Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3994 E. 2025/3956 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3994
Karar No
2025/3956
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/175 E., 2025/110 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl davada davacı; muris .. ... ... ileri gelen ailelerinden birine mensup ve oldukça varlıklı biri olduğunu, çok sayıda değerli taşınmazları bulunduğunu, murisin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak maliki olduğu 394 parsel sayılı taşınmazı 07.04.1982 tarihinde oğulları ... ve ... eşit hisselerle satış yoluyla temlik ettiğini, 1 68... parseldeki 1 nolu bağımsız bölümü 25.02.1997 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile oğulları ... ve .. eşit hisselerle devrettiğini, aynı ölünceye kadar bakma akdi ile 1852 parseli davalı oğlu .., 1850 parseli oğlu ...’e, 6 67... parsel sayılı taşınmazı ise eşit hisselerle ... ve ... ..’ya temlik ettiğini, dava konusu 6 67... parselde 02.05.2008 tarihinde kat irtifakı tesis edildiğini ve toplam 71 adet bağımsız bölümün davalı ... ve ... adına tescil edildiğini, bunların büyük bir bölümünün dava dışı kişilere devredildiğini, davalı ... ve ... üzerinde 1/2'şer hisselerle B blok 4 nolu, C blok ... nolu, D blok ... nolu bağımsız bölümler, F blok ... nolu bağımsız bölümler, G blok 4 nolu bağımsız bölümler olduğunu haricen tespit ettiklerini, murisin taşınmazları satmaya ya da bakıma ihtiyacı olmadığı gibi davalıların da bu taşınmazı satın alma güçlerinin bulunmadığını, murise ölene kadar ikinci eşi .. .. tarafından bakıldığını ileri sürerek taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde müvekkillerinin hissesi oranındaki bedelin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.000,00 TL'sinin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, aşamada terditli olarak tenkis talebinde bulunmuştur.

Birleştirilen 2011/594 Esas sayılı davada davacı ..., aynı iddiaları ileri sürerek 1 68... parseldeki A blok 10, 2, 4, 6, 8 ve 9 nolu bağımsız bölümlerin de tapusunun iptali ile miras payı oranında adına tesciline, bunun kabul edilmemesi halinde miras payına isabet eden bedelden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu da mümkün değilse tenkise karar verilmesini istemiştir.

