Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4183 E. 2025/4216 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4183
- Karar No
- 2025/4216
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/702 E., 2025/328 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; ..............Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 115 ada 11 ve 420 ada 98 parsel sayılı taşınmazların kullanıcısının kendisi olduğu halde doğal sit ve kentsel arkeolojik sit alanında bulunduğu belirtilerek Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazlara zilyet olduğunu ileri sürerek çekişmeli 115 ada 11 parsel sayılı taşınmazda satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 420 ada 98 parsel sayılı taşınmazda miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.11.2014 tarihli ve 2013/227 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.04.2017 tarihli 2015/7551 Esas, 2017/2454 Karar sayılı kararıyla; “Mahkemece iptaline karar verilen tapu kayıtlarının hangi ada ve parsele ait olduğunun açıkça belirtilmediği, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar denilmek suretiyle infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu ” belirtilerek karar bozulmuştur. Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.10.2017 tarihli ve 2017/370 Esas, 2017/628 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.02.2021 tarihli 2017/5778 Esas, 2021/1366 Karar sayılı kararıyla; “ Mahkeme kararlarının 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi ile Anayasanın 141/3. maddesi gereği gerekçeli olması gerektiği, somut olayda Mahkemece hiçbir somut gerekçe gösterilmeden karar verildiği, ortada denetlenebilecek gerekçeli bir karar bulunmadığı ” belirtilerek karar bozulmuştur. Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 420 ada 98 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın reddine, çekişmeli 115 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.12.2023 tarihli 2022/479 Esas, 2023/7633 Karar sayılı kararıyla; “ Mahkemece taşınmazların sit alanında kalıp kalmadığı, kalıyor ise hangi alanda kaldığı hususlarında yeniden araştırma ve inceleme yapılması gerektiği belirtilerek” karar bozulmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların kentsel-arkeolojik sit alanında kaldığı ancak I. grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlığı olmadığı gibi I. ve II. derece arkeolojik sit alanında da kalmadığı, özel mülkiyetle tasarruf edilen yerlerden olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilmelerinde yasal bir sakınca bulunmadığı, dava konusu taşınmazlara ait davacının malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız eklemeli zilyetlik süresinin 40-50 yıldan fazla olduğu, tespit tarihi itibariyle 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde belirtilen mülkiyetin kazanılmasına yönelik şartların davacı lehinde gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kabul kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, incelemenin eksik olduğunu, Kanun'da aranan şartların gerçekleşmediğini, 2873 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi 30.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanun ile değiştirilip buna göre kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği hükmü getirildiğini ve bu değişikliğin kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespit işleri ile devam eden davalarda da uygulanacağının 2863 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddede belirtildiğini, çekişmeli taşınmazların sonradan alına idari kararla sit alanı statü ve derecelerinin değiştirilmiş olmasının geçmişe dönük hukuki sonuç doğurmayacağını belirtilerek ve resen görülecek eksiklikler nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Konya ili, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 115 ada 11 ve 420 ada 98 parsel sayılı sırasıyla 213,40 ve 619,59 m2 yüz ölçümündeki taşınmazlar, beyanlar hanesinde ...’in zilyetliğinde olduğu belirtilerek 115 ada 11 parsel sayılı taşınmazın korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı, 420 ada 98 parsel sayılı taşınmazın 1. derece doğal sit alanında kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Taşınmazların beyanlar hanesine korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı ve doğal sit alanı olduğu ayrıca ...’in kullanımında olduğuna dair şerh konulmuştur. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Ancak 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 7. maddesinin 5. bendi gereğince tescil kararlarının, tescil olunan taşınmazın kadastral bilgileri ile birlikte tapu siciline şerh düşülmek üzere ilgili Tapu Müdürlüğüne bildirilmesi gerekir. Somut olayda; hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda çekişmeli 148 ada 2 ve 473 ada 5 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmalarının yapıldığı zamanda kentsel-arkeolojik sit alanında kaldığı belirtildiği halde, bu hususun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmemesi isabetsizdir. Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile, Mahkeme hükmünün 1. bendinin sonuna gelmek üzere "115 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kentsel arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığının tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesine" cümlesinin yazılması; Mahkeme hükmünün 2. bendinin sonuna gelmek üzere “420 ada 98 parsel sayılı taşınmazın 1. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığının tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dosyanın Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,1086 sayılı HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.