Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3975 E. 2025/4133 K. – Tescil
Konu: Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3975
- Karar No
- 2025/4133
- Karar Tarihi
- Konu
- Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/483 E., 2024/316 K.
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; Kahta ilçesi ...köyünde kain kuzeyinde 904 nolu parsel, batısında dere (kuruçay) ve kısmen 645 nolu parsel, doğusunda .................sınırı, güneyinde ise ...köyü bulunan bir kısım taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakıldığını, yaklaşık olarak 30-35 dönüm olan tarla vasfındaki dava konusu taşınmazın tapuya kayıtlı olmadığını, dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri müvekkili ve babası tarafından tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve Devletin ve üçüncü şahısların hüküm ve tasarrufunda bulunmayan yerlerden olduğunu, müvekkilinin kadastro çalışmalarından sonra tapu harici bırakılan taşınmazı kendi imkanlarıyla imar ve ihya ederek tarıma elverişli hale getirdiğini, uzun zamandan beri müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, müvekkilinin nohut, arpa ve benzeri kuru tarım ürünleri ekip biçmekte olduğunu, nizasız ve fasılasız olarak kullandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili; dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacının zilyetliğinin bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, bilahare 17.09.2014 tarihli celsede dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.09.2014 tarihli ve 2013/131 Esas, 2014/612 Karar sayılı kararı ile; nizalı taşınmaz bölümünün imar-ihya edilmediği ve davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nda düzenlenen 14. madde koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 20.01.2014 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 30.332,30 metrekare yüz ölçümündeki nizalı taşınmaz bölümünün davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/1183 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararı ile araştırma eksikliğinden karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 28.03.2018 tarihli ve 2017/419 Esas, 2018/235 Karar sayılı kararı ile; hükme esas alınan 25.01.2018 tarihli teknik bilirkişi raporunda (F) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu, (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinde ise zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, “teknik bilirkişilerin 25.01.2018 tarihli raporunda (F) harfi ile gösterilen 23.556,82 metrekare yüz ölçümlü taşınmaz bölümünün Hazine adına olan kısmının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiş, söz konusu kararın davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine bu kez Dairenin 08.03.2022 tarihli ve 2021/4216 Esas, 2022/1873 Karar sayılı kararı ile; " ... doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, nizalı taşınmaz bölümünün sınırında bulunan 645, 904, 920, 9 62... parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanağı belgeler, taşınmazların kadastro tespiti kesinleşmişse kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilmeli; davacı ve davacının murisi ...adına nizalı taşınmazın bulunduğu çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüğünden (senetsiz defteri) sorularak varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri, taşınmazların kadastro tespiti kesinleşmişse kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilip dosya arasına alınmalı; dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra davacının tek başına dava açma hususunda aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla, nizalı taşınmazın babasından kendisine ne şekilde kaldığı, hangi hukuksal nedene dayanarak (taksim, bağış, satış vs.) adına müstakilen tescil talebinde bulunduğu sorularak açıklattırılmalı; davacıya bu yöndeki iddiasını ispat açısından imkan tanınmalı; davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu sonucuna varılması halinde, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın evveliyatının ne olduğu, evveliyatı itibariyle taşlık, kayalık, çalılık gibi imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, öyle yerlerden ise imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, taşınmazın ne zamandan beri kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtlarının nizalı taşınmazın yönünü ne okuduğu belirlenmeli; teknik bilirkişiye, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişiden, nizalı taşınmazın niteliğini, kullanım durumunu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar-ihya edilip edilmediğini açıklayan, (önceki ziraat mühendisi bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde) tarımsal niteliğini, taşınmazın komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenen sulu ve kuru araziden edinilebilecek taşınmaz sınırları da gözetilmeli; ayrıca TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanları yöntemine uygun bir biçimde yapılmalı, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulmalı, yasal 3 aylık sürenin dolması beklenilmeli, bundan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır...." gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın davacının babasından kendisine intikal ettiği, bu vaziyette taşınmazın esas itibarıyla miras malı vasfında bulunduğu ve taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyetinin mevcut olduğu anlaşılmakla dava konusu taşınmazın yalnızca kendi adına tescil edilmesini isteyen davacının davasının diğer mirasçıların paylarını kapsamadığı görülerek davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; Mahkemece kendilerine muris ...'nın davacı dışındaki mirasçıları yönünden davaya katılmayan ortakların muvafakatlerinin alınması ve dosyaya sunulması için süre verildiğini ve verilen süre içinde bu eksikliğin giderildiğini, buna rağmen Mahkemece hatalı ve eksik karar verildiğini, zira Mahkemenin hem muvafakatleri istediğini hem de bunları dikkate almadığını, ayrıca Yerel Mahkemenin muvafakat dışında da usulüne uygun şekilde kendilerine miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca temsilci tayin ettirmek üzere süre vermesi, buna ilişkin olarak da ara karar kurması, taraf teşkili sağlanmadığı takdirde davanın usulden reddine karar verilebileceğini ihtar etmesi gerektiğini, 01.12.2023 tarihinde mahallinde gerçekleştirilen keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin 30-35 yıl boyunca taşınmazın tarım arazisi olarak işletildiğini bildirdiklerini, dolayısıyla dava konusu taşınmazın esas itibariyle miras malı olduğu kanaatine varıldığını, eğer Mahkeme bu kanaatte ise dava konusu taşınmazın müvekkilinin 2006 yılında ölen babası adına tapu kaydının yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın Hazine adına tescili talepleri hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmediğini, tescil harici yerlerde ekonomik değeri olan taşınmazların halefleri adına; aksi takdirde Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; ... ilçesi, ...köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmazın 1981 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakıldığı, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak eldeki temyize konu davayı 25.04.2013 tarihinde açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; TMK'nın 599. maddesi hükmü uyarınca miras; murisin ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar (menkul- gayrimenkul) üzerinde bu tarih itibariyle hak sahibi olurlar.
