Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/11267 E. 2025/9343 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2020/11267
Karar No
2025/9343
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/32 E., 2015/170 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarında bulunan şahit numunenin 5237 sayılı TCK'nın 54/4. maddesi uyarınca müsaderesi yerine incelemede tüketilen uyuşturucu maddelerin müsaderesine karar verilmemesi ve sanığın üzerinde ele geçirilen 40,00 TL'nin suçtan elde edildiğine dair yeterli delil bulunmadığından sahibine iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi,

2. 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması açısından, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile 7242 sayılı Kanun kapsamında yapılan değişiklikler göz önüne alınarak, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;

1. Hüküm fıkrasının müsadereye ilişkin kısmından “.... Emanet Memurluğunun ... sırasında kayıtlı 40,00 TL paranın uyuşturucu satışından elde edildiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK nun 55/1. maddesi gereğince müsaderesine” ibaresinin hükümden çıkarılması ve yerine “.... Emanet Memurluğunun ... sırasında kayıtlı 40,00 TL nın suçtan elde edildiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığından bu paranın sanığa iadesine” ve “İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından suç konusu uyuşturucu maddelerden alınan şahit numunenin de müsaderesine” ibaresinin eklenmesi,

2. 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ve 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler sonrası oluşan duruma göre, sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,” ibarelerinin yazılması,

Suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan Vekili ...'ün sanık hakkında tekerrür hükmünün uygulanmasına yönelik karşı oyu ve oy çokluğuyla hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine göre; suçun hukukî niteliği değiştiğinde ya da cezanın artırılması veya cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanması gerektiğinde, durum sanığa veya varsa müdafiine bildirilerek ek savunma hakkı tanınmadan, sanık hakkında iddianamede gösterilen dışında bir kanun hükmü uygulanamaz.

Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek durumunun, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmadığı, dava açıldığında da mevcut olduğu ileri sürülerek, bu konuda ek savunma hakkına gerek bulunmadığına ilişkin görüş kabul edilemez. 5271 sayılı CMK'nın 226/2 . maddesinde yer alan "cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır" ifadesi, "iddianamede gösterilmeyen bir kanun hükmü gereğince, sanığın cezasının artırılması veya sanık hakkında güvenlik tedbiri uygulanması gerektiğinde de birinci fıkrada olduğu gibi durum sanığa veya varsa müdafiine bildirilerek ek savunma hakkı tanınması gerekir" anlamındadır.

Adli sicil kayıtlarında birden fazla hüküm bulunduğunda, bu hükümlerden hangisinin tekerrüre esas olduğu konusunda mahkemelerin bile zaman zaman yanıldığı, tekerrüre esas olmayan hükmün tekerrüre esas alındığı dikkate alındığında, hakim ve Cumhuriyet savcılarının bile uygulamada yanıldıkları bir konuda sanıklardan adli sicil kayıtlarındaki hükümlerden hangisinin tekerrüre esas olduğunu bilmesini beklemenin doğru olmayacağı kanaatindeyiz.

Adlî sicil kaydı, 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi gereğince duruşmada okunması zorunlu belgelerdendir. Tekerrür oluşturan mahkûmiyet hükmünün yer aldığı adlî sicil kaydının duruşmada okunması üzerine sanığın okunan kaydın kendisine ait olduğunu veya bu belgeye karşı bir diyeceğinin bulunmadığını söylemesinin ek savunma yerine geçmesi mümkün değildir. Emredici nitelikte olan 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi gözardı edilerek, sanığa ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanması yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması için ek savunma verilmesi görüşünde olduğumdan hükmün bozulması gerektiği kanısını taşıdığımdan çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. 02.10.2025

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/11267, K. 2025/9343, T. 02.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2020-11267-e-2025-9343-k-8402d416057a