Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1153 E. 2026/899 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1153
- Karar No
- 2026/899
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/144 E., 2024/324 K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucu, Ardahan ili, Merkez ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 95... ve 1 97... parsel sayılı taşınmazlar senetsizden ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı vekili; satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetlliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine; dava konusu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğunu, kadastro tespitinin doğru yapıldığını, zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince "ziraat fakültesi toprak bölümünden bir ziraat mühendisi, bir harita veya kadastro mühendisi ile bir jeolog’dan oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle tespit tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının merciinden getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliğinin ve kullanım süresinin, ne zaman başlandığının belirlenmesine çalışılması" gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairece “1 95... parsel sayılı taşınmaz yönünden kesin hüküm hususunun değerlendirilmesine, 1 97... parsel sayılı taşınmaz yönünden yeniden keşif yapılmasına” değinilerek karar bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda zilyetlikle kazanım şartları oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 1 95... parsel sayılı 19.320,84 metrekarelik taşınmazın (D) harfi ile gösterilen 14.938,58 metrekare ve (H) harfi ile gösterilen 1.081,65 metrekaresinin toplamı olan 16.020,23 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 1 97... parsel sayılı taşınmazın (O) harfi ile gösterilen 1.393,14 metrekare, (K) harfi ile gösterilen 167,48 metrekare ve (T) harfi ile gösterilen 23,78 metrekaresinin toplamı olan 1.584,40 metrekarelik kısmın kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Dava konusu 1 95... parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (D) ve (H) harfleriyle gösterilen bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Davacı, Ardahan Kadastro Mahkemesi dosyasında dava konusu edildiği anlaşılan çekişmeli taşınmazı üçüncü kişiden satın aldığı iddiasına dayanarak eldeki davayı açmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu parsele ilişkin olarak, daha önce davacının babası olan ... tarafından satın alma iddiasına dayanılarak Ardahan Kadastro Mahkemesinin 2007/104 Esas, 2008/231 Karar sayılı dava dosyasında dava açıldığı ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2008/5910 Esas, 2008/7040 Karar sayılı ve 06.11.2008 tarihli ilamı ile onanarak 18.02.2009 da kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ... yönünden sözü edilen Kadastro Mahkemesi kararının külli halefiyet yoluyla kesin hüküm oluşturduğu açıktır. Kural olarak kesin hüküm 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i ve 115/2. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır.
Hâl böyle olunca, mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Dava konusu 1 97... parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (O), (K) ve (T) harfleri ile gösterilen bölümlere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Davacının babası tarafından Kadastro Mahkemesinde açılan davada 1 95... parsel sayılı taşınmaz dava konusu edilmiş ise de 1 97... parsel sayılı taşınmazın dava konusu edilen bölümlerinin 1 95... parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün halinde kullanıldığı, Kadastro Mahkemesinde alınan ziraat raporunda 1 97... parsel ve 1 95... parsel sayılı taşınmazlarda mera bitkilerinin bulunduğu, taşınmazın tarım arazisi olarak kullanılmasının mümkün olmadığının belirtildiği, Ardahan Kadastro Mahkemesinin 2007/104 Esas, 2008/231 Karar sayılı dosyasının eldeki dava yönünden güçlü delil niteliğinde olduğu, davacı lehine kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek değinilen olgulara aykırı düşen soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilerek yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne dair hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Ardahan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.