Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/11338 E. 2024/23766 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2022/11338
Karar No
2024/23766
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : 1. İstinaf başvurularının esastan reddi (Sanıklar , ve Safvan hakkında) 2. Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi (Sanıklar ve hakkında) Aralarındaki hukuki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2024/7911 Esas numarasında kayıtlı dosya ile birlikte incelenmiştir. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıklar ve müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: A. Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesince, sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. B. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile; 1. Sanıklar , ve hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan ve ve yönünden re'sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, 2. Sanıklar ve hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, istinaf başvurularının esastan reddine, Karar verilmiştir. A. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine, 4. Eylemin yardım etme niteliğinde olduğuna, 5. Sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, 6. İletişimin tespiti ve dinlenmesine ilişkin kararların hukuka aykırı olduğuna, 7. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 8. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, B. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun sübutuna, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine, 4. İletişimin tespiti ve dinlenmesine ilişkin kararların hukuka aykırı olduğuna, 5. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 6. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun sübutuna, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine, 4. Eylemin yardım etme niteliğinde olduğuna, ayrıca sanık hakkında teşebbüs, hata ve gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 5. İletişimin tespiti ve dinlenmesine ilişkin kararların hukuka aykırı olduğuna, 6. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 7. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, D. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun sübutuna, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Sanık ve müdafiinin, kanunî süresi içinde temyiz isteminde bulunduktan sonra, sanığın 30.05.2022, 10.04.2023 tarihli ve diğer dilekçeleri ile ayrıca sanık müdafiinin de vekâletnamesinin vazgeçme hususunda içerdiği yetkiye dayanarak 02.02.2023 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşıldığından temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerekmiştir. B. Sanıklar ve Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Sanıklar ve ile diğer sanıklar , ve bağlantılı dosya sanığı s'un savunmaları, hukuka uygun şekilde elde edilen iletişim tespit ve çözüm tutanakları, fiziki takip ve olay tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre, ele geçen uyuşturucu maddeleri nakleden inceleme dışı sanıklar ve ile birlikte iddianamede 5. ara yakalama olayı olarak anlatılan 28.12.2018 tarihli eylemden sorumlu oldukları, sanıklar hakkında temel ceza belirlenirken bu eylemde ele geçen uyuşturucu maddelerin miktarı, önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve aynı Kanun'un 3. maddesindeki orantılılık ilkesine göre temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak hukuka uygun şekilde belirlendiği görülerek yapılan incelemede; 28.12.2018 tarihli olayda, sanıklar ve'ın; , ve bağlantılı dosya sanığı ile birlikte, inceleme dışı sanıklar ve in İstanbul'dan alıp tır dorsesine yükleyerek Mersin'e getirdikleri suç konusu uyuşturucu maddeleri, iletişim tespit ve çözüm tutanakları ve fiziki takip tutanağına da yansıdığı şekilde kolluğu farketmeleri üzerine teslim alamadıkları, sanık Şeyhmus'un tırın kolluk takibinden kurtulması için tırı ve diğer sanıkları farklı teslim yerlerine yönlendirmeye ve yeni teslim yeri ayarlamaya çalıştığı halde sanıkların ele geçen uyuşturucu maddeleri teslim alamadan yakalandıkları, ele geçen uyuşturucu maddeler sanıkların hâkimiyet alanına geçmediğinden, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, bu nedenle sanıklar hakkında hükmolunan temel cezadan 5237 sayılı TCK'nın 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği halde haklarında fazla cezaya hükmedilmesi hukuka aykırı görülmüştür. C. Sanıklar ve Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Sanıkların savunmaları, hukuka uygun şekilde elde edilen iletişim tespit ve çözüm tutanakları, fiziki takip ve olay tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; sanıklar ve'ın 30.11.2018 