Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1998 E. 2025/2717 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1998
- Karar No
- 2025/2717
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/206 E., 2025/201 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/325 E., 2024/707 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar; mirasbırakanları ...'nin davalı ikinci eşi ... lehine birden çok muvazaalı tasarrufta bulunarak mirastan mal kaçırmayı amaçladığını, murisin 42 ada 10 parsel sayılı taşınmazdaki 9 nolu bağımsız bölümü 1/2 paylı olacak şekilde kendisi ile davalı eşinin adına satın aldığını, bedelin muris tarafından ödendiğini, yine muris ...'nin ... ili, ... mevkiindeki arsa niteliğindeki taşınmazının davalı ile evlenmeden çok uzun yıllar önce, davacıların anneleri ile evliyken alındığını, ancak bu taşınmazın ...'nin ölüm tarihi itibariyle terekede bulunmadığını, ...'nin ölümünden yaklaşık bir buçuk ay önce 21.09.2017 tarihinde satıldığını, satış sonucu elde edilen bede.... ve davalı adına açılan ortak hesaba yatırıldığından bu paranın 1/2'sinin davalının sayılacağını, yine mirasbırakan ....'nin, davalı ile evlilikleri süresince daha öncesinden kendisine ait olan arabaları satarak T....marka, bej renk,.... plakalı aracı aldıklarını, her ne kadar ... kendi malvarlığı değerlerini kullanarak mevzu bahis arabayı almış olsa da bu arabanın terekede bulunmadığını, aracın da gizli bağış amacıyla davalı eş adına kaydedildiğini ileri sürerek yapılan işlemlerin muris muvazaası nedeniyle iptali ve terekeye iadesine, aksi halde tüm terekenin hesaplanarak tenkis hükümlerinin uygulanmasına, aksi halde denkleştirme hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı; açılan davanın hukuka ve fiili duruma aykırı olduğunu, muris muvazaası hukuksal sebebine dayanarak açılabilecek olan davalarda 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında belirlenen kurallara uyulmasının zorunlu olduğunu, muris muvazaasından bahsedebilmek için öncelikle temliki tasarrufa konu yapılan malın muris adına kayıtlı olması gerektiğini belirtip açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davacılar her ne kadar davaya konu işlemlerin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığı iddiasıyla dava açmışlarsa da, muris muvazaasına yönelik bu iddialarını TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesine uygun biçimde kanıtlayamadıkları, murisin ölüme bağlı bir tasarrufunun bulunmadığı, toplanan delillerden murisin davalıya tenkise tabi sağlar arası bir kazandırmada da bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dilekçesine ekli vekaletnamelerde Av. ... ve Av. ...'in vekil olarak tayin edildiği, davacılar vekili Av. ...'e gerekçeli kararın 16.12.2024 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiğinin görüldüğü, her ne kadar davacılar vekili Av. ...'ün 02.01.2025 tarihli dilekçesi üzerine gerekçeli karar ikinci kez Av. ...'e 07.01.2025 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edilmiş ise de 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. ve Yönetmelik 18. maddesi gereğince gerekçeli kararın Av. ...'e usulüne uygun olarak 16.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği, dosyada adı geçen avukatın azledildiğine veya istifa ettiğine dair bilgi bulunmadığı, istinaf süresinin bu tarih itibariyle başladığının anlaşıldığı, davacılar vekili Av. ... tarafından iki haftalık süre geçtikten sonra 09.01.2025 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu gerekçesi ile davacı vekili Av. ...'ün istinaf başvuru dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 345, 346/1 ve 352/1-c maddeleri gereğince süre yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili Av.... temyiz dilekçesi ile; İlk Derece Mahkemesince verilen gerekçeli kararın UYAP üzerinden yapılan kontroller sonucunda 16.12.2024 tarihinde dosyayı takip etmeyen Av. ...'e tebliğ edildiğinin görüldüğünü, ancak Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere vekaletnamede ismi olsa dahi dosyayı takip etmeyen avukata yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, yargılama boyunca duruşmalara kendisinin katıldığını ve tüm dilekçelerin kendisinin elektronik imzası ile gönderildiğini, dolayısıyla gerekçeli kararın tebliğ edildiği Av. ...'in dosyayı takip etmediğini, buna ilişkin olarak 02.01.2025 tarihinde yetkili avukata tebligat yapılması için Mahkemeye talep gönderildiğini ve gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde 02.01.2025 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini, akabinde yasal süre içerisinde istinaf yoluna başvurulduğunu, esas yönünden de verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis ve mirasta denkleştirme istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava dilekçesi ekinde yer alan vekaletnamelerde davacıların Av. ... ile Av. ...'i vekil olarak tayin ettikleri, İlk Derece Mahkemesince verilen gerekçeli kararın 16.12.2024 tarihinde e-tebliğ yolu ile Av. ...'e usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, diğer vekil Av. ... tarafından 02.01.2025 tarihinde gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesini istemesi üzerine Mahkemece gerekçeli kararın bu kez 07.01.2025 tarihinde e-tebliğ yolu ile Av. ...'e tebliğ edildiği ve Av. ... tarafından 09.01.2025 tarihinde istinaf dilekçesi sunulduğu anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.