Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4871 E. 2025/4609 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4871
Karar No
2025/4609
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/51 E., 2023/273 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı ...; okuma-yazma bilmemesinden ve saflığından istifade eden davalı oğlu ...’in hileli hareketleri neticesinde, maliki olduğu dava konusu 12 82... parsel sayılı taşınmazı ...’e satış yoluyla devrettiğini, ne var ki yapılan işlemi bilmediği gibi herhangi bir bedel de almadığını, uzun yıllardır oturduğu taşınmazı devretmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, yine işlem tarihinde fiil ehliyetinin de bulunmadığını, davalı ...’in açılacak davalardan kurtulmak maksadıyla çekişmeli taşınmazı muvazaalı olarak emlakçılık yapan ve tarafları tanıyan diğer davalı ...’e devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini, mümkün olmazsa taşınmaz bedelinin tahsilini istemiş, yargılama sırasında davacı ...’in ölümü üzerine mirasçıları tarafından dava takip edilmiş, bilahare davacı mirasçıları vekili, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında devredilmesi nedeniyle HMK'nın 125. maddesi gereğince davalılara karşı tazminat davası olarak davaya devam ettiklerini bildirmiştir.

II. CEVAP Davalı ...; hilenin nasıl gerçekleştirildiğinin açıklanmadığını, 4721 sayılı TMK’nın 1023. maddesi uyarınca taşınmazı iyiniyetli olarak satın aldığını, baba-oğul arasındaki muvazaanın kendisini ilgilendirmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ise babası ...’in çekişmeli payı kardeşlerinden mal kaçırmak amacıyla kendisine devrettiğini, davalı ...’e devri de emaneten, para almadan yaptığını, devre konu payın mirasçılara iadesi gerektiğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; temlik tarihinde ...’ın fiil ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun raporu ile sabit bulunduğu, hile iddiasının ise kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 03.11.2021 tarihli ve 2020/3197 Esas, 2021/6375 Karar sayılı kararı ile; hukuki ehliyetsizlik nedeni yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, aldatma (hile) hukuki nedeni yönünden ise davacının, iradesinin sakatlanması neticesinde temliki gerçekleştirdiği, dava konusu pay davalı ... tarafından diğer davalı ...’e devredildiğine göre ikinci el konumundaki davalı ...’in iyiniyetli edinen olup-olmadığı, bir başka ifade ile davalı ...’in 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağının aydınlatılması, bu hususun toplanan ve toplanacak deliller ile ortaya çıkarılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı ...'ın davacıya karşı hileli bir davranışının tespit edilemediği, mirasçılar tarafından her ne kadar muvazaa iddiaları ileri sürülmüş ise de davanın muvazaaya dayalı olarak açılmış bir tapu iptali ve tescil davası olmadığı, kaldı ki dava konusu satış işleminin tarafı olan ...'ın kendi muvazaasına dayanamayacağı, ön inceleme aşaması geçtikten sonra muvazaa iddiası ileri sürülmesinin iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı nedeni ile mümkün olmadığı, davalı ...'ın kötüniyetli olduğunun ise ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, herhangi bir gerekçe gösterilmeden tanık dinlemekten vazgeçildiğini, davacının temlik işleminin gerçekleştiği dönemde akli dengesinin yerinde olmadığını, delillerin gözardı edilip gerekli inceleme yapılmadığını, davacının durumu dikkate alınmadan hile olmadığı yönünde karar verildiğini, davada iç içe geçmiş birbirine bağlı talepler bulunduğunu, iddianın ispatlandığını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; ehliyetsizlik ve hile hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel, bilahare HMK 125. maddesi gereği tazminat istemine ilişkin olup; Dairenin önceki bozma kararında ehliyetsizlik iddiası yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aldatma (hile) hukuki nedeni yönünden ise, davacının iradesinin sakatlanması neticesinde temlikin gerçekleştiği kabul edilmekle; uyuşmazlık, ikinci el konumundaki davalı ...’in iyiniyetli edinen olup olmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağına ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 12 82... parsel sayılı taşınmazdaki 375/3811 pay (fiili olarak 3 75... ’ye isabet eden ve üzerinde 1 02... ’lik iki katlı yapı bulunan) 1943 doğumlu davacı ... adına kayıtlı iken, ...’in bizzat anılan payın tamamını 18.10.2014 tarihli akitle davalı oğlu ...’a (1984 doğumlu) 19.200,00 TL bedelle satış yoluyla temlik ettiği, davalı ...’in de çekişmeli payı 02.09.2015 tarihli akitle diğer davalı ...’a 136.000,00 TL bedelle ve satış suretiyle devrettiği, davacı ...’ın yargılama sırasında 13.04.2016 tarihinde öldüğü, dava dışı mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edildiği, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında dava dışı üçüncü kişiye devredilmesi nedeniyle HMK'nın 125. maddesi gereğince davalılara karşı tazminat davası olarak davaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; Mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.

Somut olaya gelince; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Dairenin önceki kararında davacı ...’in iradesinin sakatlanması neticesinde temliki gerçekleştirdiğinin anlaşıldığına değinilerek ikinci el konumundaki davalı ...’in iyiniyetli olup olmadığının aydınlatılması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, davacı ... tarafından davalı oğlu ...'e yapılan ilk temlikte hilenin varlığı kabul edilmiş olup Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen, yazılı gerekçe ile davalı ...'in hileli bir davranışının tespit edilemediğinden bahsedilerek davalı ... yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, bozma üzerine, bir kısım davacı tanıklarının dinlenmesi ile yetinildiği, davacı tarafın diğer tanıklarının da dinlenmesine ilişkin talebi bulunduğu halde tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmek suretiyle hüküm tesis edildiği anlaşılmakla, diğer davalı ... yönünden de bozmaya uygun ve hüküm kurmaya elverişli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.

Hâl böyle olunca; taraflarca usulüne uygun olarak bildirilen delillerin eksiksiz olarak toplanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davalı ...’in iyiniyetli olup-olmadığı, bir başka ifade ile TMK’nın 1023. maddesinden istifade edip etmeyeceğinin ortaya çıkarılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4871, K. 2025/4609, T. 20.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4871-e-2025-4609-k-99003b7d385d