Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/902 E. 2026/1453 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/902
- Karar No
- 2026/1453
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/277 E., 2024/2950 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/141 E., 2022/473 K.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkilinin muris ...’ın ikinci eşi, davalının ise murisin büyük oğlu olduğunu, murisin dava konusu İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 40 63... parselde kain 99 bağımsız bölüm numaralı ... Oto Sanayiinde asma katlı dükkan niteliğinde olan taşınmazını mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak 13.05.2011 tarihinde davalı oğluna satış göstermek suretiyle devrettiğini, murisin satış için vekalet verdiği ...'ın davalının iş arkadaşı olduğunu, davalının taşınmazı satın alacak ekonomik gücünün bulunmadığını ve temlikten sonra taşınmaz üzerinde ipotek gösterip kredi kullandığını, ayrıca dava dışı diğer mirasçılar ... ve ... tarafından davalı aleyhine muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/216 Esas sayılı dosyasında açılan tapu iptali ve tescil davasının kabul edildiğini ve kararın istinaf ve Yargıtay denetiminden geçip onanmak suretiyle kesinleştiğini, muvazaa olgusunun kesinleşen Mahkeme kararı ile saptandığını ve anılan kararın eldeki dava açısından güçlü delil oluşturduğunu; ayrıca taşınmaz, davalı tarafından emlak bürosu olarak kullanılmakta olup taşınmazın fiili olarak bölündüğünü ve bir kısmının da kiraya verildiğini, intifadan men şartı aranmayacağını ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davacının miras payı oranında tapuya kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde tenkise, davacının saklı payına düşen miktarın iadesine, taşınmazın haksız işgalinden dolayı murisin 07.01.2014 ölüm tarihinden itibaren, HMK'nın 107. maddesi uyarınca alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda artırılmak üzere, şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin dava konusu taşınmazı muristen satın aldığını ve satış bedelini murisin banka hesabına iki eşit taksit şeklinde ödediğini, 141.000 TL satış bedelinin 150.000 TL olarak ödendiğinin dekontlardan anlaşılacağını, satış bedelinin alındığına dair muris tarafından belge verildiğini, muris ile müvekkili arasında düzenlenen ve şahitler tarafından da imzalanan 'Satış Sözleşmesi' başlıklı belgede taşınmazın satıldığı, bedelinin banka üzerinden alındığı ve hiçbir alacağın kalmadığının açıkça ifade edildiğini, müvekkiline yapılan satışın muvazaalı olmayıp gerçek bir satış olduğunu, davaya konu taşınmazın murisin tek malvarlığı olmayıp başkaca menkul ve gayrimenkullerinin de bulunduğunu, murisin terekeye dahil olan birçok taşınmazdan sadece bir tanesini satıp temlik ettiğini, murisin davacıya Çemişgezek'de bir daire ve otomobil satın aldığını, davacının davasına dayanak yaptığı Mahkemenin 2015/216 Esas, 2018/243 Karar sayılı kararındaki gerekçelerin eldeki davada emsal alınmasının mümkün olmadığını, zira davalardaki somut olguların farklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların murisi ...'ın dava konusu 40 63... parselde kayıtlı 99 numaralı bağımsız bölümü davalıya devrettiği, murisin diğer mirasçıları ... ve ...' ın açmış olduğu Mahkemelerinin 2015/216 Esas sayılı dosyasında satışın muvazaalı olması nedeniyle tapu iptali-tescile dair karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği gözetildiğinde dava dosyasının kesin delil niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı 5/8 payının 2/8'inin iptali ile davacı adına tesciline, 22.574,23 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından (katılma yoluyla) ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ecrimisil talebine yönelik yapılan incelemede davacı taraf murisin ölüm tarihi ile dava tarihi arası dönem için ecrimisil isteğinde bulunmuş olup davalının zamanaşımı def'i bulunmadığından Mahkemece bilirkişi tarafından yapılan hesaplama uyarınca davacının miras payı oranı gözetilerek murisin ölüm tarihi ile dava tarihi arası dönem için ecrimisile hükmetmesinde de isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafın vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazının incelemesine gelince; davacının tapu iptali ve tescil ile ecrimisil isteklerinde bulunduğu, davanın her iki talep yönünden de kabulü halinde her bir talep için harçlandırılan dava değeri üzerinden davacı lehine ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, belirtilip davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrası düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.