Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1314 E. 2025/2912 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1314
Karar No
2025/2912
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/148 E., 2014/517 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili; Şırnak ili, Silopi ilçesi, ... köyünde bulunan dava konusu 750 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edilmesi gerektiğini, davalılar ile bir alakası bulunmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar; davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Silopi Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararının temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince karar onanmış, Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/248 Esas sayılı davasında devam eden yargılama sırasında dosya 2004/247 Esas sayılı dava ile birleştirilmiş, bilahare tefrik kararı verilmiş, tefrik kararı üzerine dava konusu 750 parsel sayılı taşınmaz yönünden 2013/148 Esas ile kaydedilen eldeki davada yapılan yargılama sonunda, dava konusu 750 parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri ve onlardan önce de murisleri tarafından kullanıldığı, tespite dayanak Mayıs 290 tarihli tapunun dava konusu taşınmaza sınırları itibariyle uyup uymadığı tespit edilememişse de yüz ölçüm ve mevkii olarak uyduğu, dava konusu taşınmazın davalılara ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, iddianın ispatlandığını, davalıların zilyetlik koşulunu sağlayıp sağlamadığının araştırılmadığını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kadastro çalışmaları sonucu Şırnak ili, Silopi ilçesi, ... köyünde bulunan dava konusu 750 parsel sayılı taşınmazın 290 Mayıs ve 16 sayılı tapu kaydı nedeniyle payları oranında ... (... oğlu), ..., ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ... (... oğlu), ... ..., ... ..., ..., ... ..., ... ..., ... ..., ...,..., ..., ... ..., ... (...) ve... adlarına tespit edildiği, davacı Hazine temsilcisinin dava konusu taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edilmesi gerektiği iddiası dava açtığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; tapu iptal - tescil davaları kayıt malikine karşı açılır. Usul hukukumuzda davaya dahil etme şeklinde bir müessese bulunmayıp bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemeyeceği gibi, hakkında hüküm kurulmasına da imkan yoktur. Öte yandan; taraf koşulu, HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilmelidir (HMK 115/1). Taraf teşkili ise kamu düzeni ile ilgili olup anılan hususun yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği, taraf teşkili sağlanmadan davada esastan hüküm kurulamayacağı açıktır. Somut olayda; dava konusu 750 parsel sayılı taşınmazda 28/1344 pay ile ...'nin, 21/1344 pay ile ... (...)'in de paydaş oldukları, ne var ki anılan paydaşlara husumetin yöneltilmediği ve bu kişilerin dosyada taraf olarak yer almadıkları görülmektedir. O halde; usul ekonomisi ilkesi gözetilerek davacıya anılan paydaşlara/mirasçılarına karşı dava açması için süre verilmesi, dava açılması halinde eldeki dava ile birleştirilmesi gerekirken, anılan husus göz ardı edilerek yargılamaya devam edilmesi doğru değildir. Öte yandan, davada taraf olan paydaşlar ..., ... ..., ..., ... ... (...),... (...), ... (... oğlu), ... ... (...), ... ..., ..., ... (...) ..., ... ..., ... ... (...), ...,... (...), ..., ... (...) ... ve...'in öldüğü, ancak veraset ilamlarının dosya içerisinde yer almadığı, bilahare anılan kişilerin mirasçıları arasında da ölen kişiler bulunduğunun anlaşıldığı, ancak ölen paydaşlar ve mirasçılarının veraset ilamları temin edilmek suretiyle usulüne uygun olarak tüm mirasçılar davaya dahil edilmeden, bir başka ifade ile taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm tesis edilmesi de isabetsizdir. Diğer taraftan; Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; yöntemince tapu kaydı uygulamasının yapılmadığı, dava konusu taşınmazın tespitine esas 290 Mayıs ve 16 sayılı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmediği, ziraat bilirkişi tarafından hazırlanan raporun yetersiz olduğu ve tek kişilik ziraat mühendisi bilirkişi raporu ile yetinilmek suretiyle karar verildiği görülmektedir. Bir diğer husus ise, dava konusu taşınmaza komşu 735 (ifraz ile 788 ve 789 parseller) parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağına göre mera olarak tespit