Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/12105 E. 2023/8980 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2022/12105
Karar No
2023/8980
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ve 2020/530 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 09.12.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.07.2022 tarihli ve 2021/27692 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100158 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100158 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ve 2020/530 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli hakkında Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uyarlama talebinde bulunulması üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu nazara alındığında, sanık hakkında İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.12.2012 tarihli ve 2012/1033 Esas, 2012/1487 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve sanığın tedbirlere uymadığının tespit edilmesi üzerine hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, daha önce sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanık lehine uygulama yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 19.08.2012 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2012 tarihli ve 2012/87106 Soruşturma, 2012/29997 Esas, 2012/13675 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.12.2012 tarihli ve 2012/1033 Esas, 2012/1487 Karar sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 04.02.2013 tarihinde kesinleştiği, C. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, yargılamaya devamla İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.05.2014 tarihli ve 2014/461 Esas, 2014/651 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 11.06.2014 tarihinde kesinleştiği, D. İnfaz Cumhuriyet savcılığınca uyarlama talep edilmesi üzerine, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 01.12.2020 tarihli ve 2020/530 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler gözetilerek, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 09.12.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Uyarlama yargılaması sonucunda, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ve 2020/530 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararı ile 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesi gözetilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, Geçici Madde 7- (Ek: 18.6.2014-6545/85 md.) "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından aynı Kanun'un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur." Şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere maddenin ikinci fıkrasında, "hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak" 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebileceği açıkça belirtilmiştir. 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin sekizinci fıkrasında; "Bu Kanun'un; a. 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b. 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme gereğince, "uyuşturucu madde ticareti yapma" veya "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma" suçlarından açılmış olan kamu davasında, yapılan yargılama sonucunda suçun “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu dikkate alındığında, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasının uygulanma imkanı da bulunmamaktadır. Hükümlü hakkında daha önce tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmiş ve hükümlünün tedavi programına uymaması nedeniyle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Uyarlama yargılamasında verilen hükümlerin kazanılmış hak teşkil etmeyeceği de dikkate alınarak, daha önce hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanan hükümlü hakkında, uyarlama yargılaması ile 5320 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ve 2020/530 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/12105, K. 2023/8980, T. 23.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2022-12105-e-2023-8980-k-c8c9f71a37bc