Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5985 E. 2026/755 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5985
- Karar No
- 2026/755
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/423 E., 2025/310 K.
Mahkeme kararı davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucunda Yozgat ili, Boğazlıyan ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 07... parsel sayılı 3.110,24 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... mirasçıları adına verasette iştirak hükümleri uyarınca tespit ve tescil edilmiş, bilahare taşınmaz taksim sebebiyle kayden ... adına tescil edilmiştir. Aynı çalışma alanında bulunan 1 07... parsel sayılı 4.760,86 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz ise irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... temsilcisi; dava konusu taşınmazların Hazine adına kayıtlı Ağustos 1954 tarih, 4 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürerek tapu iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar tarafından davaya cevap verilmemiş ancak 27.09.2011 tarihli oturumda dava konusu taşınmazların kendilerine babalarından kaldığı ve davacı Hazinenin taşınmazlarla bir ilgisinin bulunmadığı savunulmuştur.
Mahkemece; davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsamadığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacı dayanağı tapu kaydının haritası yahut krokisi bulunması halinde kapsamının 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 20/A maddesi uyarınca belirlenmesi, aksi halde kayıtta yazılı hudut yerlerinin zeminde gösterilmesi suretiyle yöntemince uygulanması, bundan sonra tapu kaydının çekişmeli taşınmaza aidiyeti hususunda hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş; Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davacı dayanağı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiştir.
Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazların belgesizden davalılar adına tespit ve tescil edildiği, davacı Hazinenin ise Ağustos 1954 tarih, 4 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yerin tayini sırasında kayıt ve belgelerin harita, plan ve krokiye dayandığı hallerde harita, plan ve krokinin zemine uygulanması mümkün bulunmakta ise harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunacağı; harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgeler yönünden ise kayıtta belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ise bu sınırlar esas alınmak suretiyle kayda kapsam tayin edileceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, kayıt kapsamı belirlenirken tapunun tesisinden itibaren tüm tedavüllerinden istifade edileceği, yine tapu kayıtlarının iktisap sebepleri belirlenerek tapunun oluşum nedeninin uyuşmazlık üzerindeki etkisinin araştırılması gerektiği şüphesizdir.
Somut olaya gelince; yazılı şekilde davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve uygulama ile hükme esas alınan teknik bilirkişi raporu karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Öncelikle davacının dayandığı Ağustos 1954 tarih, 4 sıra numaralı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritası/krokisi ile birlikte getirtilerek dosya arasına alınmamış, kaydın oluşum nedeni belirlenmemiş, tapu kaydının geldisi olan Aralık 1937 tarih ve 867 sıra numaralı tapu celp edilerek iktisap sebebi ve var ise dayanağı belgelerden yararlanılmamış, tapu kaydı mahallinde yöntemince uygulanmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle, davacı Hazinenin dayandığı Ağustos 1954 tarih, 4 sıra numaralı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri (köy, mahalle, mevki, cins, sınırlar, yüz ölçümü, malik, hisse, geldi, gitti ve revizyona ilişkin tüm bilgileri içerir ve okunaklı şekilde) ile birlikte mahalli Tapu Müdürlüğünden (ulaşılamayan kayıtlar Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından) ayrı ayrı getirtilerek dosyasına konulmalıdır. Bundan sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında, davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydı, varsa tapu kaydının haritası/krokisi uygulanıp kapsamı belirlenmeli, tapu kaydının haritası/krokisi yoksa, zemine uygun değilse veya uygulama kabiliyeti yok ise bu durumda tapu kaydının sınırlarına itibar edilmeli, bu amaçla dayanak tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtta yazılı hudutların yerel bilirkişilerce zeminde gösterilmesi istenilmeli, yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmelidir. Kayıtta yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için davacıya tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, öncesinin mütegayyip eşhastan kalan yerlerden olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanlarının zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, teknik bilirkişiden uygulanan kayıtların hudutları ile kapsamını belirtir, keşfi takibe imkan verir gerekçeli kroki ve rapor alınmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle; davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın Boğazlıyan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.