Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3266 E. 2026/2706 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3266
- Karar No
- 2026/2706
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/1048 E., 2024/216 K.
Asıl dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel; birleştirilen dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı bedel istemine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davada davacı; davalı ...'yi satış yetkisi içeren genel vekaletname ile vekil tayin ettiğini, talimatı olmaksızın vekil tarafından 33 07... parsel sayılı taşınmazda bulunan 32 numaralı bağımsız bölümün aile dostu ve ortağı davalı ...'e temlik edildiğini, onun da davalı emlakçı ...'e satış suretiyle devrettiğini, devrin kısa aralıklarla ve değerinin çok altında bir bedelle yapıldığını, davalıların el ve işbirliği içerisinde kendisini zararlandırdıklarını ileri sürerek asıl davada tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin faizi ile tahsiline, birleştirilen davada bedelin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı ...; davacı ve oğlu adına değişik zamanlarda vekil sıfatıyla daire sattığını, çekişme konusu daireyi davacının oğlunun borcuna teminat teşkil etmesi amacıyla emaneten davalı ...'e devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl davada davalı ...; taşınmazın satımı için aracılıkla görevlendirildiğini, taşınmaz 20-25 gün içinde satılamayınca satıcının kendisine teklif ettiğini, tapu sicil kayıtlarına güven ilkesi gereğince taşınmazı fiyat bakımından uygun bulduğu için satın aldığını, bedelini kullandığı kredi ve birikimleri ile ödediğini, iyiniyetli olduğunu, davacı ile diğer davalıyı tanımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalı ...; zamanaşımı süresinin dolduğunu, taşınmazı davalı ...'den olan 70.000,00 TL alacağına istinaden emaneten aldığını, parası ödenince...nin beyanı üzerine onun arkadaşı ...'e vekalet verdiğini, taşınmazın kime, ne kadara satıldığını bilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne, 225.000,00 TL alacağın asıl davada davalı ... ile birleştirilen davada davalı ...'den tahsiline dair verilen kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairece;...ile vekil...nin el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları hususunda kuşku bulunmadığına değinilerek vekil ...nin yerinde bulunmayan temyiz itirazları reddedilmiş; öte yandan, davalı ...’in emlakçı olduğu, taşınmazın satımı için aracılık ettiği, satılamayınca 140.000,00 TL bedelle satın aldığını savunduğu, ancak ödemeye dair havale ettiği 92.660,00 TL dışında kanıt sunamadığı, ödemeye dair sunduğu 03.05.2012 tarihli satış sözleşmesi adi nitelikte olup her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu, ...hesabından çektiği paranın ise miktarı dikkate alındığında ödemeyi satıcıya ya da vekiline yaptığını yazılı delille kanıtlayamadığı, kaldı ki eldeki davada taşınmazı 140.000,00 TL'ye satın aldığını, masrafları ile birlikte 170.000,00 TL’ye mal olduğunu belirtmesine rağmen ceza dosyasında 170.000,00 TL bedelle satın aldığını savunduğu, davacı tanığı ...’un ifadesinde davalı ...’in kendisine taşınmazı dalavere ile kredi çekerek aldığına yönelik beyanda bulunduğu, emlakçı olan davalının ceza dosyasında 170.000,00 TL bedelle satın aldığını belirtip kendi tanıklarının beyanlarına göre 140.000,00-150.000,00 TL bedelle satışa arz etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gözetildiğinde ediniminde iyiniyetli olmadığı, bir başka ifade ile TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı, bu halde tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulüne karar verilmiş, kararın asıl davada davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine bu kez Dairece; bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak davacının tapu iptali ve tescili isteğinin kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu, ancak birleştirilen dava ile asıl davanın birbirinden bağımsız olduğu, birleştirilen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğinden bahsedilerek asıl ve birleştirilen davaların bağımsızlıklarını korudukları gözetilmek suretiyle her bir dava hakkında HMK'nın 297. maddesine uygun bir hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl davanın kabulüne karar verilerek birleştirilen davada davalı aleyhine tazminat istemine yönelik dava ikame edildiği, taşınmazın tesciline yönelik hüküm kurulması nedeniyle davalı ...'dan tazminat istemine yönelik talebin konusuz kaldığı gerekçesiyle birleştirilen dava yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı tarafça verilen süre tutum talepli dilekçe üzerine 11.03.2024 tarihli ek karar ile 6100 sayılı HMK hükümleri gereği dilekçenin ve talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, asıl davada davalı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl davada davalı ... vekilleri Avukat ... ve Avukat ...ile temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davacı vekili Avukat ... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı; özellikle, Mahkemece asıl ve birleştirilen dava yönünden verilen 07.03.2024 tarihli kararın süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 11.526,75 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davalı ...'den alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.