Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3664 E. 2026/752 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3664
Karar No
2026/752
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/138 E., 2025/130 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R-

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucu, Mardin ili, Midyat ilçesi, ... 1 67... parsel sayılı taşınmaz ham toprak vasfıyla, 1 69... parsel sayılı taşınmaz ise taşlık niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı vekili; çekişmeli taşınmazların 50 yılı aşkın süredir nizasız-fasılasız malik sıfatı ile eklemeli olarak davacının zilyetliğinde bulunduğunu, taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğunu beyanla tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.

Davalı Hazine vekili, aşamalarda davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1 69... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen 9.490,89 metrekarelik kısmı ile 1 67... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen 12.554,58 metrekarelik kısmının tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme koşullarının oluştuğu ve hükmün fer'ileri yönünden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek mahallinde yeniden 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılıp hava fotoğraflarından istifade edilmek suretiyle zilyetlikle iktisap koşullarının araştırılması gereğine değinilerek hüküm bozulmuş, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 69... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen 9.490,89 metrekarelik kısmı ile, 1 67... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen 12.554,58 metrekarelik kısmının tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Bilindiği üzere 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.

Somut olayda; Mahkemece kadastro tespit günü itibariyle zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Dosya arasında yer alan jeodezi mühendisi bilirkişi raporlarının ekinde yer alan hava fotoğraflarına ilişkin suretler incelendiğinde, iddiaya konu taşınmaz üzerinde yer alan münferit birkaç ağaç dışında zilyetlik emaresine rastlanmadığı gibi, tarım yapılan komşu parseller ile kıyaslandığında zeminde taşınmazın ayırıcı unsurlarının da bulunmadığı görülmektedir. Ziraat mühendisi bilirkişi raporuna ekli olup taşınmaz başında keşif günü çekilen görüntülerden ise taşınmazın zemininde ekonomik amaca uygun zilyetliğe tesadüf edilmediği, kim tarafından dikildiği belli olmayan, tarımsal üretim anlamında kapalı bahçe niteliği arz etmeyecek şekilde, ekonomik verim vermekten uzak münferit bir kısım ağaçların yer aldığı, ne var ki dikili muhdesatın zilyetlikle kazanımı ispata elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır.

Yukarıda açıklanan verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraat mühendisi ve jeodezi bilirkişinin dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olduğu ve davalı yararına zilyetlikle taşınmaz edinimine ilişkin koşulların oluştuğuna dair kanaate itibar edilmesi mümkün değildir.

Hâl böyle olunca; Mahkemece, değinilen olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne hükmedilmesi doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Midyat 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3664, K. 2026/752, T. 05.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3664-e-2026-752-k-26e6928a854e