Birleştirilen 2011/593 Esas sayılı davada davacı ...; asıl davadaki aynı iddiaları ileri sürerek iki dosyada dava konusu edilen taşınmazların tapularının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu da mümkün değilse tenkise karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili; iddiaların aksine muris tarafından müvekkillerine yapılan satış ve ölünceye kadar bakma akitlerinin tarafların sahih iradelerine dayalı olup muris ve müvekkilleri arasında herhangi bir gizli sözleşme bulunmadığını, murisin ölünceye kadar tüm sağlık sorunları, bakım ve gözetimi ile ilgilendiklerini, davacı tarafın murisin sağlık sorunlarıyla yakından ilgilenmediğini, murisin 1995 yılında trafik kazası geçirdiğini, bu nedenle tedavi gördüğünü, tedavi süresince murise müvekkillerinin refakat ettiğini, tedavi sonrasında da murisin müvekkilleri ile birlikte aynı çatı altında kaldığını, davalılara yapılan satışın bedelinin hizmet ve emek olarak ödendiğini, terekedeki taşınmazlar dikkate alındığında temliklerin makul olduğunu, murisin gerçek amacının mirastan mal kaçırmak olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.11.2014 tarihli ve 2013/29 Esas, 2014/527 Karar sayılı kararıyla; dava konusu olayda muris ... ... tespit edilen sosyal ve ekonomik durumu ile hâli refahta olduğu, düzenli gelirlerinin bulunduğu, adına kayıtlı daire, iş yeri ve zeytinlik araziler ile emekli maaşı gelirinin olduğu ve bu nedenle herhangi bir şekilde taşınmaz satım ihtiyacı içerisinde bulunmadığı, keza murisin 1995 yılında trafik kazası geçirmiş olduğunun tıbbi belgeler kapsamından anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde bir taşınmazın satış yolu ile davalı erkek evlatlara 1/2'şer hisse ile, diğer 5 parça taşınmazın ise ölünceye kadar bakma kapsamında devredildiği, murisin terekesinde kalıp dava konusu edilmeyen taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde ise Adliye köyü 124 parsede murisin 1/6 hissesi olduğu ve hisse üzerinde çok sayıda hacizlelerin bulunduğu, Adliye köyü 131 parsede murisin 1/6 hissesi olduğu ve hisse üzerinde çok sayıda hacizlerin bulunduğu, .... Mahallesi 5 63... parselde murisin 1/6 hissesi olduğu ve hisse üzerinde çok sayıda hacizlerin bulunduğu, .... Mahalllesi 5 64... parselde murisin 1/6 hissesi olduğu ve hisse üzerinde çok sayıda hacizlerin bulunduğu, incelenen tapu kayıtları kapsamında dava konusu edilen ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile aynı gün ve aynı işlem ile devredilen taşınmazlar dışındaki diğer terekeye dahil taşınmazların hisseli ve üzerinde haciz kayıtlarının bulunduğu, hukukumuzda baba - oğul arasında ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devir yapılmasını engelleyen bir hüküm bulunmadığı, ancak somut olayda uyuşmazlık, murisin sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapılıp yapılmadığı ve temlike konu taşınmazların tüm malvarlığına göre makul kabul edilebilir oranda olup olmadığı noktasında toplandığı, her ne kadar murisin kaza nedeniyle davalılar tarafından bakımının yapıldığı iddia edilmiş ise de dinlenen tanık beyanlarından davacıların da muris ile olan ilişkilerinde bir kopukluğun bulunmadığının anlaşıldığı, murisin aynı gün ve aynı işlem ile terekesinde bulunan ve üzerinde herhangi bir takyidat bulunmaması sebebiyle rahat şekilde devredilebileceği taşınmazları ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile davalılara devretmesinin hayatın olağan akışına uygun görülmediği, keza belirtilmiş olan hususlar ve Yargıtayın yerleşik içtihatları dikkate alındığında dava konusu edilen taşınmazlar ile tüm tereke oranlandığında dava konusu taşınmazların terekede kalan malvarlığının 24,80 katı olduğu, devredilmeyen ve terekede kalan taşınmazların ise hisseli ve hacizli oldukları dikkate alındığında terekenin tamamına yakın kısmının davalılara devredildiği, bütün bunların yanında murisin ekonomik durumu itibariyle varlıklı bir kişi olması ve taşınmazları devir ihtiyacı bulunmaması, buna rağmen taşınmazların kız evlat ve eş dışındaki erkek evlatlara taksim edilerek devredilmesinin temliklerdeki gerçek amacın bakım karşılığı olmaktan çok eş ve kız evlattan mal kaçırmak amacına yönelik olduğu, bu nedenle davacının tapu iptali yönündeki taleplerinin kabulü ile taşınmazların miras hisseleri oranında davacılar adına tesciline, davacı tarafın bedele yönelik taleplerinin incelenmesinde ise dava konusu edilen 6 67... parsel sayılı taşınmazın davalılara devredildiği tarih itibariyle boş arsa niteliğinde olduğu ve davalılar tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile bağımsız bölüm dairelerin yaptırıldığının tapu kayıtları ve sözleşmeler kapsamında sabit olduğu, davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi davacı tarafça kabul edilmemiş olsa da söz konusu parselin davalılara boş arsa olarak devredilmiş olması dikkate alındığında yapılan bağımsız bölüm dairelerin kat karşılığı inşaat sözleşmesi olmasa dahi inşaat maliyetinin olacağının sabit olduğu, zira aksi durumun kabulü çıplak mülkiyet ile alınan parsele yapılan maliyetlerin paylaşılmaksızın sadece davalılar üzerinde bırakılması ve davacıların bu nedenle haksız olarak sebepsiz zenginleşmelerine yol açacağı, bu nedenle dava konusu 6 67... parsel üzerinde bulunup davalılar tarafından devredilmiş olan ve bedele dönüşen bağımsız bölümlerin bedeli yönünden bilirkişi raporu ile dava öncesinde elden çıkarılan bağımsız bölüm daire bedeli toplamı olarak hesap edilen 4.580,000 TL üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinde davalılara düşen %32 kısım üzerinden, 1/4 miras hisseleri dikkate alınmak suretiyle bedele yönelik taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından süresinde katılma yolu ile temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Dairenin 19.03.2019 tarih ve 2015/18353 Esas, 2019/1969 Karar sayılı kararıyla; dosya içeriği ve toplanan delillerden, muris ...’