Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/22161 E. 2025/6303 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/22161
- Karar No
- 2025/6303
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/94 E., 2019/455 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Edremit 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, istinaf edilmeksizin 24.07.2019 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.10.2023 tarihli ve 2022/24612 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.11.2023 tarihli ve KYB-2023/111025 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2023 tarihli ve KYB-2023/111025 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu 05/05/2016 tarihli aynı nev'iden suç sebebiyle Bakırköy 42. Asliye Ceza Mahkemesinde açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 22/11/2017 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, Edremit 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2019 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, Sanığın 05/05/2016 tarihli eylemi nedeniyle mahkumiyetine ilişkin Bakırköy 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/05/2018 tarihli ve 2018/131 esas, 2018/407 sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 02/11/2018 tarihli ve 2018/2116 esas, 2018/2413 sayılı kararı ile incelemeye konu dosyadaki aynı nitelikteki suçun, sanık hakkında daha evvel işlemiş olduğu değişen suç vasfı nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan zorunlu olarak verilen 23/12/2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı cihetle kaldırılmasına ve kamu davasının düşürülmesine karar verildiği gözetilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme ile, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında yer alan "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ... kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklindeki açıklamalar ve 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu dikkate alındığında, Sanık hakkında evvelce 2007, 2009 ve 2012 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan açılan davada, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2015 tarihli ve 2015/144 esas, 2015/570 sayılı karar ile sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğundan bahisle mahkumiyetine ve 5237 sayılı Kanun'un 191/8 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddeleri gereğince zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı Kanun'un 231/8. maddesi gereğince 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verildiği, itiraz edilmeden söz konusu kararın 31/12/2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla; incelemeye konu işbu dosyadaki aynı nitelikteki suçun ise, sanık hakkında zorunlu olarak verilen 23/12/2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde 22/11/2017 tarihinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı cihetle, açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. B. 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." hükmü ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde yer alan "İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, Somut olayda; kanun yararına bozma istemine konu Edremit 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2019 tarihli ve 2019/94 Esas, 2019/455 Karar sayılı "mahkûmiyet" kararının başka suçtan Silivri 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan sanığın SEGBİS ile yüzüne karşı verildiği ancak; hükümde, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin sanığa bildirimde bulunulmadığı, Başka suçtan hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle, mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması nedeniyle yasa yolu bildirimi usûlüne uygun olmadığından, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2025 tarihinde karar verildi.