Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1910 E. 2025/2719 K. – Tapu İptali-Tesc
Konu: Tapu İptali-Tescil Ve Bedel
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1910
- Karar No
- 2025/2719
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali-Tescil Ve Bedel
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/249 E., 2025/570 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/174 E., 2023/351 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil ve bedel davasından dolayı Bölge Adliye Mahkemesince, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; maliki olduğu dava konusu 39397 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 6 ve 1 numaralı bağımsız bölümlerin satışı için davalı ...’i vekil tayin ettiğini, ancak vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak bilgisi ve rızası dışında taşınmazı eşi olan diğer davalı ...’e satış suretiyle devrettiğini, kendisine herhangi bir bedel de ödemediğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ederek kendisini zararlandırdıklarını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmazların bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar; davacının, davalı ...'in hissedarı olduğu İdeal Çocuk Akademisi Anaokuluna hissedar olmak istediğini, davalıya ait hissenin 500.000,00 TL'ye devri hususunda anlaştıklarını, davacının hisse bedelini üç adet evini satarak ödeyeceğini belirttiğini, davacının evin bir tanesini Temmuz 2021 yılında satarak 135.000,00 TL elden ödeme yaptığını, ancak diğer taşınmazları henüz satamadığından devir bedelinin tamamı ödenmediği için resmi olarak hisse devri yapılmadığını, davacının da çocuğunun istediği okula kaydının yapılabilmesi için bir an önce resmi hissedar gözükmesi gerektiğini belirttiğini ve taşınmazları satmak yerine, kalan hisse devir bedeli olarak iki adet taşınmazını kendisine verdiğini, bu amaçla kendisine vekaletname verdiğini, davacıya ait taşınmazların devri yapıldıktan sonra da hisse devir işleminin yapıldığını, ancak bir süre sonra davacının anaokulundan istediği kazancı elde edemediğini belirterek taşınmazlarını geri istediğini, kendilerinin bu durumu kabul etmediklerini, taşınmazları güncel değerleri üzerinden verebileceklerini söylediklerini, davanın haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.10.2023 tarihli, 2022/174 Esas, 2023/351 Karar sayılı kararı ile; davacının davalılardan ...'in ortağı olduğu anaokulundaki hissesini devralmak maksadıyla 3 dairesinden birisini satıp bedelini verdiği, kalan davaya konu 2 daireyi satamaması üzerine hisse karşılığı davalıya devretmeyi kabul ettiği, vekaletnameyi de bu nedenle verdiği, davalıların karı-koca olması sebebiyle devrin davalı ... üzerine yapılmasının davaya bir etkisi olmadığı, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 10.07.2024 tarihli ve 2023/3160 Esas, 2024/1522 Karar sayılı kararıyla; davacının düzenlediği vekâletname ile maliki olduğu taşınmazların satış yetkisini 16.08.2021 tarihinde davalı ...'e verdiği, vekil davalı ...'in dava konusu taşınmazları 19.08.2021 tarihinde eşi olan davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, resmi senede göre 1 nolu mesken için satış bedelinin 68.000,00 TL, 6 nolu mesken için ise 83.000,00 TL olarak gösterildiği, davalının satış bedelinin 13.08.2021 tarihli şirket pay devri ile ödendiğini belirttiği, ancak taraflar arasında ödemenin bu şekilde yapılacağına ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında gerçekleşen şirket pay devri sözleşmesine göre tarafların birbirlerine karşı edimlerini yerine getirdiklerinin anlaşıldığı, şirket payı devreden ...'in devir sözleşmesinde alacağını tamamen aldığını beyan ettiği, bu sözleşme kapsamına göre tarafların birbirinden bir alacak-vereceklerinin bulunmadığının görüldüğü, bu nedenle daha sonra vekilin yaptığı satış nedeni ile ödemesi gereken bedeli daha önce yaptığı bir sözleşme ile ödediği savunmasına itibar edilemeyeceği, bu hususun tanıkla da ispat edilemeyeceği, tüm dosya kapsamına göre vekilin özen borcuna aykırı hareket ettiği, taşınmazları da davalı eşine devrettiği anlaşıldığından onun da iyiniyetli sayılamayacağı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazların vekâlet görevi kötüye kullanılmak suretiyle vekil davalı ... tarafından diğer davalı ...’e satış suretiyle devrinin yapıldığı, vekilin sadakat ve özen borcuna aykırı hareket ederek satış bedelini davacıya ödemediği, zararlandırma olgusunun somut olayda gerçekleştiği, vekil ile diğer davalının el ve iş birliği içinde hareket ettikleri gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ret kararı verilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de gerekçeli kararda harç iadesi yapılmaması ve vekâlet ücretinin dava değeri üzerinden belirlenmemesinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 16.12.2024 tarihli ve 2024/4266 Esas, 2024/6850 Karar sayılı kararı ile; " .... Somut olayda; eldeki vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı davanın niteliği gereği ispat külfetinin davacıda bulunduğu, davacı tarafından ise davasını ispata yarar herhangi bir delil bildirilmediği, davalı taraf tanıklarının ise davacının şirket hisselerinin devri karşılığı dava konusu taşınmazları devrettiği ve davacının şirkete ortak olduğu, o tarihten itibaren de şirket yönetiminde söz sahibi olduğunu, taşınmazlara ilişkin aidat ve tadilat masraflarının davacıdan talep edildiğini, ancak davacının taşınmazların davalılara satıldığını söyleyerek bu giderlerin davalılardan istenmesi gerektiğini belirttiğini, daha sonra da bu giderlerin davalılarca ödendiğini beyan ettikleri, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde temliklerin iradi olduğu ve davalı ...'