Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1684 E. 2026/4498 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1684
- Karar No
- 2026/4498
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/629 E., 2025/1702 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/134 E., 2022/339 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde yapılan tesis kadastro çalışmalarının 21.04.1965 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazların 766 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca tespit harici bırakıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili; Malatya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan dava konusu taşınmazların kadastro sırasında taşlık ve tespit harici bırakıldığını, müvekkilinin bu taşınmazları babası ... 'tan devraldığını, murisinin uzun yıllar malik sıfatıyla zilyet olduğunu, taşınmazların imar ve ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiğini, daha sonra çocukları arasında yapılan paylaşım sonucunda müvekkiline bırakıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, birleştirilen dava da dava konusu alanların kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici taşlık bırakıldığı, davacı tarafından imar ve ihya edilerek tarımsal amaçla kullanıldığı ancak toplulaştırma ve kadastro işlemleri sonucunda bazı bölümlerin Hazine ve üçüncü kişiler adına tescil edildiği belirtilerek ilgili parseller yönünden davacı adına tescil talep edilmiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının kesinleştiğini, davanın süresinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, taşınmazların zilyetlik ve imar-ihya koşullarını taşımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; husumetin doğru yöneltilmediğini, taşınmazların imar ve ihya yoluyla kazanılabilmesi için kanuni şartların gerçekleşmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazlardan (A), (D) ve (E) harfleriyle gösterilen bölümler yönünden davacı ve murisinin 20 yıldan fazla süreyle imar ve ihya suretiyle zilyet bulunduğu, TMK'nın 713. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde düzenlenen koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne; (B) ve (C) harfleriyle gösterilen bölümler yönünden ise taşınmazların ham toprak niteliğinde kaldığı, imar ve ihya ile zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2019/402 Esas, 2020/304 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazların niteliğinin, zilyetlik başlangıcının, imar ve ihya işlemlerinin tamamlanma tarihinin, imar planı, mera ve toplulaştırma durumlarının yeterince araştırılmadığı, hava fotoğrafları ve stereoskopik incelemeler yapılması gerektiği, ayrıca birleştirilen davalar yönünden harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek davacı tarafın (B) ve (C) bölümleri yönünden istinaf talebinin reddine, Hazine ve Belediye vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmıştır.
Mahkemece kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu (A), (D) ve (E) bölümleri yönünden imar ve ihya ile 20 yıllık zilyetlik şartlarının gerçekleştiği, (B) ve (C) bölümleri yönünden ise bu şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; (B) ve (C) bölümleri yönünden hava fotoğrafları ve bilirkişi raporlarına göre imar ve ihya koşullarının bulunmadığı, (A), (D) ve (E) bölümleri yönünden ise zilyetliğin ve eklemeli zilyetlik şartlarının oluştuğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu (B) ve (C) harfi ile gösterilen bölümler yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı isabetlidir. Dava konusu (A) harfli bölüm yönünden 12.10.2015 tarihinde gerçekleştirilen keşif sonucu düzenlenen ziraat bilirkişi raporunda, bu bölüm üzerinde bulunan ağaçların yaşları ve kullanım durumu itibarıyla yaklaşık 24-25 yıllık zilyetlik bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre (A) bölümü bakımından dava tarihinden geriye doğru ve imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin gerçekleştiği kabul edilebilir. Ancak (D) ve (E) bölümleri yönünden; taşınmazların kadastro sırasında taşlık niteliğiyle tespit harici bırakıldığı, bu alanlarda imar ve ihya işlemlerinin hangi tarihte başladığı ve tamamlandığının, ekonomik amaca uygun kullanımın ne zaman gerçekleştiğinin bilirkişi raporlarında açık ve kesin şekilde belirlenmediği görülmektedir.
Davacı, dava konusu taşınmazların babası ... 'tan kaldığını, murisin taşınmazları sağlığında çocukları arasında taksim ettiğini ve kendisine bıraktığını ileri sürmüş, bu husus mahalli bilirkişilerce ve davacının kardeşi olan tanık ile de doğrulanmıştır. Davacı eklemeli zilyetliğe dayandığından, önceki zilyet olan murisin de kazanma koşullarını taşıması gerekir. Bu nedenle Mahkemece muris ... 'un zilyetlik süresi, taşınmazları hangi tarihte kullanmaya başladığı, imar ve ihya işlemlerini yapıp yapmadığı ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan karar verilmesi doğru değildir.
İmar ve ihya tek başına taşınmazın mülkiyetinin kazanılması için yeterli bir olgu değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesindeki yollama gereğince aynı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen zilyetliğin nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla 20 yıldan fazla sürmesi gerekmektedir. 20 yıllık süre imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır. Maddi olgu olan imar-ihya ve zilyetlik her türlü delil ile kanıtlanabilir. Her somut olayın özelliğine göre yerel bilirkişi, tanık beyanları, teknik bilirkişi raporları gibi deliller imar ve ihyanın ve zilyetliğin kanıtlanmasında kullanılabilir.
Bu nedenlerle, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ihtilaflı bulunduğu davalarda yöntemine uygun bir zilyetlik araştırması yapılabilmesi için Mahkemece mahallinde mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, önceki bilirkişilerden farklı oluşturulacak üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi kurulu katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. (D) ve (E) bölümlerindeki imar ve ihya işlemlerinin nasıl gerçekleştirildiği, hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazların ekonomik amaca uygun kullanılıp kullanılmadığı, zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülme şekli ayrıntılı şekilde araştırılmalı; davacının murisi ... yönünden senetsiz araştırması yapılarak murisin zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, sonucuna göre davacının Hazine parseline hangi oranda hissedar olacağı konusunda bilirkişilerden rapor alınarak karar verilmelidir.
Kabule göre de; (A) ve (D) harfiyle gösterilen bölümlerin toplulaştırma sonucu oluşan parseller içerisinde kaldığı anlaşılmasına rağmen Mahkemece toplulaştırma işlemlerinin amacı ve bütünlüğü gözetilmeden ifraz ve iptal-tescil kararı verilmesi isabetsizdir. Davacının hak kazanması halinde, toplulaştırma sonucu oluşan Hazine adına kayıtlı 1 86... parsel, 2 85... parsel ve 2 36... parseller yönünden hisselendirme yapılması gerekirken 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun ruhuna aykırı olacak şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Davalı ... vekilinin değinilen yönlerden temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.