Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/2426 E. 2022/13624 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/2426
- Karar No
- 2022/13624
- Karar Tarihi
Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/02/2016 tarihli ve 2015/1081 esas, 2016/235 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 08/02/2022 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli ... hakkında, 06/12/2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda; Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2015 tarihli ve 2015/2188 soruşturma, 2015/76 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2.maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3.maddesi gereğince bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararında itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 12/02/2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilerek 09/03/2015 tarihinde infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17/03/2015 tarihli ve 2015/6073 DS sayılı çağrı yazısının 31/03/2015 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verildiği,
3- Erteleme kararının kaldırılarak Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 13/10/2015 tarihli ve 2015/2188 soruşturma, 2015/8736 esas, 2015/8669 sayılı iddianamesi ile Büyükçekmece 2.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29/02/2016 tarihli ve 2015/1081 esas, 2016/235 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine, 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeden kesinleştiği,
5- Sanığın denetim süresi içerisinde 17/01/2017 tarihinde yaralama suçundan Karadeniz Ereğli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2020 tarihli ve 2018/777 esas,2020/653 sayılı kararı ile cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, Bakırköy 2. İnfaz Hakimliğinin 31/05/2021 tarihli ve 2021/6244 esas, 2021/6032 sayılı kararı ile erteli 10 ay hapis cezasının aynen infazına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi :
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/02/2016 tarihli ve 2015/1081 esas, 2016/235 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin Bakırköy İnfaz Hakimliğinin 31/05/2021 tarihli ve 2021/6244 esas, 2021/6032 sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre,
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, anılan Kanun'una göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği; somut olayda ise Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/01/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve Mahkemesince erteleme kararının usulüne uygun düzenlenerek anılan tebligat işlemlerinin tamamlanması amacıyla durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17/03/2015 tarihli çağrı yazısının 31/03/2015 tarihinde aynı konutta oturana tebliğ edildiği, sanığın 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmadığından 11/05/2015 tarihli karar ile komisyon tarafından dosyanın kapatılmasına karar verildiği, sanığa ayrıca uyarı yazısının tebliğ edilmeden denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleşmediği, kamu davasının durmasına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde kararı verilmesinde,
Kabule göre de:
3- Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 18/04/2016 tarihli ve 2015/14928 esas, 2016/6917 karar sayılı ilâmında “…..Cezaları ertelenen suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 51/7-8 maddesi uyarınca "denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde cezanın kısmen veya tamamen infazına karar verileceğinin ve denetim süresini iyi hâlli olarak geçirdiği taktirde cezanın infaz edilmiş sayılacağının" kararda belirtilmemesi…bozmayı gerektirmiş” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, sanık hakkında hükmolunan 10 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesine karşın, 5237 sayılı Kanun’un 51/7-8. maddeleri uyarınca denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi hâlinde cezanın kısmen veya tamamen infazına karar verileceği hususunda gerekli ihtarat yapılmamasında, isabet görülmemiştir.” denilerek Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/02/2016 tarihli ve 2015/1081 esas, 2016/235 sayılı kararının kanun yararına bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Şüpheli ... hakkında, 06/12/2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda; Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2015 tarihli ve 2015/2188 soruşturma, 2015/76 sayılı kamu davası açılmasının ertelenmesi ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararını takiben, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 13/10/2015 tarihli ve 2015/2188 soruşturma, 2015/8736 esas, 2015/8669 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/02/2016 tarihli ve 2015/1081 esas, 2016/235 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine, 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin Bakırköy İnfaz Hakimliğinin 31/05/2021 tarihli ve 2021/6244 esas, 2021/6032 sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre,
1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, anılan Kanun'una göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği; somut olayda ise Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/01/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle kararın kesinleşmediği, karar kesinleşmeden denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı için müdürlükçe yapılan tebligatlar hukuki sonuç doğurmayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiği,
2- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17/03/2015 tarihli çağrı yazısının 31/03/2015 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmadığından 11/05/2015 tarihli karar ile komisyon tarafından dosyanın kapatılmasına karar verildiği, sanığa ayrıca uyarı yazısı tebliğ edilmeden denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar şartı"nın da gerçekleşmediği, mahkemece bu nedenle de kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği,
3- Kabule göre de:
Cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 51/7-8 maddesi uyarınca "denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde cezanın kısmen veya tamamen infazına karar verileceği ve denetim süresini iyi hâlli olarak geçirdiği taktirde cezanın infaz edilmiş sayılacağı" hususunda ihtarat yapılması gerektiği gözetilmeden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-) Karar:
Yukarıda açıklanan nedenle, mahkemesince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 223/8-2.cümlesi gereğince “durma kararı” verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/02/2016 tarihli ve 2015/1081 esas, 2016/235 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine,
21/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.