edildiği, dosya içerisindeki mevcut belgelerden çekişmeli taşınmaza komşu parsellerde (734 ve 736 parsel) toprak tevzi çalışmalarının yapıldığının anlaşıldığı, komşu parsel kayıtlarına göre dava konusu taşınmaz yönünün mera olarak okunduğu, ancak bu taşınmazların ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile kadastro tespitine dayanak kayıtları dosya arasına alınmadığı gibi, komşu taşınmazlarda dava konusu taşınmazın yönü mera olarak gösterildiği halde yöntemince mera araştırması da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca; öncelikle davacı tarafa, husumetin yöneltilmediği ve dosyada davalı olarak gösterilmeyen kadastro tespitindeki paydaşlara karşı dava açması için süre verilmeli, dava açılması halinde eldeki dava ile birleştirilmeli; yargılama sırasında ölen kadastro tespit tutanağında belirtilen pay malikleri ile ölen mirasçılarının da veraset ilamları temin edilmek suretiyle mirasçılara davetiye çıkartılıp usulüne uygun şekilde tebliğ yapılarak tüm mirasçıların duruşma günü ve saatinden haberdar edilmeleri, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanıp mirasçılara hukuki dinlenilme hakkı tanınmalı; dava konusu 750 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine esas 290 Mayıs ve 16 sayılı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritası ile birlikte eksiksiz olarak mahalli.......istenilmeli, söz konusu tapu kaydının kadastro tespiti sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılarak tespit edilmeli, revizyon görmüşse revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tutanakları ve oluşmuş ise tapu kayıtlarının onaylı suretleri, revizyon gördüğü taşınmazlar ile bu taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek birleşik haritası ve revizyon gördükleri parsellere komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ile oluşmuş ise tapu kayıtları getirtilmeli; çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin ilk tesisinden itibaren kadastro tespitine dayanak tüm kayıtları, toprak tevzi çalışmalarına ilişkin kayıtları, tablendikatif, belirtmelik tutanakları, belirtmelik tutanağında varsa taşınmazlara uygulanan kayıtları, toprak tevzi harita ve ekleri, yine komşu parsellerin kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının tüm tedavülleri, iktisap nedenleri yazılmak suretiyle intikallerini gösterir tüm geldi ve gittileri eksiksiz olarak temin edilmeli; bundan sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; yapılacak keşifte, dava konusu taşınmazın kadastro tespitine dayanak tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bu suretle dayanak tapu kaydının kapsamı belirlenmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın sınırının neresi olduğu, kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi hakka dayalı olarak hangi sınırlarla kullanıldığı, evveli itibariyle mera olup olmadığı, çekişmeli bölümlerin meranın devamı niteliğinde olup olmadığı, meradan sökülüp sökülmediği hususlarında ayrıntılı ve maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli; beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; teknik bilirkişiden dayanak tapu kaydının varsa revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı, komşu parsellerin dayanağı kayıtların dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğunun belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle taşınmazlar arasındaki sınır ile tapu kayıtlarının sınır denetiminin yapıldığı ve kayıtların kapsamının kesin olarak gösterildiği, keşfi takibe elverişli krokili rapor alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, eğimini, zirai durumunu, bitki örtüsünü bildirir, eğim, toprak yapısı ve bitki deseni yönlerinden komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, taşınmazın komşu parsellerden doğal yahut yapay ayırıcı sınırlarla ayrılıp ayrılmadığını, nasıl ayrıldığını, tasarruf sınırlarının belirgin olup olmadığını, mera, yaylak gibi özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olup olmadığını, meradan sökülerek elde edilip edilmediğini belirtir, taşınmazın tüm yönlerinden çekilecek fotoğraflarla desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine temsilcisinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Silopi 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1314, K. 2025/2912, T. 10.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-1314-e-2025-2912-k-9d576a9faf82