın yeniden suç işlediği 30/12/2016 tarihi arasında zamanaşımı süresinin durmayacağı, sanığın savunmasının alındığı 23/10/2013 tarihi ile hükmün açıklandığı 08/11/2022 tarihi arasında da zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı, sanığın mahkeme huzurunda savunmasının alındığı 23/10/2013 tarihinden, hükmün açıklandığı 08/11/2022 tarihine kadar geçen (9 yıl 16 gün) süreden, durma süresi (2 ay 11 gün) çıkarıldığında, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin tamamlandığı cihetle, kamu davasının düşürülmesi yerine, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 01.06.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2013 tarihli ve 2013/51702 (34) Soruşturma, 2013/20016 Esas, 2013/7024 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Adana (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.12.2013 tarihli ve 2013/1038 Esas, 2013/1365 Karar sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 14.03.2014 tarihinde kesinleştiği, C. Yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, 26.08.2014 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek yapılan yargılama sonucunda Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2015 tarihli ve 2014/754 Esas, 2015/317 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. ve 8. fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 04.09.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirildiği, D. Sanığın denetim süresi içinde 30.12.2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2020 tarihli ve 2019/195 Esas, 2020/251 Karar sayılı kararı ile hükmedilen mahkûmiyet kararının istinafı üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 12.01.2021 tarihli ve 2020/2619 esas, 2021/92 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08.11.2022 tarihli ve 2021/101 Esas, 2022/763 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; sanık hakkında Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.12.2013 tarihli ve 2013/1038 Esas, 2013/1365 Karar sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulandığı gözetilerek, somut olayda mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre zorunlu olarak verilmeyip, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca takdiren verilmiş bir karar olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Sanığın yokluğunda verilen Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2015 tarihli ve 2014/754 esas, 2015/317 Karar sayılı kararının, Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla 13.07.2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35/3. maddesinde yer alan, “İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2015 tarihli kararının tebliği tarihinde cezaevinde bulunan sanığa, 5271 sayılı Kanun'un 35/3. maddesine uygun olarak “okunup anlatılmak suretiyle” tebliğ edilmesi gerekirken, “teslim edilmek” suretiyle yapılan tebligatın usûlsüz olduğu, hükümlünün başka bir suretle karardan haberdar olduğuna ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı gibi dosya kapsamından da bu yönde bir tespit yapılamadığı cihetle, tebligat işleminin usule aykırı olması karşısında, esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında; Somut olayda, sanığın atılı suçu 01.06.2013 tarihinde işlediği, kovuşturma aşamasında sanığın savunmasının alındığı 23.10.2013 tarihinde son kez kesilmesi sebebiyle yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleştiği 14.03.2014 tarihi ile tedbirin gereklerine uymama nedeniyle Mahkemenin tensip tarihi olan 04.09.2014 tarihleri arasında durduğu, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yukarıda izah edildiği üzere usûlüne uygun kesinleşmemesi sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihi ile sanığın yeniden suç işlediği 30.12.2016 tarihi arasında zamanaşımı süresinin durmayacağı, sanığın savunmasının alındığı 23.10.2013 tarihi ile hükmün açıklandığı 08.11.2022 tarihi arasında da zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı, sanığın mahkeme huzurunda savunmasının alındığı 23.10.2013 tarihinden, hükmün açıklandığı 08.11.2022 tarihine kadar geçen (9 yıl 16 gün) süreden, durma süresi (5 ay 12 gün) çıkarıldığında, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin tamamlandığı cihetle, kamu davasının düşürülmesi yerine, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. E. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli ve 2021/101 Esas, 2022/763 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "Sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2024/785, K. 2025/8259, T. 16.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2024-785-e-2025-8259-k-d413013b387c