Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1270 E. 2026/4713 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1270
Karar No
2026/4713
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2089 E., 2025/2179 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bala Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/92 E., 2023/204 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- KARAR -

Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde tapuya kayıtlı olmayan yaklaşık 30 dönümlük taşınmazı yirmi yılı aşkın süredir malik sıfatıyla, davasız ve aralıksız olarak ekip biçtiğini, taşınmaz üzerinde imar ve ihya gerçekleştirdiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın hukuki niteliğinin ve tespit dışı bırakılma nedeninin araştırılması gerektiğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağını, davacının imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı koşullarını ispatlayamadığını belirterek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ve davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın uzun yıllardır tarımsal amaçla kullanıldığı, imar ve ihya edilerek davacının malik sıfatıyla yirmi yılı aşkın süredir kesintisiz ve çekişmesiz zilyetliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince delillerin usulüne uygun toplandığı, imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, keşif mahallinde dinlenen tanık ve bilirkişi beyanları ile bilirkişi raporlarına göre; davalı Hazine vekilinin imar ve ihya koşullarının oluşmadığına, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğuna ve zilyetliğin ispatlanamadığına ilişkin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığı, Mahkemece bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 27.172,23 m² yüz ölçümlü bölümün davacı adına tesciline karar verildiği ancak çekişmeli taşınmaz bölümünün 22.06.2023 tarihinde arazi toplulaştırmasına tabi tutulduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesi uyarınca mahkeme kararlarının açık, infazda duraksamaya yer vermeyecek ve uygulanabilir nitelikte olması zorunludur. Karar tarihinde dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda arazi toplulaştırmasının kesinleşmiş olması hâlinde, toplulaştırma öncesi geometrik duruma göre oluşturulan krokide gösterilen bölümün doğrudan tesciline karar verilmesi infaz kabiliyetini ortadan kaldırır. Bu nedenle Mahkemece hüküm kurulmadan önce toplulaştırma işlemlerinin dava konusu taşınmaza etkisinin belirlenmesi ve oluşan yeni hukuki ve fiili durum gözetilerek infazı kabil bir karar verilmesi gerekmektedir.

Somut olaya gelince; dosya kapsamından çekişmeli taşınmaz bölümünün 22.06.2023 tarihinde arazi toplulaştırmasına tabi tutulduğu anlaşılmasına rağmen Mahkemece toplulaştırma işlemlerine ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmeksizin toplulaştırma sonucunda dava konusu bölümün hangi parselde kaldığı belirlenmeksizin ve infazı mümkün olacak şekilde hüküm oluşturulmaksızın toplulaştırma öncesi fen bilirkişisi krokisindeki (A) harfli bölüm esas alınarak tescil kararı verilmiştir.

Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaza ilişkin arazi toplulaştırmasına ait tüm işlem, belgeler ve krokiler getirtilmeli, çekişmeli taşınmaz bölümünün toplulaştırma sonrasında hangi parsel içerisinde kaldığı kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. Yapılacak araştırma sonucunda çekişmeli taşınmaz bölümünün Hazine adına oluşan toplulaştırma parseli içerisinde kaldığının anlaşılması hâlinde, fen bilirkişisinden krokili ek rapor alınarak kabul edilen (A) harfli bölümün hangi toplulaştırma parselinde kaldığı ve miktarı belirlenmeli, buna göre davacının bu parselde paydaş kılınması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulmalıdır. Buna karşılık çekişmeli taşınmaz bölümünün üçüncü kişi adına oluşan toplulaştırma parseli içerisinde kaldığının belirlenmesi hâlinde ise tespit hükmü kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.

Hâl böyle olunca; toplulaştırma evrakları getirtilmeksizin ve infazı kabil bir hüküm kurulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1270, K. 2026/4713, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1270-e-2026-4713-k-27661e1ed798