Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2526 E. 2025/2925 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2526
Karar No
2025/2925
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/263 E., 2025/360 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/489 E., 2018/321 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle, duruşma isteğinin değerden reddine karar verilip; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 326 parsel sayılı taşınmazın taraflarının zilyetliğinde olduğunu, ancak Mahkemece dosya oldu bittiye getirilerek yanlı karar verilip kesinleştirildiğini, yolsuz tescil iddialarının değerlendirilmediğini bu nedenle yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalılar, talebin reddi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2024 tarihli ve 2015/489 Esas, 2018/321 Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacılar tarafından sunulan 26.07.2024 tarihli dilekçe ile yargılamanın yenilenmesinin istenildiği, yargılamanın yenilenmesi talep edilen Mahkemenin 17.07.2018 tarih 2015/489 Esas 2018/321 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurulduğu, kararın istinaf ve temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği, davacı tarafça yargılamanın yenilenmesi sebepleri olarak ileri sürülen sebeplerin yargılanmanın yenilenmesi davasında incelenebilecek bir husus olmadığı, yargılamanın iadesi sebepleri olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesinde sınırlı olarak sayılan nedenler arasında bulunmadığı gerekçesiyle yasal koşulları oluşmayan talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılamanın yenilenmesini isteyen davacılar vekili her ne kadar ilk dosyada yolsuz tescil iddialarının değerlendirilmediğini, Mahkemenin taraflı davrandığını, kendilerinin reddi hakim talebinde bulunduklarını bu durumun yargılamanın yenilenmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek eldeki davayı açmış ise de davacıların ileri sürdüğü yargılamanın iadesi sebebinin, 6100 sayılı HMK'nın yargılamanın iadesi sebepleri başlıklı 375. maddesinde sayılan hallerin hiçbirine girmediği, Yerel Mahkeme tarafından yazılı gerekçe ile yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm kurulduğunu, tüm delillerinin toplanmadığını, deliller arasındaki çelişkinin giderilmediğini, açtıkları davada yolsuz tescil iddialarının değerlendirilmediğini, reddi hakim talebinde bulunduklarını, Mahkemenin yanlı davranarak karar verdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkin olup talebe konu Elazığ 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/489 Esas, 2018/321 Karar sayılı dosyasında; davacıların dava konusu Elazığ ili, Baskil ilçesi, Çiğdemlik köyü, 326 parsel sayılı taşınmazın 1980 yılında kesinleşen kadastro çalışmaları neticesinde 12.500 m² yüz ölçümü ile davalılar adına tapuya tescil edildiğini, kendilerinin taraf olmadığı Baskil Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.1985 tarih, 1985/3554 Esas, 1915 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın yüz ölçümünün 45.716,00 m² olarak düzeltilmesine karar verildiğini, ancak 326 parsel sayılı taşınmaza eklenen 33.216 m²'lik yerin tapu ve vergi kayıtları ile kendilerine ait olduğunun sabit olduğunu beyan ederek dava konusu 326 parsel sayılı taşınmaza eklenen 33.216 m²'lik yerin tapusunun iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istedikleri, Yerel Mahkemece davacı Şirket yönünden aktif husumet yokluğundan, davacı ... yönünden ise hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu 326 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağının 13.10.1980 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 09.11.2015 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, kaldı ki dosya içinde bulunan denetime elverir yeterlilikteki bilirkişi raporu ile 326 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastro çalışmalarından sonra herhangi bir değişiklik işlemine tabi tutulmadığı ve sınırlarında bir değişiklik olmadığı, davacı Şirketin ise 1990 yılında ticaret siciline tescil edilmiş olmasına göre kadastro öncesi bir zilyetliğinin mümkün bulunmadığı gerekçeleri ile esastan reddedildiği, söz konusu kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.01.2022 tarihli ve 2021/3700 Esas, 2022/351 Karar sayılı kararı ile; " ... Çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti 13.10.1980 tarihlerinde kesinleşmiştir. Davacı taraf 09.11.2015 tarihli dava dilekçesi ile kadastro öncesi nedene dayalı olarak 10 yıllık sürenin geçmesinden sonra tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmış olması, davacı Şirketin ise 1990 yılında ticaret siciline tescil edilmiş olmasına göre kadastro öncesi bir zilyetliğinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince davacı Şirket yönünden aktif husumet yokluğundan ve davacı ... yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine ve Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır." gerekçesi ile davacılar vekilinin temyiz taleplerinin reddi ile kararın onanmasına kesin olarak verildiği, böylece kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2526, K. 2025/2925, T. 11.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2526-e-2025-2925-k-0f17b99382ea