Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/539 E. 2026/3472 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/539
Karar No
2026/3472
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3614 E., 2025/1939 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/1026 E., 2022/136 K.

Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucu ... ili, ...ilçesi, ...köyü çalışma alanında bulunan çekişmeli taşınmaz bölümü yol olarak tescil harici bırakılmıştır.

Davacı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.

Davalı Hazine vekili, davanın görevsiz Mahkemede açıldığını, davada hak düşürücü sürenin ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, taşınmazın yol vasfında olup zilyetlikle edinilemeyeceğini belirterek; davalı ... vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekilleri husumet ve görev itirazlarının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine, Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın ise pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu kısmın mahalle sakinleri tarafından araçların park yeri olarak kullanıldığının anlaşıldığı, nizalı taşınmaz bölümünün kadastro çalışmaları sırasında yol boşluğu olarak bırakıldığı, terk edilmiş yol boşluklarının Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi halinde 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına tescil edilebilecekleri, bu itibarla Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen zilyetlik şartlarının toplanan deliller ile gerek kadastro tespiti ve gerekse iş bu dava tarihi itibarıyla davacı lehine oluşmadığı, mahalli bilirkişiler ile davacı taraf arasında var olduğu ileri sürülen husumetin ne olduğuna dair somut bir delilin de sunulmadığı, delillerin ikamesi aşaması geçtikten sonra tanıkların bildirilmiş olduğunun anlaşılmasına göre Mahkemece süreden sonra gösterilen tanık dinlenilmesi talebinin reddi ile yargılamaya devamla yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davanın objektif delillerle ispat edilemediği anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı mirasçılarından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/539, K. 2026/3472, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-539-e-2026-3472-k-255f7189dc23