tarihinde iddianamede 1. ve 2. ara yakalama olayları olarak anlatılan eylemleri birlikte işledikleri ve yukarıda gerekçenin (B) numaralı bendinde de açıklandığı üzere diğer sanıklar , ve bağlantılı dosya sanığı ile birlikte iddianamede 5. ara yakalama olayı olarak anlatılan 28.12.2018 tarihli eylemden de sorumlu olduklarının anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 188/5. maddesinin ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında isabetsizlik olmadığı görülerek yapılan incelemede; 1. Sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu yukarıda açıklandığı şekilde bir suç işleme kararının icrası kapsamında 3 farklı eylemde zincirleme şekilde işledikleri, zincirleme suçlarda, zincire dahil olan her suç yönünden temel cezaların belirlenerek ilgili ceza maddeleri hükümlerinin olaylara uygulanıp ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, sonuç cezalardan en ağır olanına 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle sanıklar hakkında sonuç cezanın tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden uygulama yapılması, 2. 3 eylemi sabit olan sanıklar hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanırken 1/3 oranında artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı görülmüştür. A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; 5271 sayılı CMK'nın 266/1-2. maddesi gereği dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanıklar ve Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafileri ile sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin oyçokluğu ile REDDİNE, C. Sanıklar ve Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle, sanıklar ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin oyçokluğu ile REDDİNE, 5271 sayılı CMK'nın 307/4. maddesi uyarınca sonuç ceza yönünden sanıkların KAZANILMIŞ HAKLARININ SAKLI TUTULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2024 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ 1. Avrupa İnsan Haklarını ve Temel Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi (AİHS)'nin başlangıç bölümü ve 53. maddesi hükümlerine göre; a. AİHS insan haklarını ve temel özgürlükleri asgari ölçüde koruyan bir sözleşmedir. Zamanla koruma sınırlarının genişletilmesi amaçlanmıştır. b. AİHS'ye taraf olan devletler, iç hukuklarında insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyacak düzenlemeler yapabilirler veya bu konuda başka bir sözleşmeyi kabul edebilirler. AİHS'nin hiçbir hükmü, bu nitelikteki düzenlemelere aykırı düşecek şekilde yorumlanamaz. Başka bir anlatımla, AİHS'ye taraf olan devletlerin, iç hukuklarında veya kabul ettikleri başka bir sözleşmede yer alan insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyan hükümlerin, AİHS'ye aykırılığı ileri sürülemez. 2. AİHS'nin 5. maddesine göre, tutuklu bulunan herkesin, makûl bir süre içinde serbest bırakılmaya hakkı vardır. Tutukluluk, makûl süreden fazla olamaz. 3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, AİHS'nin 5. maddesindeki tutuklulukta geçecek “makûl süre” kavramını yorumlarken, bu sürenin ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonraki aşamayı kapsamadığını kabul etmiştir. Ancak AİHS'nin başlangıç bölümü ile 53. maddesine göre, sözleşmeye taraf olan devletler kendi yasalarında sanığın özgürlüğünü daha fazla koruyucu hükümlere yer verebilirler. Bu nitelikteki hükümlerin AİHS'ye aykırılığı ileri sürülemez. 4. 5271 sayılı Kanun'un 2, 102 ve 104. maddeleri ile CGTİHK'nın 4. maddesine göre; a. İddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre, kovuşturma evresidir. b. Suç şüphesi altında bulunan kişinin, iddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredeki sıfatı sanıktır. c. Sanığın, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden, hükmün infaz edildiği tarihe kadar geçen evredeki sıfatı ise hükümlüdür. d. 5271 sayılı Kanun'un 102. maddesinde düzenlenen azami tutukluluk sürelerine, hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreler de dahildir. 5. Diğer yandan, aynı dava içinde birden fazla suç nedeniyle tutuklama kararı verilmiş olması durumunda da, tutuklamayla ilgili azami süre bir kez uygulanır. 6. Somut olayda; sanıklar, ve 'ın tutuklandıkları 30.12.2018 tarihinden, sanık ...'in tutuklandığı 18.04.2019 tarihinden bu güne kadar 5 yılı aşkın süre geçmiş olup, 5 yıllık azami süre dolmuştur. Bu nedenle sanıkların salıverilmeleri gerektiği kanısını taşıdığımdan çoğunluğun salıverilme taleplerinin reddine ilişkin görüşüne katılmıyorum. 09.10.2024

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/11338, K. 2024/23766, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2022-11338-e-2024-23766-k-ff1c5fab0c44