Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/860 E. 2025/2780 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/860
- Karar No
- 2025/2780
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/814 E., 2024/1882 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Senirkent Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/8 E., 2023/134 K. İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2024 tarihli ek kararına karşı davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... köyündeki 520 parsel sayılı taşınmazın evvelinde murisleri tarafından imar-ihya edilip tarıma elverişli hâle getirildiğini, bahçe vasfıyla kullanıldığını, eklemeli olarak 70-80 yıldır nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet olduğunu, Senirkent Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/1127 Esas, 1981/1128 Karar sayılı kararıyla kendi adına hükmen tescil edildiğini ancak infaz edilmeyen ilâmın zamanaşımına uğradığını, taşınmazın orman tahdidi sınırları içinde de bulunmadığını ileri sürerek 520 parselin adına tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu tapusuz taşınmazın 1972 yılındaki orman kadastrosu sırasında orman sınırı dışında bırakıldığını, 1977 yılında ise tapulama çalışmaları sırasında davacı adına tespit edildiğini, ancak Hazinenin tespite itirazı üzerine davacı adına yapılan tespit ve tapulamanın hükmen iptal edildiğini, zilyetlikle iktisap koşullarının varlığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini, 22.02.2017 tarihli ön inceleme duruşmasındaki beyanıyla taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli kararıyla; davacının dava konusu taşınmazda 20 yılı aşkın nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 520 parselde kain 2.556 metrekarelik taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. IV. KALDIRMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Kaldırma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2020 tarihli kararı ile; taşınmazın tapu kaydı hükmen kapatıldığından davanın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil davası olarak görülmesinin yerinde olduğu, ancak Mahkemece imar durumunun sorulması ve TMK'nın 713/4. maddesindeki ilânların yapılması dışında hiçbir araştırma yapılmadığı, ziraat bilirkişisinin hükme elverişsiz raporuna istinaden hüküm verilmesinin doğru olmadığı, taşınmaz sınırında karayolu olduğu hâlde Karayolları Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi gerekip gerekmediğinin değerlendirilmediği, orman tahdit haritası ve tutanaklarının taşınmaza uygulanmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hava fotoğraflarının getirildiği, davacı ... murisi adına aynı çalışma alanında belgesizden edinilen taşınmaz miktarının araştırıldığı, taşınmazın köy yerleşim alanında kaldığı, mera olarak veya kamuya tahsis edilmediği, TMK'nın 713. maddesindeki ilânların yapıldığı, 1 harita mühendisi, 1 fen bilirkişisi ve 3 ziraat mühendisi bilirkişi heyetiyle yeniden keşif yapıldığı, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki keşfen belirlenen değerinin 13.188,96 TL olduğu, 1977 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında senetsizden davacı adına tespit edildiği, Hazinenin tespite itirazı üzerine Senirkent Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.1983 tarihli ve 1983/109 Esas, 1983/163 Karar sayılı kararıyla Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma ilâmına uyularak davacı adına yapılan tespitin mükerrer kadastro olması nedeniyle Hazinenin itirazının kabulüne, davacı adına tespit edilen 530 parsel sayılı taşınmazın ikinci tapulama işleminin iptaline karar verildiği, taşınmazın parsel numarasının ortadan kaldırıldığı, 29.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazda 50 yılı aşkın kesintisiz tarımsal faaliyet yapıldığının bildirildiği, 1975, 1992 ve 2010 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın sınırlarının belirgin olduğu, orman tahdit sınırları içinde kalmadığı, ormanla ilgisi bulunmadığı, davacı lehine TMK 713/1. maddesindeki iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 520 parselde kain 2.556 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın davacı adına tesciline, harç ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davanın mahiyeti gereği yasal hasımlar aleyhine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. C. Ek Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2024 tarihli ek kararıyla istinaf dilekçesinin değerden reddine karar verilmiştir. V. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2024 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 520 parsel sayılı taşınmazın tapulama sonucu davacı adına oluşan tapu kaydının hükmen iptal edilerek tapu kaydının kapatıldığı, davanın TMK'nın 713/1. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olduğu, bu sebeple davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun ek 6. maddesi kapsamında olmadığı, 25.10.2018 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporunda dava tarihinde taşınmazın değerinin 12.780,00 TL olarak tespit edildiği, taraflarca bu tespite itiraz edilmediği, İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihi itibariyle dava değerinin istinaf kesinlik sınırı altında kaldığı, bu sebeple İlk Derece Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin miktardan reddine dair verilen 31.01.2024 tarihli ek kararın yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; taşınmaz üzerinde imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı ve zilyetliğin olup olmadığı ve davacı adına aynı çalışma alanında belgesizden tespit edilen taşınmaz miktarının usulüne uygun şekilde araştırılmadığını, eksikliklerin giderilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve İlk Derece Mahkemesi ek kararının ortadan kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, mülga 466 sayılı Tapulama Kanunu'nun 46/2. maddesi uyarınca hükmen tescil harici bırakılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup temyiz konusu uyuşmazlık İlk Derece Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin miktardan reddine dair ek kararının ve bu ek karara yönelik istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine dair kararın yerinde olup olmadığına ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya kapsamından; ... ili, ... ilçesi, .... köyünde kain 520 parsel sayılı taşınmazın 1972 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında orman tahdidi dışında bırakıldığı, akabinde mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca yapılan tapulama çalışmaları sırasında 2.556 metrekare yüz ölçümlü tarla vasfıyla cedden intikalen, taksimen, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tespit edildiği, Hazinece tespite itiraz edilmesi üzerine (Tapulama Mahkemesine bakmaya yetkili) Senirkent Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.1983 tarihli ve 1983/109 Esas, 1983/163 Karar sayılı kararıyla, orman kadastrosu sırasında tespit harici bırakıldığı halde, sonradan davacı adına mükerrer şekilde yapılan tapulamanın 766 sayılı Kanun'un 46/2. maddesi gereğince geçersiz olduğu gerekçesiyle 520 parselin tapulama tespitinin tüm sonuçlarıyla iptaline, taşınmazın tapu kaydının kapatılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 04.01.1984 tarihinde kesinleşerek taşınmazın tapu kaydının kapatıldığı; dosya kapsamında dava konusu taşınmazın dava tarihinde keşfen belirlenen değerinin 25.10.2018 tarihli kök raporda 12.780,00 TL, 29.12.2022 tarihli ek raporda 13.188,96 TL olarak tespit edildiği, raporlara itiraz edilmediği, anılan değerlerin İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 2023 istinaf sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin değerden reddine dair ek kararın ve ek karara karşı davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.