Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4071 E. 2026/3588 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4071
- Karar No
- 2026/3588
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/237 E., 2025/509 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/86 E., 2023/26 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda, ...ili, ...ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 5.650, 49... yüz ölçümündeki taşınmaz, komşu 1 01... parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kaydının miktar fazlası olduğu gerekçesiyle kamu orta malı - mera olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmiştir.
Davacı vekili; dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında mera olarak tescil edilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaza davacının zilyet olduğunu ileri sürerek irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın mera sınırlandırmasının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, bunun mümkün olmaması halinde ise TMK'nın 1007. maddesi gereğince el atma tarihi itibariyle taşınmazın değerinin tespit edilerek el atma tarihinden itibaren işleyecek kamu bankaları için öngörülen en yüksek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, davaya konu taşınmazın mera vasfı taşıdığını, çekişmeli taşınmazın özel mülke ve tescile elverişli olmadığını, davacı tarafın terditli talebi olan tazminat talebi yönünden ise 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, yapılan kadastro tespitinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı on yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğunu, davacı tarafın dosyaya iddialarını ispatlayacak herhangi bir belge sunamadığını, Hazine ve diğer kamu tüzel kişilerinin eldeki davada yasal hasım konumunda olduklarını, bu nedenle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın mera olarak nitelendirilmesinin hukuki ve teknik dayanağının kadastro ekiplerince ortaya konulmadığı ve toplanan tüm deliller itibariyle taşınmazın mera vasfında olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı on yıllık hak düşürücü sürenin 02.08.2016 tarihi itibariyle dolduğu, bu tarihin herhangi bir tatil gününe de isabet etmediği, eldeki davanın ise hak düşürücü sürenin dolmasından bir gün sonra 03.08.2016 tarihinde açıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.12.20 24... /26 59... /6968 Karar sayılı kararı ile; 3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren başlayacağının öngörüldüğü, tespit öncesi nedene dayalı olarak açılan davada, 6100 sayılı Kanun'un "Sürelerin bitimi" başlıklı 92. maddesine göre 10 yıllık hak düşürücü sürenin son gününün, kadastro tespitinin ilânın bitimini takip eden gün olan 03.08.2006 kesinleşme tarihine karşılık gelen 03.08.2016 günü olması karşısında davanın 10 yıllık hak düşürücü sürenin son günü açılmış olduğu açıklanarak işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği belirtilip karar bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmazın mera değil özel çayır vasfında olup davacının nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla yirmi yılı aşkın süreyle zilyetliği altında bulunduğu, dava konusu taşınmazla birebir aynı özellikte olan 1 03... parsel sayılı taşınmaz çayır olarak şahıslar adına yazılmış iken nizalı parselin mera olarak sınırlandırılmasının hatalı olduğu, yöre halkının geçimini büyük oranda hayvancılıkla sağladığı düşünüldüğünde çayır şeklindeki kullanımın ekonomik amaca uygun zilyetlik olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kamu orta malı sicil kaydının iptali ile davacı adına çayır vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili, ...Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı 429,40'ar TL fazla alınan peşin harçların istek halinde temyiz eden davalılar ...Belediyesi ile ...Büyükşehir Belediyesine ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.