Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1695 E. 2025/2716 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1695
Karar No
2025/2716
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/754 E., 2025/337 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/333 E., 2023/32 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar; mirasbırakan babaları...'ın maliki olduğu 2217 ada 2,3,4,5,6 parsellerde kayıtlı toplam 1.493 metrekare arsasını 20.10.2005 tarihinde davalı Vakfa yüklemeli olarak bağışladığını, ...'ın davalı Vakfa bağışladığı toplam 1.493 metrekare arsaya tarafların anlaşması ve Vakıf Yönetim Kurulu karar defterinde de görüleceği üzere dini ve hayri hizmetlerde (Kur'an Kursu ve Lojman) yapılması kararlaştırıldığını, tarafların bağışa konu yüklemenin gerçekleşmesi için net bir süre belirlemediğini, "İnşaat mahalle halkı ve hayırsever halkımızın katkılarıyla ve müftülüğümüzün destekleriyle, mahalli imkanlarla en kısa sürede bitirilmeye çalışılacaktır." denildiğini, yine tarafların aralarındaki anlaşmaya göre Kur'an kursunun adının... ve ... Efendi olacağını, ayrıca yine anlaşmaya göre arsanın satılamayacağını, 3. şahıslara devredilemeyeceğini, o zamanki müftünün gidip yenisi gelse dahi bu kurallara aynen uyulacağını, söz konusu yüklemeli bağışlamanın kurallarının taraflarca konulduğunu ve anlaşıldığını, tarafların anlaşması sonucu mülkiyeti davalı Vakfa geçen yüklemeli bağışlamaya konu taşınmazların aradan geçen süre boyunca belirtildiği gibi amacına uygun kullanılmadığını, atıl durumda bırakıldığını, bağışlanan vakıf tarafından kabul edilmiş olan olan yüklemelerin haklı bir sebep olmadığı halde yerine getirilmediğini, muris baba...'ın sağlığında davalı Vakfa bağışladığı arsanın vakıf tarafından ne şekilde kullanıldığını, yüklemelerin yerine getirilip getirilmediğini öğrenemediğini, konuyla alakalı bir bilgisinin olmadığını ve 20.12.2019 tarihinde vefat ettiğini, davalı tarafa bir mükellefiyetin yerine getirilmesi ödevinin yüklendiğinin açık olduğunu, kendilerinin ise davaya konu taşınmazın yüklemeli bağış durumundan ve davalı tarafın mükellefiyetini yerine getirmediğinden henüz bilgi sahibi olduklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı vekili; dava açma süresinin geçtiğini, davacıların dava dilekçesinde murisin hayatta iken şartın yerine getirilip getirilmediğini öğrenemediğini ifade ettiklerini, yani davacıların murisin sağlığında geri alma sebebini öğrenemediğini ifade ve ikrar ettiklerini, şu halde davacıların 297. madde hükmü gereğince vefat tarihinden itibaren bir yıl içinde dava açmış olmaları gerektiğini, murisin vefat tarihinin 20.12.2019 olduğunu, dava tarihinin ise 02.09.2021 olduğunu, arada bir yıldan çok süre olduğunu, dolayısıyla dava açma süresinin geçtiğini, bağışlamanın koşullarının gerçekleşmesi için süre sınırı bulunmaması ve pandemi koşullarının gündelik hayatı ne denli etkilediği göz önüne alındığında haksız açılmış davanın reddi gerektiğini, TBK md. 295'te sınırlı sayılan 3 şartın hiçbirinin gerçekleşmediğini, ayrıca bağışlayanın bağışlama işlemini 2005 yılında yaptığını, kendisinin dahi 2019 yılına kadar böyle bir iddiasının bulunmadığını, ancak vefatından sonra mirasçılarının davayı açarak yersiz iddialarda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2022 tarihli ve 2021/369 Esas, 2022/72 Karar sayılı kararı ile; murisin taşınmazını 2005 yılında belli koşullar altında davalı Vakfa bağışladığı, dava dilekçesinde yer alan mirasçılık belgesinden de anlaşılacağı üzere murisin 20.12.2019 tarihinde vefat ettiği, TBK'nın 297/3. maddesi gereğince bağışlayanın sağlığında geri alma sebebini öğrenememesi nedeniyle mirasçıların ancak murisin ölümünden itibaren 1 yıl içerisinde dava açabileceklerinin öngörüldüğü, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, davanın 02.09.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmakla hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın usulden reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerin Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2022 tarihli ve 2022/771 Esas, 2022/941 Karar sayılı kararı ile; " ... Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve belirlenen dava değeri üzerinden varsa eksik harcın ikmal edilmesi gerekirken dava değeri belirlenmeden ve eksik harç ikmal ettirilmeden karar verilmiş olması kamu düzeni yönünden usul ve yasaya aykırı olup bu yönüyle davacılar vekilinin istinaf istemi yerindedir. Bunun yanısıra, ilk derece mahkemesi tarafından hüküm kurulurken ret nedeniyle alınması gereken harcın "davacılar ... ve ...'tan tahsiline" denilmiş olmakla eldeki dava dosyası davacıları ile alakalı olmayan isimlerin yazılmış olması da doğru bulunmamıştır." gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen sebeplerle kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; murisin taşınmazını 2005 yılında belli koşullar altında davalı vakfa bağışladığı, dava dilekçesinde yer alan mirasçılık belgesinden de anlaşılacağı üzere murisin 20.12.2019 tarihinde vefat ettiği, TBK'nın 297/3. maddesi gereğince bağışlayanın sağlığında geri alma sebebini öğrenememesi nedeniyle mirasçıların ancak murisin ölümünden itibaren 1 yıl içerisinde dava açabileceklerinin öngörüldüğü, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, davanın 02.09.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmakla hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi tarafından TBK'nın 297/3. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf talebinin 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile; Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemenin eksiklik ve yanlış değerlendirme içerdiğini, mirasbırakan babalarının dava konusu taşınmazları davalı Vakfa yüklemeli olarak bağışladığını, mirasçı müvekkillerinin yüklemeli bağışlama durumundan ve davalı tarafın mükellefiyetini yerine getirmediğinden dava tarihinden kısa bir süre önce haberdar olduklarını, her ne kadar söz konusu davada hak düşürücü süre mirasbırakanın ölümünden itibaren 1 yıl olsa da bu sürenin yüklemenin yerine getirilmediğinin veya getirilemeyeceğinin öğrenildiği tarihten itibaren başlaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1931 doğumlu mirasbırakan...'ın 20.12.2019 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı çocukları ... ve ...'in kaldıkları, murisin, adına kayıtlı 2217 ada 2,3,4,5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarını 21.10.2005 tarihinde kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak hibe yoluyla davalı ... Vakfına devrettiği, davalı Vakfın Yönetim Kurulu karar defterinde yer alan 21.10.2005 tarihli kararın içeriğinde bağışlanan taşınmazın dini ve hayri hizmetlerde (Kur'an Kursu ve Lojman) kullanılacağı ve Kur'an kursunun adının... ve ... Efendi olacağının karara bağlandığı, davacıların çekişmeli taşınmazlara ilişkin mükellefiyetin davalı tarafından yerine getirilmediği hususunun mirasbırakanları tarafından sağlığında öğrenilemediğini, kendilerinin ise davayı açmadan önce öğrendiklerini ileri sürmek suretiyle eldeki temyize konu davayı 02.09.2021 tarihinde açtıkları anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1695, K. 2025/2716, T. 28.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-1695-e-2025-2716-k-1fcc1fb0f5b2