ın 18.08.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak davacı eşi ... ile ilk eşinden olma davacı kızı ..., davalı oğlu ... ve kendisinden önce ölen oğlu ...’ın çocukları davalılar ..., .. ve ..’in kaldığı, murisin maliki olduğu 394 parseli 07.04.1982 tarihinde davalı ... ve ...’e satış suretiyle, 1852, 1850, eski 5 64... , eski 5 64... parseller ile 1 68... parseldeki 1, 2, 4, 6, 8, 9 ve 10 nolu bağımsız bölümleri ... ve ...’a ölünceye kadar bakma akdi ile 25.02.1997 tarihinde temlik ettiği, eski 5 64... ve eski 5 64... parsellerin birleştirilmesi ile oluşan 6 67... parsel sayılı taşınmazda 02.05.2008 tarihinde tesis edilen kat irtifakı ile oluşan bağımsız bölümlerin davalı ... ve ... adına tescil edildiği, somut olgular ve deliller birlikte değerlendirildiğinde satış suretiyle devredilen 394 parsel sayılı taşınmaz yönünden temlikin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı saptanarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalıların buna ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığından reddine; davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince, ölünceye kadar bakım akdiyle davalılara temlik edilen taşınmazlar yönünden Mahkemece yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı olmadığı, şöyle ki, ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen ve daha sonra birleştirme ile oluşan 6 67... parsel sayılı taşınmazda 23.02.2006 tarihinde akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile oluşan bağımsız bölümlerin bir kısmının davalılar adına tescil edildiği, sözleşmeye göre oluşan bağımsız bölümlerin tamamının değil %32 sinin arsa maliklerine kalacağının kararlaştırıldığı ancak Mahkemece davalılara isabet eden bağımsız bölümler tespit edilmeden sonuca gidildiği, hal böyle olunca, öncelikle 23.02.2006 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalı ... ve ...’in payına isabet eden bağımsız bölümlerin denetime açık bilirkişi raporu ile tespit edilmesi, bu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının ve dava dışı kişilere devredilmiş ise resmi akit tablolarının getirtilmesi, 25.02.1997 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden muris adına ölüm tarihi itibariyle başka taşınmaz olup olmadığının araştırılması, var ise bunların değeri keşfen saptanarak temlikin makul oran içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm deliller yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca değerlendirilerek muris ...’ın temliklerdeki gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken anılan sözleşme ile davalılara isabet eden bağımsız bölümler tespit edilmeden noksan soruşturma ile yetinilip yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün bozulmasına, asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin katılma yolu ile temyiz itirazının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozmaya uyan Mahkemenin 16.04.2025 tarihli ve 2020/175 Esas, 2025/110 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay ilamı doğrultusunda eksikliklerin giderilmesi için 25.10.2021 tarihinde keşif yapıldığı, eski 5 64... ve eski 5 64... parsellerin birleştirilmesi ile oluşan 6 67... parsel sayılı taşınmazda 02.05.2008 tarihinde tesis edilen kat irtifakı ile oluşan bağımsız bölümlerin davalı ... ve ... adına tescil edilmesi ve bu bağımsız bölümlerden bazılarının 3.kişilere devredilmesi nedeniyle her bir bağımsız bölüm için ayrı ayrı bedel hesaplanmasının yanında temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi hususlar da dikkate alınarak kök ve ek raporlar alındığı ve yargılama süresince tarafların itirazlarının irdelenmesi amacıyla ek raporlar alındığı, murisin ... ili, ... ilçesindeki taşınmazlarını iki oğluna kalacak şekilde devrettiği, buradaki amacın kız çocuğu olan ... ... (evlenmekle ..) ve ikinci eşi olan ...’nun mirastan pay almasını engellemek olduğu, devir tarihinde tüm mirasçıları kapsayacak şekilde bir paylaşım yapılmadığı, ülkemizde kız evlatlara mal bırakmamaya dayalı yerleşik gelenek bulunduğu da gözetildiğinde murisin erkek çocuklarını kız çocuklarından üstün tutarak taşınmazı erkek çocuklarına bağışlamak istediği, bu nedenle oğulları ... ve ...’e tapuda satış ve ölünceye kadar bakma akdi ile taşınmazlarının çok büyük bir kısmını devrettiği, 20.