Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/899 E. 2022/11801 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/899
- Karar No
- 2022/11801
- Karar Tarihi
Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/01/2020 tarihli ve 2019/729 esas, 2020/68 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 05/01/2022 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A-) Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Sanık ... hakkında, 16/08/2019 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 15/11/2019 tarihli ve 2019/107631 soruşturma, 2019/37977 esas, 2019/27068 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce 2016/27997 sayılı soruşturmada 17/05/2017 tarihinde Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesine 2017/313 esas sayılı kamu davası açıldığı, yeniden erteleme kararı verilmeyeceği hususunun belirtildiği, 2- Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30/01/2020 tarihli ve 2019/729 esas, 2020/68 sayılı kararı ile, suçun Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2018 tarihli ve 2017/313 esas, 2018/177 sayılı kararı ile verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlendiği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca davanın düşmesine karar verildiği, kararın 27/02/2020 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, 3- Dosya arasında bulunan Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2018 tarihli ve 2017/313 esas, 2018/177 sayılı kararının incelenmesinde; a-) Şüphelinin 21/02/2016 tarihli eylemi nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2016 tarihli kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi gereğince bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, b-) Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 24/03/2017 tarihli ve 2016/6949 DS sayılı yazısı ile yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 17/05/2017 tarihli ve 2017/13939 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, c-) Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2018 tarihli ve 2017/313 esas, 2018/177 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 04/04/2018 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B-) Kanun Yararına Bozma İstemi: Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında; “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ... hakkında açılan kamu davasının kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle düşürülmesine dair Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/01/2020 tarihli ve 2019/729 esas, 2020/68 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, Sanığın daha önce 21/02/2016 tarihinde işlediği “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçuna ilişkin olarak, hakkında açılan kamu davasında, Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2018 tarihli ve 2017/313 esas, 2018/177 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5560 ve 5728 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmiş olduğundan bahisle 231/5. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 04/04/2018 tarihinde kesinleştiği, Ancak daha sonra sanığın denetim süresi içinde 16/08/2019 tarihinde işlediği işbu davaya konu olan “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/01/2020 tarihli kararı ile her ne kadar yargılama konusu olan 16/08/2019 tarihli suçun, 21/02/2016 tarihli ilk suç bakımından verilen 15/03/2018 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle bu kararın ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmişse de, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30/11/2020 tarihli ve 2020/4034 esas, 2020/8347 karar sayılı ilâmında yer alan "...İlk suça ilişkin olarak 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi uyarınca verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının “ihlali” niteliğinde olduğunun tespit edilmesi halinde, 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/5. maddesi gereğince ihlal niteliğinde olan suç bakımından ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğundan “davanın düşmesine” ve “ilk suça ilişkin hükmün açıklanması için ihbarda bulunulmasına” karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi,.." şeklindeki açıklama dikkate alındığında, somut incelemeye konu olayda, 21/02/2016 tarihli ilk suça ilişkin verilen 15/03/2018 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun uyarınca verilmiş bir karar olmadığı, genel hükümlere göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi kapsamında verilmiş olduğu, bu nedenle 16/08/2019 tarihli ikinci suç bakımından 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinin uygulanması suretiyle düşme kararı verilemeyeceği, yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verildikten sonra mahkûmiyet kararı verilmesi halinde önceki hükmün açıklanması için ihbarda bulunulabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/01/2020 tarihli ve 2019/729 esas, 2020/68 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir. C-) Konunun Değerlendirilmesi: Sanık ... hakkında, 16/08/2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/01/2020 tarihli ve 2019/729 esas, 2020/68 sayılı kararı ile, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Sanığın daha önce 21/02/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2016 tarihli kararı ile kamu davası açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 17/05/2017 tarihli ve 2017/13939 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2018 tarihli ve 2017/313 esas, 2018/177 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde öngörülen şartların gerçekleştiği gerekçesiyle 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 04/04/2018 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, anlaşılmıştır. Sanığın denetim süresi içerisinde 16/08/2019 tarihinde işlediği işbu davaya konu olan “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/01/2020 tarihli kararı ile her ne kadar yargılama konusu olan 16/08/2019 tarihli suçun, 21/02/2016 tarihli ilk suç bakımından verilen 15/03/2018 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle bu kararın ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmişse de, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddede yer alan düzenleme; (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191'inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 191'inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191'inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191'inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191'inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur, şeklinde olup, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, gerek uygulanma şartları, gerekse yaptırımlar ve doğuracağı hukuki sonuçlar bakımından birbirinden farklı niteliktedir. 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi düzenlemesine göre; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurmaktadır. Kanun koyucu, kişi hakkında kurulan hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kişilerin işledikleri birtakım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat tanımak istemiştir. 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrası; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir" hükmünü taşımaktadır. Buna göre, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi/getirememesi hâlinde hüküm açıklanacaktır. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olunması durumunda hüküm açıklanabilmesi için bu ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir. 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde ise; kanuni zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağından, denetim süresi içerisinde işlenen suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı neviden olması gerekmekte olup, sanığın denetim süresi içerisinde aynı neviden olmayan kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilemeyecektir. Aynı şekilde; 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre kanuni zorunluluk üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü gereğince zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenen suç nedeniyle, mahkemece düşme kararı verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunulması gerekecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında; Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15/03/2018 tarihli ve 2017/313 esas, 2018/177 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince kanuni zorunluluk üzerine verilmiş bir karar olmadığı, genel hükümlere göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi kapsamında verilmiş olduğu, bu nedenle 16/08/2019 tarihli ikinci suç bakımından 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinin uygulanmasının sözkonusu olamayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde erteleme süresi içerisinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı bir soruşturma veya kovuşturma yapılamayacağı şeklinde yer alan düzenlemenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle düşme kararı verilemeyeceği, yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verildikten sonra mahkûmiyet kararı verilmesi halinde önceki hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, kamu davasının düşmesine karar verilmesi kanuna aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. D-) Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verildikten sonra mahkûmiyet kararı verilmesi halinde önceki hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, kamu davasının düşmesine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/01/2020 tarihli ve 2019/729 esas, 2020/68 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.