Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/3610 E. 2025/3079 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3610
- Karar No
- 2025/3079
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl ve birleştirilen davaların reddine ilişkin olarak verilen karar asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen duruşmalı temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı ... vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı; kendisinin ve ortağı olduğu Şirketin acil nakit ihtiyaçlarını gidermek amacıyla davalıdan aldığı borcun teminatı olarak maliki olduğu 171 ada 12 parsel sayılı taşınmazla ilgili davalı ile aralarında .... Noterliğinin 17.10.2007 tarihli satış vaadi sözleşmesini düzenlediklerini, borcun ödenmesine rağmen davalının geçersiz satış vaadi sözleşmesine dayanarak Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1148 Esas sayılı dosyası ile açtığı hükmen tescil davasında duruşma günü usulüne uygun bir şekilde kendisine tebliğ edilmeden yapılan yargılama sonucu davanın kabul edilerek taşınmazın yolsuz şekilde davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davada ise davacı, satış vaadi sözleşmesinin müzayaka halinde olmasından yararlanılarak gerçekleştirildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalı, kesin hüküm itirazında bulunup satış vaadi sözleşmesinin tarafların iradelerine uygun olarak düzenlendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.11.2015 tarihli ve 2015/327 Esas, 2015/523 Karar sayılı kararı ile; davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 30.06.2020 tarihli ve 2018/60 Esas, 2020/3257 Karar sayılı kararıyla; " .... Birleştirilen dava açısından ise davacının iptalini istediği gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin noterde yapılmış olması da dikkate alınarak müzayaka halinde yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, iptal-tescil şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirildikten sonra öncelikle birleştirilen davanın sonuçlandırılması, buna dayalı olarakta asıl davada inançlı işlemin bulunup bulunmadığı belirlenerek var ise yukarıda belirtilen ilkeler gereği inançlı işlem iddiası yönünden araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir." gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; birleştirilen dava yönünden; davalının, davacıyı satış vaadi sözleşmesi yapmaya zorladığı hususunun ispat edilemediği, davacının ortağı olduğu anlaşılan tanık Hakkı Süha'nın, daireleri satamayınca davacının üzerine kayıtlı taşınmaz için satış vaadi sözleşmesi imzalandığına, satış vaadi sözleşmesinin imzalanmasını davalı tarafın istediğine, karşı tarafın kendilerinden tapuyu istemediğine, teminat olarak satış vaadi sözleşmesinin imzalanmasını istediğine yönelik beyanından da davalının, davacıyı sözleşme yapmaya zorladığı şeklinde sonuca ulaşılmasının mümkün olmadığı, tanık beyanından anlaşılanın, davalının satış vaadi sözleşmesi yapılması noktasında davacıya teklifte bulunduğu, davacının da bunu kabul ettiği şeklinde olduğu, bunun dışında davalının, davacıyı sözleşme yapmaya zorlayıcı bir eyleminden bahsedilemeyeceği, asıl davada ise; davacı inançlı işlem temeline dayalı olarak satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiğini iddia ederek eldeki davayı açmış ise de davacının satış vaadi sözleşmesini düzenlemesinin icra dosyasındaki satışın engellenmesine yönelik davalıyla yapmış olduğu anlaşma doğrultusunda olduğu, satış vaadi sözleşmesinde taşınmazın satış bedelini nakden ve tamamen aldığını belirtmek suretiyle davalıya satışını vaad ettiği görülmekle inançlı işleme yönelik iddianın sübut bulmadığı gerekçeleri ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçelerinde ve aşamalarda ileri sürdüğü iddialarını yineleyip davacının davalıya biri 55.000,00 TL ve diğeri 65.000,00 TL tutarlı iki adet çek verdiğini ve karşılığında ödünç para aldığını, taraflar arasında kâr elde etmek için faizi karşılığında ödünç para alışverişinin bulunduğunu, davalının bahsi geçen 65.000,00 TL tutarlı çek ile ilgili olarak davacı aleyhine icra takibi başlattığını ve usulsüz tebliğlerle takibin kesinleştiğini, dava konusu taşınmaza haciz şerhi konulduğunu, davalı, avukatı ve noterin hazırlanmış satış vaadi sözleşmesi ile davacının adresine gelerek bu sözleşmeyi imzalamazsa taşınmazın icradan düşük bedelle satılacağını söyleyerek sözleşmeyi imzalamasını sağladıklarını, sözleşmede bahsi geçen 300.000,00 TL'nin nakden alındığı hususunun da doğru olmadığını, davacının banka hesaplarına böyle bir paranın yatmadığı gibi, davalının banka hesaplarından da böyle bir paranın çekilmediğini, banka kayıtları celp edilmeden verilen kararın doğru olmadığını, davalı ... tarafından ferağa icbar davası açıldığında ise yine davacıya usulsüz tebligatlar yapılarak yargılamanın sonlandırıldığını, TBK'nın 19, 26, 31, 36 ve 37. maddelerine göre geçersiz satış vaadi sözleşmesi ile davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, mahkemenin usul ve yasaya aykırı birleştirme kararını tarafların derdestlik itirazını karara bağlamak üzere 2. Asliye Hukuk Mahkemesine iade etmesi gerektiğini, inançlı işlem iddiaları yönünden bozma kararında belirtilen şekilde araştırma yapılmadığını, satış vaadi sözleşmesinde 300.000,00 TL bedel belirlenmesine rağmen, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda taşınmazın sözleşme tarihindeki değerinin 684.235,51 TL olarak belirlendiğini, aşırı yararlanma hususunun ve davacının tefeciden borç para aldığı, yolsuz tescil ile taşınmazın davalı adına kayıtlı hale geldiği hususlarının tüm dosya kapsamı ile sübut bulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava ise yolsuz tescil (satış vaadi sözleşmesinin yok hükmünde olduğu) iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 171 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı iken taraflar arasında düzenlenen .... Noterliğinin 17.10.2007 tarihli ve 19864 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesine konu edildiği, eldeki davanın davalısı tarafından Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan (2009/1148 Esas, 2010/291 Karar) satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilerek anılan kararın 14.06.2012 tarihinde kesinleştiği, Bodrum 1. İcra Dairesinin 2005/3844 sayılı icra dosyası ile davalı ... tarafından davacı ... aleyhine 65.000,00 TL bedelli çek ile ilgili olarak icra takibi başlatıldığı, dava konusu taşınmaz üzerine haciz şerhi konulduğu, 17.10.2007 tarihinde ise alacaklının talebi üzerine satış düşürülmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. madde hükümleri çerçevesinde .... Noterliğinin 17.10.2007 tarihli ve ... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin müzayaka halinde yapıldığı hususunun ve inançlı işlem iddiasının davacı tarafından ispat edilemediği gözetilerek davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 435,50 TL bakiye onama harcının asıl dava için, 435,50 TL bakiye onama harcının birleştirilen dava için temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacıdan alınmasına, 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleştirilen davada davacıdan alınmasına, Dosyanın Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.