Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/903 E. 2022/11805 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2022/903
Karar No
2022/11805
Karar Tarihi

Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2015 tarihli ve 2014/907 esas, 2015/683 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 13/01/2022 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A-) Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Şüpheli ... hakkında, 19/05/2013 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 18/06/2013 tarihli ve 2013/7146-14 soruşturma, 2013/3104 esas, 2013/1388 sayılı iddianamesi ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Erzurum 2. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2- Erzurum 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 29/05/2014 tarihli ve 2013/594 esas, 2014/492 sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın karara itiraz etmesi üzerine Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2014 tarihli ve 2014/84 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 3- Erzurum Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 27/08/2014 tarihli ve 2014/484 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 08/09/2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 29/09/2014 tarihinde Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 4- Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine, dosyanın devredildiği Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05/11/2015 tarihli ve 2014/907 esas, 2015/683 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51/1. maddesi gereğince cezanın ertelenmesine karar verildiği, kararın temyiz edilmeden kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B-) Kanun Yararına Bozma İstemi: Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında; “Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan sanık ...’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair Erzurum 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 29/05/2014 tarihli ve 2013/594 esas, 2014/492 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2014 tarihli ve 2014/84 değişik iş sayılı kararını müteakip, denetimli serbestlik müdürlüğünce denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, kamu davası açılmasını takiben yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1, 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun'un 51/1. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine ilişkin Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2015 tarihli ve 2014/907 esas, 2015/683 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, Erzurum Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 27/08/2014 tarihli çağrı kağıdının sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda Mernis adresi olan "Kethuda Mah. Sadrettin Demircioğlu Cad. No:3 İç Kapı No:5 Pasinler/Erzurum" adresine 08/09/2014 tarihinde tebliğ edildiği, doğrudan mernis adresi şerhiyle 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından, tebligat işleminin usulsüz olduğu, 2-Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemleri, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılacağından, 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde yapılan ve ısrar teriminin de içinde yer aldığı değişikliklerin yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinden sonra yapılan infaz işlemlerinde, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için; sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için tebligat yapılması, uymaması halinde, "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında dava açılması gerektiği, somut olayda ise, Mahkemece sanığın denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildikten sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce gönderilen ilk çağrı davetiyesinin 08/09/2014 tarihinde sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği ve yukarıda anlatıldığı üzere usulüne uygun olmadığı, uyarının ise hiç yapılmadığı, ısrar şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanığın kuruma müracaat etmediğinden bahisle kaydın kapatılarak dava açılması üzerine, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, durma kararı verilmesi yerine yargılamaya devam edilerek mahkumiyet karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2015 tarihli ve 2014/907 esas, 2015/683 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir. C-) Konunun Değerlendirilmesi: Şüpheli ... hakkında, 19/05/2013 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 18/06/2013 tarihli ve 2013/7146-14 soruşturma, 2013/3104 esas, 2013/1388 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında, Erzurum 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 29/05/2014 tarihli ve 2013/594 esas, 2014/492 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına karar verildiği, karara karşı yapılan itirazın reddine dair Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2014 tarihli ve 2014/84 değişik iş sayılı kararını takiben, denetimli serbestlik müdürlüğünce denetimli serbestlik tedbirine uymadığından infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine yapılan yargılama sonunda, Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2015 tarihli ve 2014/907 esas, 2015/683 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1, 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51/1. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine karar verildiği, anlaşılmıştır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, Erzurum Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 27/08/2014 tarihli çağrı kağıdının doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve MERNİS adresi olan "... Mah. ... Cad. No:3 İç Kapı No:... Pasinler/Erzurum" adresine 08/09/2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, doğrudan MERNİS adresi şerhiyle 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı, tebligat işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının söylenemeyeceği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/5. maddesi gereğince yargılama şartı oluşmadığından mahkemece durma kararı verilmesi gerektiği anlaşıldığından (1) numaralı gerekçe ile kanun yararına bozma istemi yerindedir. Ancak; 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişiklikle davaya devam olunabilmesi için yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etme koşulunun getirildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 02/05/2019 tarihli ve 2018/172 esas, 2019/373 sayılı kararı ile; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile TCK'nın 191. maddesinde yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinde önce işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dolayı verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı amacıyla gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğine rağmen başvuruda bulunmayan sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce bu hususta ikinci bir tebligat yapılmasına gerek bulunmadığına karar verilmiş olduğundan; 5560 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilen sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurarak denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği, sanığın çağrıya uymadığı ve bu şekilde yükümlülüklerini ihlal edip denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı, somut olayda ısrar şartının aranmayacağı, suç tarihi itibariyle uygulanması gereken 5560 sayılı Kanunla değişik TCK'nın TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilme koşullarının bu yönüyle oluştuğu anlaşıldığından kanun yararına bozma istemi ve ihbarnamedeki (2) numaralı bozma talebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; Erzurum Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan çağrı kağıdı tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının söylenemeyeceği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/5. maddesi gereğince yargılama şartı oluşmadığından mahkemece durma kararı verilmesi gerektiği anlaşıldığından (1) numaralı gerekçe ile kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. D-) Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 223/8-2. cümlesi gereğince “kamu davasının durmasına” ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının sonucunun beklenilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Erzurum 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2015 tarihli ve 2014/907 esas, 2015/683 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/903, K. 2022/11805, T. 16.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2022-903-e-2022-11805-k-333b43661ddc