ın ortak olduğu şirketteki payın devri karşılığı yapıldığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda vekalet görevinin kötüye kullanıldığını söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca; davacının, iddiasını HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca kanıtlayamadığı, temliklerin vekil edenin iradesine uygun olup vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir." gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının Ankara 2. Noterliğinin 16.08.2021 tarihli vekâletnamesi ile davalı ...'i vekil tayin ettiği, vekil ....'ın da dava konusu bağımsız bölümleri eşi olan diğer davalı ...'e 19.08.2021 tarihinde satış suretiyle devrettiği, 13.08.2021 tarihli pay devir sözleşmesi ile davalı vekil ...'in .... Eğitim İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 49 payını 4.900,00 TL bedelle davacı ...'a devrettiği, dava konusu taşınmazların davalı ...'e devri ile birlikte 19.08.2021 tarihinde davalı ...'in şirket hisselerinin davacı ...'a devrine ilişkin Şirket Genel Kurul kararı alındığı, 19.11.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda dava konusu 6 No.lu bağımsız bölümün satış tarihi itibariyle değerinin 264.110,00 TL, dava konusu 1 Nolu bağımsız bölümün ise satış tarihi itibari ile değerinin 218.721,00 TL olarak tespit edildiği, davalı ...'e devredilen davacıya ait taşınmazların toplam değerinin 482.831,00 TL olduğu, ayrıca davacı tarafından davalı ...'e elden 135.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu durumda davacı tarafından iki adet taşınmaz ve elden nakit ödeme olarak davalı ...'e toplam 617.831,00 TL ödeme yapıldığı, karşılığında davalı ... tarafından davacıya devri gerçekleştirilen ... Eğitim İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 49 hissenin toplam değerinin 490.000,00 TL-612.500,00 TL arasında olacağının belirtildiği, davalı tanıklarının davacının şirket hisselerinin devri karşılığı dava konusu taşınmazları devrettiğini ve davacının şirkete ortak olduğunu, o tarihten itibaren de şirket yönetiminde söz sahibi olduğunu, taşınmazlara ilişkin aidat ve tadilat masraflarının davacıdan talep edildiğini, ancak davacının taşınmazların davalılara satıldığını söyleyerek bu giderlerin davalılardan istenmesi gerektiğini belirttiği, daha sonra da bu giderlerin davalılarca ödendiğini beyan ettikleri anlaşılmakla taşınmaz temliklerinin iradi olduğu ve davalı ...'in ortak olduğu şirketteki payın devri karşılığı yapıldığının, vekil tarafından vekalet görevinin kötüye kullanılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; Yargıtay kararları gereğince limited şirket hisse devrinin geçerli olmasının resmi biçim koşuluna bağlı olduğunu, taraflar arasında usulüne uygun geçerli bir pay devrinin bulunduğunu, buna göre davacı ...'un 49 adet paya karşılık gelen 4.900,00 TL şirket ortaklığını devir aldığını, resmi kayıtların bu şekilde olduğunu, devreden ...'in başkaca bir talebinin olamayacağını, kalan veya devreden ödenmesi gereken bir paranın, alacağın olduğuna dair yazılı bir belgenin bulunmadığını, bu durumda taşınmazların pay devri karşılığında iktisap edildiği savunmasının dinlenemeyeceğini, bu nedenle davalıların savunmalarının araştırılarak tanıkların dinlenmesinin isabetli olmadığını, davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullanarak dava konusu taşınmazları eşine devrettiğini ve bedelini müvekkiline ödemediğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının Ankara 2. Noterliğinin 16.08.2021 tarihli vekâletnamesi ile dava konusu taşınmazları dilediği kişiye dilediği bedelle satışı konusunda davalı ...'i vekil tayin ettiği, vekil ....'ın da dava konusu 37997 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 6 nolu bağımsız bölümleri eşi olan diğer davalı ...'e 19.08.2021 tarihinde satış suretiyle devrettiği, Ankara 2. Noterliğinin 13.08.2021 tarihli ve 15800 yevmiye numaralı pay devir sözleşmesi ile davalı vekil ...'in ... Eğitim İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 49 payını 4.900,00 TL bedelle davacı ...'a devrettiği, dava konusu taşınmazların davalı ...'e devri ile birlikte 19.08.2021 tarihinde davalı ...'in şirket hisselerinin davacı ...'a devrine ilişkin Şirket Genel Kurul kararı alındığı ve bu kararın 20.08.2021 tarihli 10392 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, 19.11.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda dava konusu 6 nolu bağımsız bölümün satış tarihi itibariyle değerinin 264.110,00 TL, dava konusu 1 nolu bağımsız bölümün ise satış tarihi itibari ile değerinin 218.721,00 TL olarak tespit edildiği, davalı ...'e devredilen davacıya ait taşınmazların toplam değerinin 482.831,00 TL olduğu, ayrıca davacı tarafından davalı ...'a Temmuz 2021 döneminde elden 135.000,00 TL ödeme yapıldığının beyan edildiği, bu ödemeye ilişkin dosyada mevcut herhangi bir belge bulunmasa da söz konusu ödemenin davalıların kabulünde olduğu, bu durumda davacı tarafından iki adet taşınmaz ve elden nakit ödeme olarak davalı ...'e toplam 617.831,00 TL ödeme yapıldığı, karşılığında davalı ... tarafından davacıya devri gerçekleştirilen .... Eğitim İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 49 hissenin toplam değerinin 490.000,00 TL-612.500,00 TL arasında olacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozma ilâmına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ilâmına uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.