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda murisin terekesinde devir yapılmayan yalnızca 1 adet taşınmazının kaldığının rapor edildiği, yapılan devirler de dikkate alındığında ve 20.03.2023 tarihli bilirkişi raporu uyarınca temlik edilen malın tüm mamelekine oranı ile devir yapılan taşınmazların sayısı ve değeri gözetildiğinde murisin oğullarına yapmış olduğu tasarrufların kabul edilebilir ve makul karşılanabilecek sınır içerisinde kalmadığı, o halde somut olayda murisin gerçek iradesinin öz kızı ve ikinci eşinden mal kaçırmak olduğu, dolayısıyla davalılara yapılan satış işleminin muvazaalı olduğu, satışın tarafların gerçek iradesine uygun olmaması nedeniyle, gerçekte yapılmak istenen bağış sözleşmesinin ise resmi şekle uygun olmaması sebebiyle geçersiz olduğu 01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı İBK’da sözü edilen muris muvazaasının somut olayda gerçekleşmiş olduğu, 23.06.2023 tarihli bilirkişi raporu ile 6 67... sayılı taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ... ve ...’e kalan bağımsız bölümlerden satılmış olan 51 adet bağımsız bölüm bulunduğu, bu bağımsız bölümlerin 3. kişilere devredilmesi nedeniyle tapu iptal-tescil kararı verilemeyeceği ve davalıların yalnızca bedelden sorumlu olacakları, kalan 22 adet bağımsız bölümün davalılar ve mirasçıları adına kayıtlı bağımsız bölüm olduğu, bu kısımların davalıların ve mirasçılarının uhdesinde bulunduğu, bu sebeple de tapu iptali ve tescil hükmü kurulabileceği gerekçesiyle bir kısım taşınmazlar yönünden tapu iptali ve tescile bir kısım taşınmazlar yönünden ise 23.06.2023 tarihli bilirkişi raporu da esas alınmak üzere davacıların miras payları oranında bedele hükmedilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, ölünceye kadar bakma akdi ile yapılan temlikler yönünden murisin gerçek niyeti ve bakım ihtiyacı olup olmadığının araştırılmadığını, sadece bakma karşılığı temlik edilen taşınmazlar ile terekede kalan taşınmazların oranlamasının yapılması ile yetinildiğini, Yargıtayın kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalılara isabet eden bağımsız bölümlerin tespit edilmesi ve bunlardan dava dışı üçüncü kişilere temlik edilen var ise bunların dava tarihi ile değerinin belirlenip buna göre karar verilmesini istediğini, Mahkemenin 6 67... parselde kat irtifakı kurulan bağımsız bölümlerin tamamı üzerinden miras hisseleri nispetinde davacıların alacağına hükmettiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği davalı arsa sahiplerine düşen bağımsız bölümlerin belli olduğunu, bunların B blok 4 nolu; C blok 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 nolu; D blok 1, 3, 5, 7, 11, 12 nolu; F blok 7, 8 ve 9 nolu; G blok 10 nolu bağımsız bölümler olduğunu, Mahkemenin her bir davacı için satılan daireler sebebiyle 167.286,60 TL tazminata hükmetmesi gerekirken her bir davacı için 866.996,67 TL tazminata hükmettiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalılara kalan bağımsız bölümlerden satılan bağımsız bölümler için her bir davacıya 699.710,07 TL fazla alacağa hükmedildiğini, Yargıtayın bozma kararına aykırı olarak müteahhide kalıp satılan bağımsız bölümlerin de sanki davalı arsa sahiplerince satılıp parası alınmış gibi kabul edilerek karar verildiğini, Mahkemece arsa sahiplerine isabet eden bağımsız bölümlerin açıkça belirlenmediğini, yine bunlardan dava dışı üçüncü kişilere satılanların değerinin tespit edilip buna göre miras payı oranında alacağa hükmedilmediğini, Mahkemenin hangi hesaplamaya göre alacağa hükmettiğinin gerekçeli kararında açıklanmadığını, yine davacı taraf kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşa edilip kat irtifakı kurulan 71 adet bağımsız bölümün tapusunun iptali ile satılan var ise bedelinin miras payı oranında ödenmesini dava ettiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği arsa sahiplerine isabet eden bağımsız bölüm sayısının 23 olduğunu, 48 adet bağımsız bölüm yönünden davanın reddedildiğini, asıl ve birleştirilen dava yönünden 48 adet bağımsız bölümün davacıların 1/4 miras payına isabet eden kısmı için harca esas değeri yönünden ret vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı tarafa ödenecek vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleştirilen davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali-tescil ve bedel, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’ın 18.08.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak davacı eşi ... ile ilk eşinden olma davacı kızı ..., davalı oğlu ... ve kendisinden önce ölen oğlu ...’ın çocukları davalılar .., .. ve ...’in kaldığı, murisin maliki olduğu 394 parseli 07.04.1982 tarihinde davalı ... ve ...’e satış suretiyle 1852, 1850, eski 5 64... , eski 5 64... parseller ile 1 68... parseldeki 1, 2, 4, 6, 8, 9 ve 10 nolu bağımsız bölümleri ... ve ...’a ölünceye kadar bakma akdi ile 25.02.1997 tarihinde temlik ettiği, eski 5 64... ve eski 5 64... parsellerin birleştirilmesi ile oluşan 6 67... parsel sayılı taşınmazda 02.05.2008 tarihinde tesis edilen kat irtifakı ile oluşan bağımsız bölümlerin davalı ... ve ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) m. 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. (818 s. Borçlar Kanunu'nun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614 (BK) m. 514)).

Bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.

Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunu değil de bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur.

Murisin ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.

Hemen belirtilmelidir ki; Yerel Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir ( 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).

Ne var ki Mahkemece, bozmaya uyulmakla ilgilileri yönünden usuli kazanılmış hak doğmasına karşın bu temel usul kuralı göz ardı edilerek bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.

Şöyle ki; önceki bozma ilamında ölünceye kadar bakma akdi ile davalılara temlik edilen taşınmazlar yönünden Mahkemece yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı, ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen ve daha sonra birleştirme ile oluşan 6 67... parsel sayılı taşınmazda 23.02.2006 tarihinde akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile oluşan bağımsız bölümlerin bir kısmının davalılar adına tescil edildiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre oluşan bağımsız bölümlerin tamamının değil %32'sinin arsa maliklerine kalacağının kararlaştırıldığı, ancak Mahkemece davalılara isabet eden bağımsız bölümler tespit edilmeden sonuca gidildiği, Mahkemece kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalılar ... ve ... payına isabet eden bağımsız bölümlerin denetime açık bilirkişi raporu ile tespit edilmesi, bu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının ve dava dışı kişilere devredilmiş ise resmi akit tablolarının getirtilmesi, 25.02.1997 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden muris adına ölüm tarihi itibariyle başkaca taşınmaz olup olmadığının araştırılması var ise bunların değerinin de keşfen saptanarak temlikin makul oran içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca değerlendirilerek murisin temliklerdeki gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğine işaret edildiği halde bozma ilamı sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilen hususların aydınlatılmadığı, Mahkemece 23.02.2006 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca dava konusu 6 67... parsel sayılı taşınmazda hangi bağımsız bölümlerin davalılara, hangi bağımsız bölümlerin yükleniciye isabet ettiğinin açıkça tespit edilmediği, ayrıca Dairemizce Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede 6 67... parsel sayılı taşınmaz üzerinde toplam 69 adet bağımsız bölüm olduğunun tespit edildiği, ancak Mahkemece kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile bağdaşmayacak şekilde neredeyse dava konusu taşınmaz üzerindeki bağımsız bölümlerin tamamını teşkil edecek şekilde asıl ve birleştirilen davalarda hükme esas alınan 23.06.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 6 67... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 51 parça bağımsız bölüm yönünden bedel isteğinin kısmen kabulüne, aynı taşınmazda halen davalılar adına kayıtlı bulunan 13 parça bağımsız bölüm yönünden ise tapu iptal ve tescil talebinin ise kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; önceki bozma kararında da belirtildiği üzere, Mahkemece varsa bağımsız bölümlerin dağılımına dair kat karşılığı inşaat sözleşmesine ek tadil sözleşmesinin ve kat irtifakı tesisine dair belgelerin mercinden sorularak dosya arasına alınması, 3 kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalılar ... ve .. payına isabet eden bağımsız bölümlerin denetime açık bilirkişi raporu ile tespit edilmesi, bundan sonra 25.02.1997 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden muris adına ölüm tarihi itibariyle başkaca taşınmaz olup olmadığının araştırılması, var ise bunların değerinin de keşfen saptanarak temlikin makul oran içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca değerlendirilerek muris ... temliklerdeki gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken anılan sözleşme ile davalılara isabet adan bağımsız bölümler tespit edilmeden noksan soruşturma ile yetinilip yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen davalarda davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasa'nın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,

Dosyanın Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

24.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3994, K. 2025/3956, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3994-e-2025-3956-k-064ccd90adbb