Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1512 E. 2026/1524 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1512
- Karar No
- 2026/1524
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/556 E., 2023/444 K.
Ordu 2.Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı tereke temsilcisi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar; davalı ...’in, miras bırakanları ile olan isim benzerliği nedeniyle mirasbırakanları 1926 doğumlu ... oğlu ... adına kayıtlı 2 53... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak tapu müdürlüğüne ifraz işlemi için başvurduğunu, ifrazdan sonra 2 53... ve 31 parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu, bunlardan 31 parsel sayılı taşınmazı davalı ...’e satış suretiyle devrettiğini, konu ile ilgili olarak evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık iddiaları ile başlatılan soruşturmanın devam ettiğini, davalılar adına oluşan kayıtların yolsuz olduğunu ileri sürerek yolsuz tescil nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile mirasbırakanları adına tescilini istemişler, yargılama sırasında davacı ..., muris ...’in terekesine temsilci olarak atanmıştır.
Davalı ...; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde mirasbırakanlarına ait taşınmazların da olduğunu, bu bölgede yakın zamanda kadastro çalışması yapıldığını, tapu müdürlüğünden sorgulama yaptığında 2 53... parsel sayılı taşınmazın adına kayıtlı olduğunu öğrendiğini, taşınmazı kullanmaya başladığını, herhangi br sahtecilik yapmadığını, ceza soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verildiğini, kusurunun bulunmadığını, inceleme neticesinde taşınmazın davacılara ait olduğunun anlaşılması halinde bu duruma muvafakat edeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; yurt dışında yaşadığını, dava konusu 31 parsel sayılı taşınmazın alımı için diğer davalı ile 48.000,00 TL üzerinden anlaştıklarını, vekili aracılığıyla temlikin gerçekleştiğini ve iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “ tüm dosya içeriğinden; çekişme konusu 30... parsel sayılı taşınmazların geldisi olan 1 17... parsel sayılı taşınmazın 1/3 payında ... ve ... oğlu ...’in hak sahibi olduğu halde davalı ...’in taşınmazları adına tescil ettirmek suretiyle kazanımda bulunduğu açıktır. Ne var ki; dosya içeriğinde davacıların mirasbırakanı olan ...’in veraset ilamı bulunmamaktadır. Öte yandan; davalı ... ilk el konumunda olup, 31 parsel sayılı taşınmazı ...'ten satın alan davalı ...’in iyi niyetli olması halinde bu ediniminin korunacağı da kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca; öncelikle davacıların mirasbırakanı 1926 doğumlu ...’in veraset ilamının temin edilmesi, davacılar mirasbırakan adına tescil isteminde bulunduklarından TMK'nın 640. maddesi uyarınca davada yer almayan mirasçıların davaya olurlarının alınması ya da miras Şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması isabetsizdir.
Öte yandan, dosyadaki nüfus kayıtlarından, ayrıca 1913 doğumlu ... ve ... oğlu ...’in olduğu görülmekte olup; 1 17... parsel sayılı taşınmazın paydaşı ...’in davacıların mirasbırakanı olup olmadığının saptanması, eğer davacıların mirasbırakanı ise davalı ... adına kayıtlı 30 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabul edilmesi, 31 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davalı ...’in ediniminde iyi niyetli olup olmadığının TMK'nın 1023. maddesi çerçevesinde tarafların bildirdikleri deliller ışığında açıklığa kavuşturulması, kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde 31 parsel sayılı taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi de doğru görülmemiştir..” gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazların geldisi olan 1 17... parsel sayılı taşınmazın 1/3 payında davacıların murisi ... ve ... oğlu ...’in hak sahibi olduğu halde, davalı ...’in taşınmazı adına tescil ettirmek suretiyle kazanımda bulunduğu, daha sonra taşınmazın ifrazı sonucu 2 53... ve 31 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, bunlardan 31 parsel sayılı taşınmazın 30.06.2015 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle devredildiği, taşınmazı ...’ten satın alan davalı ...’in 4721 sayılı TMK'nın 1023. maddesine göre iyi niyetli olduğu, bu nedenle bu ediniminin korunması gerektiği, davalı ...'in iyi niyetinin asıl olup bunun aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı ... adına kayıtlı dava konusu 30 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, davalı ... adına kayıtlı 31 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, Mahkemece bozma kararına uyulmasına karşın bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme imkanı yoktur.
Şöyle ki; Daire bozma ilamında, dosyadaki nüfus kayıtlarından davacıların murisi 1926 doğumlu ...’den başka 1913 doğumlu ... ve ... oğlu ...’in de olduğu görüldüğünden, 1 17... parsel sayılı taşınmazın paydaşı ...’in davacıların mirasbırakanı olup-olmadığının saptanması, eğer davacıların mirasbırakanı ise davalı ... adına kayıtlı 30 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabul edilmesi, 31 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davalı ...’in ediniminde iyi niyetli olup olmadığının TMK’nın 1023. maddesi çerçevesinde tarafların bildirdikleri deliller ışığında açıklığa kavuşturulması, kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde 31 parsel sayılı taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen, bozma ilamından sonra yine 1 17... parsel sayılı taşınmazın paydaşı ...’in davacıların mirasbırakanı olup olmadığı hususunun tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı, ayrıca 31 parsel sayılı taşınmaz maliki ...’in de iyi niyetli olup olmadığı hususunda yeterince araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; öncelikle 1 17... parsel sayılı taşınmazın paydaşı ... ile davacıların murisi ...’in aynı kişi olup-olmadığının tespiti açısından;
1. Tespiti istenen dava konusu taşınmazın tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle), ayrıca taşınmaz kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmeli,
2. Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazın tapu kaydında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup-bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmeli,
3. Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalı,
4. İstem konusunda tanıklar dinlenmeli,
5. Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Öte yandan; nüfus kayıtlarından 1913 doğumlu ... ve ... oğlu ...’in de olduğu gözetilerek 1 17... parsel sayılı taşınmazın paydaşı ... ile davacıların mirasbırakanı ...’in aynı kişi olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, eğer aynı kişi olduğunun tespit edilmesi halinde davalı ... adına kayıtlı 30 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabul edilmesi, 31 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davalı ...’in ediniminde iyi niyetli olup olmadığının TMK’nın 1023. maddesi çerçevesinde tarafların bildirdikleri deliller ışığında açıklığa kavuşturulması, kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde 31 parsel sayılı taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir.
Davacı tereke temsilcisi vekili ve davalı ... vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, Dosyanın Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.