Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/2091 E. 2026/2779 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2091
- Karar No
- 2026/2779
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/632 E., 2022/176 K. İLK DERECE MAHKEMESİ:... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/56 E., 2019/564 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.07.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan KHK gereğince kapatılan...Eğitim Hizmetleri A.Ş. hakkında KHK işlemleri İl Bürosu İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan incelemede, kapatılan...Eğitim Hizmetleri A.Ş.' nin maliki olduğu dava konusu... ili,...ilçesi, 6 05... parsel sayılı taşınmazın 21.06.2016 tarihinde bedelsiz olarak davalı ...'a satışı ile ilgili ...'tan bilgi istenildiğini ve davalının da taşınmazı 14.08.2008 tarihinde Kuran Kursu yapılması amacıyla devrettiğini, ancak bunun yapılmaması üzerine bedelsiz olarak geri aldığı yönünde beyanda bulunduğunu, söz konusu devir işlemine karşı 675 sayılı KHK'nın 12. maddesi ile yapılan düzenlemeye ek 689 sayılı KHK ile yapılan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde ve dava konusu taşınmazın devir tarihi göz önünde bulundurulduğunda 01.01.2014 tarihi ile bahse konu yerlerin kapatılma tarihi arasında taşınmazın bedelsiz olarak terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı kimseye satış işleminin yapılması nedeniyle işlemin iktisadi ve ticari icaplara ve hayatın olağan akışına uygun olmadığını ve satış işleminin muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın dayanağı olan 675 sayılı KHK'nın 12. maddesi ve 689 sayılı KHK ile eklenen hüküm beraber değerlendirildiğinde işlemin muvazaalı sayılabilmesi için; "01.01.2014 tarihi ile bahse konu yerlerin kapatılma tarihleri arasında üçüncü kişilere devri yapılmış olan ve üzerinde kapatılanlar tarafından aynı faaliyete kapatılma tarihi itibariyle devam edilen taşınmazların devir işlemleri muvazaalı kabul edilir." düzenlemesinin yer aldığını, yani iki olgunun beraber gerçekleşmesi gerektiğini, dava konusu olayda ise kapatılan şirketin dava konusu taşınmaz üzerinde devam eden bir faaliyetinin bulunmadığını, yine davalının kanun metninde belirtilen terör örgütlerine veya milli güvenlik kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatının olmadığını, muvazaadan bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde 6 05... parsel nolu taşınmazın 21.06.2016 tarihinde tamamı...Eğitim işletmeleri A. Ş. adına kayıtlı iken işletmeyi temsilen ...ve ... tarafından tamamının 250.000,00 TL (ikiyüzellibin) bedelle davalı ... adına devredildiği, yapılan keşifte taşınmazın toplam değerinin satış tarihi itibariyle 1.498.040,24 TL olduğunun anlaşıldığı, Resmi Gazetenin 23.07.2016 tarihli 29779 sayılı kararında; 2935 sayılı Olağanüstü hal gereğince; 667 KHK nın 2. maddesi uyarınca FETÖ/PDY aidiyeti tespit edilen kuruluşların mal varlıklarının Hazineye geçirileceğine dair hüküm doğrultusunda ve davalıya taşınmazın satışının yapıldığı tarih ve satış senedinde gösterilen taşınmazın devrine ilişkin bedel miktarı da nazara alınarak taşınmazın muvazaalı devredildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 675 sayılı KHK ile muvazaalı devir işlemlerinin düzenlendiği ve muvazaalı devir işlemleri halinde taşınmazların tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceğinin hükme bağlandığı, anılan KHK'nın 12. maddesine 689 sayılı KHK ile 2. ve 3. fıkralar eklenmiş olup 2. fıkra gereğince; taşınmazın devredildiği 3. kişilerin terör örgütlerine veya milli güvenlik kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ve irtibatı olması halinde devir işlemlerinin muvazaalı kabul edileceğinin belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de yukarıda anılan düzenlemeler uyarınca taşınmazı devralan kişi konumunda olan davalı hakkında yapılan araştırmada FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı yönünden bir delile ulaşılamadığı, bu durumda yasal şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuş ise de bu hatanın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 6 05... parsel sayılı 7.249,00 metrekare yüz ölçümlü, tarla vasıflı taşınmaz öncesinde davalı ... adına kayıtlı iken 14.08.2008 tarihli satış işlemi ile KHK gereğince kapatılan...Eğitim İşletmeleri A.Ş.'ye devredildiği, daha sonra ise adı geçen Şirket tarafından (şirketi temsilen ...ve ... isimli şahıslar tarafından) 21.06.2016 tarihinde satış yolu ile tekrar davalı ...'ya devredildiği, davalının 31.01.2022 tarihinde öldüğü, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve davacının temyiz dilekçesinin mirasçılarına tebliğ edildiği, davalı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan dolayı yürütülen soruşturmada... Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/15479 soruşturma, 2023/6066 Karar sayılı ve 07.06.2023 tarihli kararı ile ...'un öldüğü anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 64. maddesinde "sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir." hükmü gereğince şüpheli hakkında yüklenen suçtan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 675 sayılı KHK'nın (7082 sayılı Kanun) "Muvazaalı Devir İşlemleri" başlıklı 12.maddesinde;
"(1) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlarının faaliyetlerinin sürdürüldüğü dönemde üzerlerinde bulundukları, mülkiyet kapatılanların sahibi gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazlardan 01.01.2014 tarihi ila bahse konu yerlerin kapatılma tarihleri arasında üçüncü kişilere devri yapılmış olan ve üzerinde kapatılanlar tarafından aynı faaliyete kapatılma tarihi itibarıyla devam edilen taşınmazların devir işlemleri muvazaalı kabul edilir ve tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak re'sen tescil edilir.
(2) (Ek: 17/04/2017 - KHK - 689/5 md.) Birinci fıkrada belirtilen taşınmazların devredildiği üçüncü kişilerin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği mensubiyeti, iltisaklı veya irtibatı olması halinde, taşınmaz üzerinde aynı faaliyete devam edildiğine bakılmaksızın devir işlemleri muvazaalı kabul edilir ve tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
Öte yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “İyi niyetli üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1023. maddesi; “Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi imkânsız olan kişinin iktisabı korunur. Öte yandan, aynı Kanun'un “İyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1024. maddesi ise; “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” hükmünü içermektedir. TMK’nın 1023. maddesi iyi niyetle mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımını korurken; aynı ilkeyi tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. madde ile de iyi niyetli olmayan üçüncü kişilerin kazanımına değer verilemeyeceği vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; taşınmazın satış tarihindeki keşfen saptanan gerçek değerinin 1.498.040,00 TL, resmi senette gösterilen satış bedelinin ise 250.000,00 TL olması karşısında bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, davalının satış bedelini ödediğini ispatlayamadığı, her ne kadar davalı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan dolayı açılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verilmiş ise de davalının soruşturma aşaması sırasında 31.01.2022 tarihinde ölümü nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, taşınmazın evveliyatının da davalı adına kayıtlı olduğu, KHK gereğince kapatılan eğitim Şirketine devrettikten sonra tekrar devraldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde davalının dava konusu taşınmazı ediniminde iyiniyetli olmadığı, 675 sayılı KHK'nın 12. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın devrinin muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacı ... vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davacı ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.