Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1349 E. 2026/3914 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1349
Karar No
2026/3914
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1162 E., 2024/1398 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/616 E., 2021/454 K. Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı; muris babası ... ...’in kayden maliki olduğu 47 25... , 47 38... , 47 14... , 47 27... , 47 35... , 47 37... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını davalı oğlu...’e, 8 00... parsel sayılı taşınmazdaki mesken niteliğindeki taşınmazı ise davalı torunu ... ...’e bedelsiz ve muvazaalı olarak temlik ettiğini, devrin bağış amacıyla yapıldığını, bedeller arasında aşırı fark olduğunu, taşınmazların murisin ölümünden kısa süre önce devredildiğini, kız çocuklarından mal kaçırıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiş, davacı vekilleri 04.11.2020 tarihli dilekçe ile 8 00... parsel sayılı taşınmaz dışındaki taşınmazlar yönünden taleplerini bedel olarak ıslah ettiklerini bildirmişlerdir.

Davalı; murisin başka mirasçısı da olduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini, harcın az ödenmesi için değerin tapuda düşük gösterildiğini, murisin mal kaçırmasını gerektirir bir durum olmadığını, taşınmazların sonradan çok değerlendiğini, davacının murisin yanına senede bir kez geldiğini, murisle aynı binada yaşadıklarını, 30 sene murisle kendisinin ilgilendiğini, murisin hayattayken 1800 dönümlük malvarlığını eşine ve üç çocuğuna paylaştırdığını, davacıya 450 dönüm verildiğini, annelerinin ölümü ile de 112,5 dönüm verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 7 adet taşınmazın yapılan toplulaştırma işlemi neticesinde 91 adet taşınmaz olarak ifraz olduğu, bu denli büyük taşınmazlara sahip ve sağlığında herhangi bir ekonomik sorun yaşamayan murisin dava konusu 90 adet taşınmazı davalılardan ...'e satış yolu ile devretmesini gerektirecek herhangi bir neden olmadığı, taşınmazların satış bedelinin ödendiğine ilişkin de dosya kapsamına davalılar tarafından yazılı herhangi bir delil sunulmadığı, her ne kadar davalılar murisin tüm bakımını üstlendiklerini ve bu bakımın bedel yerine geçerek taşınmazların devredildiğini savunmuş iseler de dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından murisin bakıma muhtaç olmadığı, hayatı boyunca fiziksel ve zihinsel olarak ciddi bir rahatsızlık geçirmediği, kendi gündelik işlerini kendisinin idame ettirdiği, bakımı konusunda mirasçılarından herhangi birini murisin bakımını üstlenmediği, dinlenen tüm tanık beyanlarından murisin dava konusu tüm taşınmazları bedelsiz olarak davalılara devretmiş olduğu, yapılan devir işleminin muvazaalı olduğu murisin esas amacının mallarını erkek çocuklarından davalı ...'e ve yine bu oğlundan olma erkek torunu olan ...'e devrederek kız çocuğu olan yasal mirasçılarından miras kaçırmak olduğu hususlarının anlaşıldığı, davalı yanın yemin teklifinde bulunması üzerine davacıya HMK'nın 233/2. maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde yemin işlemi yaptırıldığı, davacının usulüne uygun şekilde yemini eda ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin davalı kız çocuğundan mal kaçırma saikiyle hareket ederek mallarını erkek çocuklarının üzerine geçirdiği, yapılan temliklerin muvazaalı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, davalı tarafın teklif ettiği, yemin davacı tarafça ifa edildiğine göre artık yemine konu olan hususlar davacı tarafça ispatlanmış sayıldığı, davalı vekilinin yemin usulüne ilişkin ileri sürdüğü itirazların ifa edilen yeminin sıhhatini etkileyecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalılardan ... ve temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekilleri Avukat ..., Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekilleri için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına, Aşağıda yazılı 201.578,36 TL temyiz giderinin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1349, K. 2026/3914, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-1349-e-2026-3914-k-89b167aba4b3