Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1299 E. 2026/5947 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1299
- Karar No
- 2026/5947
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1482 E., 2025/1997 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çekerek Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/197 E., 2023/85 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili; davacılar murisi ...'ın, maliki olduğu 36 parsel, 43 parsel ve 4 parsel sayılı taşınmazları mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalıya devrettiğini, davalının murisin ikinci eşi olduğunu, murisin böyle bir satışı gerektirecek ekonomik zorluğunun bulunmadığını, devir karşılığında davalı tarafından murise bir bedel ödenmediğini belirterek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının davacıların miras payları oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davalının murisi bakıp-gözettiğini, murisin minnet borcuyla taşınmazları davalıya devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, murisin devir tarihinde ekonomik olarak taşınmazları satmaya ihtiyacının olmadığı, davalının ev hanımı olduğu, murisin devrettiği taşınmazların değerinin terekesindeki tüm malvarlıklarının değerine oranının makul sınırda olmadığı, taşınmazların devir tarihindeki gerçek değeri ile satış bedeli arasındaki fark da dikkate alınarak devirlerin muvazaalı olduğu, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden uyuşmazlık konusu 36 parsel, 43 parsel ve 4 parsel sayılı taşınmazların muris ... tarafından ...'a 01.04.2010 tarihinde satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; T.C. Anayasası'nın "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesi "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmü mevcuttur.
Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı 27. maddesi; "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." şeklinde düzenlenmiştir.
Ayrıca; HMK'nın 184. maddesi ve devamındaki 186. maddesi; "(1)Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. ... (1) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2)Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Şu kadar ki, 150. madde hükmü saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi nezdinde yapılan yargılamada, davalı vekili tarafından 07.03.2023 tarihindeki duruşmaya e-duruşma yöntemi ile katılım talebinde bulunulduğu, 07.03.2023 tarihinde açılan celsede e-duruşma sisteminden kaynaklanan hata nedeniyle davalı vekiline bağlanılamadığı belirtilerek davalı vekilinin tam gün mazeretli sayılmasına karar verildiği, aynı celsede davalı vekilinin yokluğunda tahkikatın bitirilerek sözlü yargılama aşamasına geçildiği ve hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Ne var ki; Mahkemece davalı vekili mazeretli kabul edildiğine göre yeni duruşma günü belirlenip kendisine bildirilerek usulün taraflara tanıdığı haklara olanak sağlanması gerekirken, hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde usule aykırı olarak karar verilmesi doğru değildir.
Davalı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.