Yine ; TMK'nın “Miras ortaklığı” başlıklı 640. maddesinde de;
“Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır…” hükmü öngörülmüştür.
Ayrıca; TMK'nın 702/4. maddesinde “...ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır...” hükmü öngörülmüştür. Buna göre; olağan koruma eylemleri ve buna bağlı olarak onarımlar, mahsullerin toplanması bozulacak olanların satılması, acele olarak yapılması zorunlu bulunan işlemin yerine getirilmesi ile istihkak, el atmanın önlenmesi, tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi taksimi mümkün olmayan talepler, ortaklardan her biri tarafından dava yoluyla ileri sürülebilir.
Somut olaya gelince; Mahkemece, dava ikame edildikten sonra davacının kardeşleri tarafından dava konusu taşınmazın davacıya ferağına ilişkin dilekçeler verilmiş ise de davacının davayı sadece kendi adına tescil talebiyle açtığı, bu dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığıdan diğer mirasçıların ferağa ilişkin beyanlarına itibar edilmediği, dava konusu taşınmazın davacının babasından kendisine intikal ettiği, taşınmazın esas itibarıyla miras malı vasfında bulunduğu ve taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyetinin mevcut olduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın yalnızca kendi adına tescil edilmesini isteyen davacının davasının diğer mirasçıların paylarını kapsamadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; davacının babası 1930 doğumlu ...'nın 23.02.2006 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu ... ile dava dışı çocukları ............. ve ............'nın kaldıkları, hükmüne uyulan Dairemizin 08.03.2022 tarihli bozma ilamında bu hususlar belirtilmek suretiyle davacının tek başına dava açma hususunda aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla, nizalı taşınmazın babasından kendisine ne şekilde kaldığı, hangi hukuksal nedene dayanarak (taksim, bağış, satış vs.) adına müstakilen tescil talebinde bulunduğu sorularak açıklattırılması gerektiğinin belirtildiği, bu kapsamda bozma sonrası davacı vekili tarafından sunulan 21.06.2023 tarihli beyan dilekçesinde; dava konusu taşınmazı davacı ...'in muris babasıyla birlikte köyde oturduğundan beraber ekip biçtiklerinin, babasının ölümünden sonra da bu taşınmazı ...'in ekip biçmeye devam ettiğinin, diğer mirasçıların da kendi aralarında rızai taksim sonucu taşınmazın bu şekilde ... tarafından ekilip biçilmesine muvafakat ettiklerinin, bu hususta Mahkemeye dilekçe sunduklarının bildirildiği, yine davacının dava dışı kardeşlerinin ayrı ayrı kimlik tespitleri yapılmak suretiyle Mahkemeye sundukları dilekçelerinde ise özetle; ".... dava konusu taşınmaz muris babamızdan ...'ya kalan yerlerdendir. Bu sebeple biz tüm mirasçılar bu taşınmaz yönünden tüm haklarımızı ...'ya devrettik. ...'ya ait olan bu taşınmazda hiçbir hakkımız kalmamıştır. Bu sebeple dava konusu taşınmaz yönünden tüm haklarımdan ... lehine feragat ediyorum" şeklinde beyanda bulundukları, bu durumda davacının aktif dava ehliyetini taşıdığı açıktır.
Hal böyle olunca, davacının murisi ...'nın davacı dışındaki mirasçılarının davaya muvafakat ettikleri ve aktif dava ehliyetinin sağlandığı gözetilmek suretiyle işin esasının incelenmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönler itibariyle kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Temyiz eden davalı ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Kahta 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
01.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.