Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3891 E. 2025/5159 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3891
Karar No
2025/5159
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2613 E., 2025/992 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/522 E., 2020/53 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; 1986 yılından beri zilliyetinde olan, üzerinde evi bulunan taşınmazının kadastro tespitleri sırasında adına 645 m² olarak tespit edilmesi gerekirken taşınmazının 99 m²'ye düşürüldüğünü, taşınmazının 546 metrekare eksik tespit edildiğini, taşınmaza ait elektrik ve su aboneliğinin olduğunu belirterek kadastro tespitinin iptali ile eksik yazılan kısmın yeniden tespiti yapılarak adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili; ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan çekişmeli 275 74... parsel sayılı taşınmazın arsa vasfıyla tapuya kaydedildiğini, davacının taşınmazdaki 106/5336 hisseyi 01.06.2006 tarihinde satış yoluyla edindiğini, davacının iddia ettiği üzere yeni yapılmış bir kadastro tespitinin olmadığını, davacının dava dilekçesinden açık iradesini tespit etme olanağı bulunmadığını, Hazine ve Kadastro Müdürlüğü açısından pasif husumet ehliyetinin de olmadığını ileri sürerek davanın husumet yokluğundan reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; dava konusu taşınmazda davalı ... Hazinesinin tapuda herhangi bir hissesinin bulunmadığı, dava konusu yerin imarlı arsa niteliğinde bir yer olduğu, davacının 01.06.2006 tarihinde dava konusu taşınmazın durumunu tapudan bilerek satın aldığı ve dava konusu yerde yeni yapılmış bir kadastro çalışması da bulunmadığı, çekişmeli taşınmazda imar çalışmasının 2003 tarihinde yapıldığı, o yıldan beri de 10 yıllık zaman geçtiği, kadastro çalışmalarının bu 10 yıllık zamandan önce yapıldığının sabit olduğu gerekçesi ile davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı davaya konu taşınmazının kadastro tespiti sırasında 5 46... eksik yazıldığını belirterek Hazine ve Kadastro Müdürlüğünü hasım gösterip eldeki dava açmış ise de davaya konu 275 74... parsel sayılı 53 36... yüz ölçümlü taşınmazda davacının 106/5336 payı olduğu, taşınmazın imar parseli olduğu, davacının payını 01.06.2006 tarihli satış işlemi sonucu edindiği, eldeki davanın 03.12.2018 tarihinde açıldığı, davalı ... Hazinesinin tapu da kayıt maliki olmadığı, tapu iptali ve tescil davasının kayıt maliki aleyhine açılması gerektiği açıklanarak Mahkemece davanın pasif dava ehliyet yokluğundan reddine karar verilip maktu vekalet ücreti takdirine hükmedilmesinin yerinde olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Nedenleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının dava konusu taşınmazı çok uzun yıllardır kullandığını, imar barışı ve sair hükümlere göre davacının hak sahibi olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin yüksek olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir .

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.

Kadastro sonucunda; Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 275 74... parsel sayılı taşınmaz arsa vasfıyla ... ve dava dışı paydaşlar adına kayıtlanmıştır.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3891, K. 2025/5159, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3891-e-2025-5159-k-719ba407cde5